• Yüzlerce yıllık geleneğin ustası: Chez Galip
    07 Ekim 2019

    (Hüseyin KARADENİZ)

    Yüzlerce yıllık kadim geleneğin ustası, Chez Galip.

    Anadolu’nun en eski medeniyetlerinden Hititlerin önemli yerleşim yerlerinden biri olan Avanos’ta 5’inci kuşak olarak 56 yıldır çömlek ustalığı yapan Chez Galip’in hikayesini ilginize sunuyoruz.

    Bir ailenin yüzlerce yıldır sürdürdüğü kadim zanaat

    Avanos bölgesindeki 300’e yakın çanak atölyesinden birinde çalışmalarını sürdüren Galip usta ailesinin zanaatteki beşinci kuşağı olarak 56 senedir mesleğini sürdürüyor. Bu kadim meslek babadan oğula geçiyor. Babadan oğula geçtiği için erkeklerin mesleği olarak adlandırılan çömlekçilik Chez Galip’in 42 yıl önce mesleği kızlarına da öğretmesi ile birlikte artık kadınlar da bu mesleği başarıyla sürdürüyorlar.

    Kadınlar eliyle Türkiye’den dünyaya yayılıyor

    Mesleği kadınlara da öğreten Galip usta günümüzde İsviçre, Hollanda, Fransa, ABD, Rusya, Japonya Belçika, Çin ve Ekvator başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinden gelen kadınlara mesleğin inceliklerini öğretiyor. Ustanın yanında staj yapan kadınlar bu kadim mesleğin bilgisini kendi ülkelerine taşıyor. Chez Galip bu başarısını, “bu meslek artık hem kadınların hem de erkeklerin mesleğidir” diyerek gururla paylaşıyor. Ustanın atölyesinde de bir çok kadın üretim sürecinin çeşitli aşamalarında görev alıyor.

    Çoçukluktan başlayan merakla 20 yıllık ustalık

    20 yıldır Galip Usta ile birlikte çalışan ve kendisi de bir usta olan Kadir Karakuş, beyaz çamur ve kırmızı çamurdan yapılan çömleklerin üretim süreçlerinin farklı olduğunu söylüyor.

    Çocukluktan beri çömlek üretiminin içinde olan ve seramik yüksekokulunda bu mesleğin eğitimini de alan Kadir Usta, kırmızı çamurdan üretilen çömleklerin katkısız olduğunu fakat beyaz çamurdan elde edilen çömleklerin çeşitli katkı maddeleri ile iki kere fırınlanarak üretildiğini paylaşıyor.

    56 yıllık ustadan çömlek yapımının aşamaları

    Atölyelerde üretilen çömleklerin toprağı Kızıl Irmak’ın eski yataklarından elde edildiğini belirtiyor Chez Galip. Avanos’un çevresindeki dağlardan alınan bu topraklar içerisinde taş barındırmaması için kalburlarda elenerek inceltildiğini aktarıyor.

    Endojen granit kayaların parçalanması ile meydana gelen bu topraklar elendikten sonra çuvallanarak atölyeye taşınıyor. Atölyedeki havuzlarda su ile yoğrularak hamur haline getiriliyor.

    El mahareti ile ve basit aletler kullanılarak şekil verilen toprak hamuru artık yavaş yavaş çömleğe dönüşüyor.

    Çömlekler kuruması için bir süre bekletildikten sonra yanma odası ve pişirme odası olmak üzere iki odadan oluşan fırınlarda pişiriliyor.

    Pişirilen çömlekten fırından çıktıktan sonra parlatılmamışsa mat kalıyor, parlatılan çömleklerin yüzeyleri ise pürüzsüz hale geliyor.

    Atölyenin en güzide parçası: Hitit Güneşi

    Anadolu’nun en eski medeniyetlerinden biri olan Hitit Uygarlığı’ndan kalan bir eser olan Hitit Güneşi’nin aslı Anadolu Medeniyetler Müzesi’nde sergileniyor.

    Hitit dönemine ait bir form olan ve Hitit Halkalı Testisi olarak da anılan Hitit Güneşi, o dönemlerde dinsel törenlerde kulanılıyormuş ve kötülüklerden koruduğuna inanılıyormuş.

    Hitit Güneşi’nin orijinal halinde bulunmayan hayvan figürleri ise Hititlerin mağaralara çizdikleri hayvan figürlerine dayanıyor. Ve günümüzde bölgedeki kadınların el emeği ile testilere işlenerek günümüzdeki renkli ve ilgi çekici Hitit Güneşi ortaya çıkıyor.

    * Fotoğraflar: Volkan Yalçın

    **Bu içeriğin bir kısmı PTT Hayat dergisinde yayınlanmıştır.