Türk Kızılayı eski çalışanı Dr. Muhsin Güllü’nün öne sürdüğü iddialar sosyal medya kanalıyla duyuldu ve tartışma konusu oldu. Dr. Muhsin Güllü, Türk Kızılayı Bursa kan bağış merkezinde 2015 yılında çalışmaya başlamış. 2018 yılında kan alma süreçlerindeki eksiklerin düzeltilmesiyle ilgili yaptığı çalışma ve itirazları yüzünden “yüz kızartıcı suç” işlediği öne sürülerek işten çıkarılan Dr. Güllü sonrasında açtığı işe dönüş davasını kazanmış.

Dr. Muhsin Güllü’nün yıllardır Türkiye’de güvensiz kan bağışçısı seçimi yapıldığı, uygunsuz şartlarda kan alımının yapıldığına dair iddiaları, ülkedeki kan bankacılığı hakkında kafalarda soru işaretleri oluşmasına neden oldu.

Dr. Muhsin Güllü, Kızılay’da yaşananlara ilişkin bir video hazırlayarak sosyal medyadan paylaştı:

EKSİKLER NELER?

Kan bankacılılığı işlemleri, uzun süredir Türk Kızılayı’nın tekelinde bulunuyor ve Sağlık Bakanlığı’yla Türk Kızılayı’nın koordinasyonu ile sağlanıyor. Kan alımıyla ilgili bağışçı seçiminde 2016 Ulusal Kan ve Kan Ürünleri Rehberi kullanılıyor. Bu rehberde bulunan eksikler ve yanlışların düzeltilmemesi ve rehberin yeni tıbbi veriler ışığında güncellenmemesi, hekimlerin uygulamaları arasında çelişkiler bulunmasına sebep olurken, halkın sağlığını da tehlikeye atıyor.

REHBERDE BİRÇOK İLAÇ BULUNMUYOR

Bu rehberde teratojenik (gebelikte maruz kalınması durumunda bebeğe zarar veren maddeler) etkisi veya trombosit (pıhtı oluşturmayı sağlayan kan hücreleri) fonksiyonlarını bozucu etkisi bilinen birçok ilaç bulunmuyor ve bu ilaçları kullananların kanları alınıp hastaya gidebiliyor.

Rehber ve Türk Kızılayı’nın çalışanlarına gönderdiği tamimleriyle, Avrupa Birliği Sıtma Protokolü’nün (malarya) dışına çıkılarak, sıtma riski taşıyan kişilerden kan alınabiliyor. Örneğin Suriye’nin bazı bölgeleri sıtma riskli bölgeler arasında olmasına rağmen, Türkiye’deki Suriye kökenlilerden kan bağışı kabul ediliyor ve hiçbir sıtma testine tabi tutulmadan hastalara gönderiliyor.

RİSKLİ KAN ALIMLARI YAPILIYOR

Aynı zamanda tropikal virüslerle ilgili rehberde bilgi bulunmadığı için, Batı Nil virüsü, Zikavirüs gibi hastalıkların bulunduğu bölgelerden gelenlerden de aynı şekilde kan alımı devam ediyor.

Bu örnekler gibi kan alım süreci ile ilgili rehberden kaynaklı eksikler dışında da halkın sağlığını tehdit edici pek çok durum yaşanıyor. Bunlardan biri de çadır ekiplerinde, uygun ve hijyenik olmayan koşullarda, yağmur ve toz altında kan bağışı alınmaya çalışılması.

KAN ALIMINA PERFORMANS PRİMİ

Dr. Muhsin Güllü’nün iddiasında yer alan bir başka konu Türk Kızılayı’nın prim sistemi. “Ne kadar kan alınırsa, alınan kan başına personele o kadar prim” şeklindeki ödeme sistemi de hastanelerdeki performans sisteminin benzeri olarak devam ediyor. Çalışanlar performans baskısı altında tutularak uygunsuz kan bağışı alımlarına çanak tutuluyor.

Çalışanların bu duruma itirazı olduğunda sözleşmesi feshedilerek kapı dışarı ediliyor. Türkiye’nin en köklü kurumlarından olan Türk Kızılayı, son dönemde toplu işten çıkarmalarla da gündeme gelmeye başladı.

Dr. Muhsin Güllü yaptığı çağrıda tüm bu terslikler düzeltilene kadar, halkın 168 Türk Kızılayı hattını arayarak, rehberin değişmesi ve daha güvenli kan alımıyla ilgili itirazda bulunması gerektiğini söylüyor. Bu süreçte kan bağışlarının olumsuz etkilenmemesini, aksine daha bilinçli bir şekilde artması gerektiğini dile getiriyor. Aynı zamanda Türk Kızılayı Kan Hizmetleri yönetimini, halka ve personeline karşı sorumlu ve duyarlı davranmaya davet ediyor.