• The Last Czars: Son çarlar
    04 Ağustos 2019

    Monarşi, Orta çağın insanlığa bıraktığı kötü bir mirastır. Erk, tek bir insanın elinde toplandıkça bu güç toplumu ve o toplumu temsil eden imparatoru (çarı ya da padişahı) zehirler.

    ‘The Last Czars’ (Son Çarlar) Netflix’in yeni dizisinin adı. Diziye dair çeşitli eleştiriler getirilebilir. Yine de ağırlığı bu noktada yoğunlaştırmak istemiyorum.

    II. Nikolay yani Nikolay Aleksandroviç Romanov’un ibretlik yaşam öyküsüne odaklanmak gerektiğini düşünüyorum. Mutlak bir iktidarla yönetilen toplumlarda din ve cemaat ilişkileri toplumun taşıyıcı kolonlarıdır. Bu dindarlığın sapkın bir dindarlık olduğunu belirtmekte fayda var.

    Rasputin gibi bir karakterin devletin en tepesine tırmanışının ardında yatan da bu delirmişlik halidir. Esasında insanların yaşamlarını ve geleceklerini tek bir kişiye yüklemek toplumun sürekli olarak mücadele etmesi gereken bir sapıklaşma halidir.


    Rasputin ve Çariçe

    Bu sapıklık, liyakatsizlerin devlet kademelerinde görevlendirilmesi ve yapay bir muhafazakârlığın ardında halkların köleleştirilmesidir. Akrabalar zenginleşirken, yetenekli bireyler yoksulluğa ve açlığa terk edilmektedir. Sarayda büyük bir erinç içinde yaşayan Romonov ailesi de sokağın gerçeğine ve Rus halkının çektiği sıkıntılara körleşmiştir. Bunun bedeli doğal olarak ağırdır.

    Buradan bir trajedi devşirmek bizim değil, Netflix’in işi.

    Fransa kralının giyotinde neticelenen sonuna üzülenlerin yani iki yüzlü burjuvazinin, çürüyen iktidarının ve imparatorluk heveslerinin fetişist propagandasına aldanmamak gerekir.

    Romonov ailesinin toptan ortadan kaldırılmasında devrimciler suçlanabilir mi? Bu gerçekten kritik bir soru. Tarihin bir cilvesi mi yoksa insanlığın şaşırtıcı tesadüfü müdür bilinmez.

    Büyük Fransız devriminde de aynı ikilemle karşılaşır insanlık. Maximilien Robespierre, bu soruyu şu şekilde yanıtlar: ‘Zalimlere karşı acımasızım, çünkü mazlumlardan yanayım’

    Ölüm cezasına karşı büyük mücadeleler veren bir hukukçunun devrimci kimliğiyle monarşiye karşı aldığı tavır erdemden ve insanlığın geleceğinden yanadır. Milyonlarca insan açlıktan ölürken ve kanlı pazarda çar babalarına sığınırken insanlar kurşuna diziliyordu. Gerçek trajedi çarın ailesinin öldürülmesi değil, Rus köylülerinin ve işçilerin çoluk çocuk demeden kurşuna dizilmesidir.

    İktidardaki sınıflar iktidara tutundukça, katliamlar ve soykırımlar sıradanlaşır. Devrimciler terörle suçlanırken, iktidarın hukuku arkasına alarak yoksullara uyguladıkları terör sözde yasal zeminde görmezden gelinir. Jakoben iktidarı insanlığa asla unutamayacağı bazı ipuçları vermiştir.

    Cumhuriyet, gerçek manada bir eşitliğe dayanmadıkça ayakta kalamaz.

    Konvansiyonda özel mülkiyetin sınırlandırılması için konuşma yapan Maximilien Robespierre, Fransız burjuvazisini tir tir titretmiş olabilir. Robespierre, Roma tarihini iyi bilen ve o tarihten gereken dersleri çıkaran önemli bir figürdür.

    Roma imparatorlarının ve monarşinin toplumları sürüklediği felaketi çok iyi bilmektedir. Bu yüzden saraylar yakılmalı ve imparatorlar halka karşı işledikleri suçun bedelini ödemelidir.

    Ne gariptir internetin geliştiği yüzyılımızda, geçmişteki insanlara tepeden bakanlar bugün yine aynı sınavdan geçmektedir.

    Türkiye Cumhuriyeti tüm erdemleri ve değerleriyle yıkılırken burjuvazinin monarşi fantezisi yüzünden milyonlarca insan yaşamlarıyla bedel ödemektedir. Sadece insanlar değil, insanların yaşamlarını sürdürdükleri doğa da bu çıldırmışlık halinden nasibini almaktadır.

    Cumhuriyet yıkıldığında ve ölmüş olan monarşi bir zombi gibi yeniden hortlatılırken bunun bedelini en çok kadınlar ve çocuklar ödemektedir. Toplum krizin içerisine sürüklendikçe kendisinden daha güçlüye değil, görece güçsüz gördüğü kesimlere saldırır. Kadınlar, çocuklar ve diğer ırklar (Yahudi karşıtlığı/Anti semitizim bunun en tipik örneğidir. Bizim için Kürtler ve Suriyeliler ciddi bir tehdit olarak algılanmakta) eğer gerçek bir devrimci seçenek yoksa bu çaresizlikten doğan şiddet patlamalarından nasibini alırlar.

    Cumhuriyet, çürümeye karşı verilen erdemli yanıttır. Cumhuriyet, cemaatlere ve onların ticari çıkarlarına vurulan büyük bir darbedir. Monarşiye tutunmak isteyen ya da tarihin çöplüğündeki yerini alan Osmanlı hanedanlarını göreve çağıranlar, Romonovlar’ın ibretlik sonundan ders almalıdır.

    Artık aklı başında ve bilimle uğraşan her insan Jakobenleri ‘terörist’ olarak nitelendirmiyor. Meseleye böyle bakanların bir sınıfın taraftarları olduğunu ya da ideolojinin efsunladığı kör cahiller olduğunu bilmekte fayda var.

    Yine aynı şekilde Ekim 1917 devrimini gerçekleştiren Rus halkı ve devrimciler Romanov ailesine yönelik aldıkları karardan ötürü suçlanamazlar.

    Evet, tüm teknolojik gelişmeye sınırsız internete ve Netflix’e rağmen bugün Türkiye Cumhuriyeti vasat bir monarşiyle sınanmaktadır.

    Akıllı telefonlar, dijital platformlar ve sınırsız erişim hakkı, tecavüze uğrayan çocukların, atanamadığı için intihar eden gençlerin gerçeğini örtmeye yetmez. Bu gerçek adım adım topluma kendisini dayatacaktır ya da o toplum bir daha tarih sahnesinde yer almayacak biçimde yok olacaktır.

    Bu gerçekler ışığında tüm imparatorluklardan gereken dersleri çıkarmanız ve Cumhuriyet erdemlerine sıkı sıkıya tutunabilmeniz dileğiyle.