Türk futbolu mali çöküşte: Borç batağındaki kulüpler transfere devam ediyor

Son yıllarda yabancı kuralının değişmesiyle birlikte çok fazla Türk oyuncunun yüksek bonservis bedelleriyle yurt dışına transfer olmasına rağmen Türk futbolu, içinde bulunduğu mali krizden kurtulabilmiş değil.

Borç yükünün çoğu 4 büyüklerde

2019 yılının transfer döneminin kapandığı şu günlerde, Süper Lig’de mücadele eden 18 takımın toplam borcu 11 milyar TL’nin üzerinde. Kulüplerin net borcu ele alındığında, Süper Lig kendisine İtalya ve İngiltere’nin ardından 3. sırada yer buluyor. Bu borcun 7 milyar TL’sinden fazlası ise 4 büyük takım, Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor’a ait.

Gelir kaynakları kısıtlı ve miktarlar düşük

Süperlig kulüplerine ait gelirlerin yüzde 40’ı yayın anlaşması, yüzde 33’ünü sponsorluk anlaşmaları, yüzde 11’i UEFA’dan alınan ödül ücretleri, yüzde 10’u bilet satışları ve yüzde 5’i diğer gelir kalemlerinden oluşuyor. Bu kalemlerin hepsinde ise eşitsiz bir rekabet söz konusu. Dört büyükler olarak bilinen Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor bu gelirin büyük bir bölümünü kasasına götürüyor. Avrupa’daki kulüpler için seyirci bilet satışları önemli bir gelir kalemiyken, Türkiye’de seyirci ortalamalarının oldukça düşük olması bu kalemdeki gelirleri de düşürüyor. Türkiye, Avrupa ligleri arasında maç başına seyirci ortalamasında 9. sırada yer alıyor. Almanya’da seyirci ortalaması 44.511, İngiltere’de 38.310, İspanya’da 27.068 iken bu ortalama, Türkiye’de 12 bin seviyesinde. En fazla seyirci ortalamasına sahip kulüpler de yine dört büyükler olurken, elde ettikleri gelirin yalnızca yüzde 11’i bu alandan oldu.

Maaş açmazı

Finansal Fairplay (FFP) uygulaması ile gelir gider dengesi kötü durumda olan kulüpler, UEFA tarafından denetlenmeye ve mali tablolarını düzeltmedikleri takdirde pek çok yaptırımla karşı karşıya kalmaya başladılar. Türkiye’de bu dengenin en fazla bozulduğu kulüpler yine dört büyükler oldu. FFP’ye tabi olmaya başlayan kulüpler, eskisi kadar bonservis harcaması yapamazken, giderlerini de kısmaya çalıştılar. Bu süreci ülke futbolunun mali açısından olumlu görebiliriz. Ancak dört büyükler, FFP’den çıkar çıkmaz, bonservis harcamalarında olmasa da maaş harcamalarında kesenin ağzını iyice açtı.

Bonservise az menajere ve imzaya çok para

FFP’ye yakalanmamak için bonservis ödemeden transfer yapmaya çalışan dört büyüklerden Fenerbahçe ve Beşiktaş bu yıl için FFP’siz yıllardan az harcama yapsa da geçtiğimiz yıllara nazaran fazla bonservis ücreti ödedi. Kulüplerin asıl mali giderleri ise kamuoyuyla pek paylaşılmayan giderler oluyor. Bir futbolcunun transferinde rol oynayan menajere komisyon verilirken, bonservis bedeli ödenmeden gelen futbolcuya imza parası ödeniyor. Bu ödemelerin bir kısmı kamuoyuyla paylaşılırken büyük bir kısmı paylaşılmıyor. Çünkü bu kalemdeki ödemelerin pek çoğu elden yapılıyor.