• Türkiye özel sektör eliyle borçlanmaya devam ediyor
    17 Eylül 2019

    Türkiye 2019’un ilk çeyreği itibariyle tarihinin en yüksek dış borç miktarlarından birini gördü. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında dış borcun GSYH’ye oranı yüzde 54,8 iken bu seviye ilk defa geride bıraktığımız dönemde geçildi. 2018’in son çeyreği ve 2019’un ilk çeyreği baz alındığında dış borcun GYSH’ye oranı yüzde 60,6 oldu. Türkiye bu oran ile kendi rekorunu kırarken Avrupa ülkeleri arasında ise 14. sırada yer aldı. Avrupa’da dış borç miktarı GSYH’ye oranla en yüksek olan ülkeler ise sırasıyla, yüzde 173,3 ile Yunanistan, yüzde 132,5 ile İtalya ve yüzde 119,7 ile Portekiz oldu.

    Rekora koşuyor

    Hazine ve Maliye Bakanlığı ve TÜİK verilerine göre Türkiye’nin dış borcu 2019’un ilk çeyreği itibariyle 453.4 milyar dolar düzeyinde. 453 milyar dolarlık dış borç ile 2019’un ilk çeyreği, bugüne kadar gerçekleşen en yüksek dördüncü dış borç miktarı çıkan çeyrek oldu. Gerçekleşen en yüksek dış borç ise 2018’in ilk çeyreğinde 467 milyar dolar olmuştu. Bu miktara henüz ilk çeyrekte ulaşılması ise son çeyrekte yeni bir rekorla karşılaşma ihtimalimizin yüksek olduğunu gösteriyor. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın aksi yöndeki tüm açıklamalarına rağmen ülkedeki borçlanma düzeyi ise aşağı seviyelere inmiyor.

    Borcun büyük bir bölümü özel sektöre ait

    Türkiye’de son 10 yılda yaşanan dış borçlanmada aslan payı ise özel sektöre ait. Özel sektör, 2019 yılının ilk çeyreğine göre Türkiye’nin toplam dış borcunun yüzde 65,9’unu tek başına yapıyor. 299 milyar dolar seviyesindeki bu miktar, ülke ekonomisinin özel sektör eliyle borçlandırıldığını gösteriyor.

    Şirketlere vergi kıyağı işçilere zam

    Türkiye’de toplam dış borcun yüzde 65’i özel sektörde faaliyet gösteren şirketlere ait. Bu borcun karşılığında ise adaletli bir vergi dağılımında bahsedemiyoruz. Anayasanın 73. maddesi, “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır” diyor. Fakat ülkemizdeki vergi sistemi gelir endeksli işlemiyor. Büyük şirketlere, yaptıkları yatırımlar karşılığında vergi muafiyeti ve indirimleri sağlanırken, asgari ücretli bir çalışanın maaşının yüzde 20’si vergiye gidiyor. 2017 yılında ortaya çıkan ve muhalefet tarafından paylaşılan vergi indirimi ve muafiyeti listesi devletin bu konudaki tutumunu gösteriyor. Zaruri ihtiyaçlara yılda en az iki kere zam yapılırken milyonlarla ifade edilen vergi borçlarının silinmesi yurttaşların tepkisini çekmişti.