• Suriyeli gazeteci Kassargian: Burada artık yeni bir tehcirden söz ediyoruz
    31 Ekim 2019

    HABER MERKEZİ

    Suriyeli gazeteci Sarkis Kassargian, Türkiye’nin Suriye harekatının ardından yerel halkın bölgeden kaçtığını vurgulayarak, “Burada artık yeni bir tehcirden söz ediyoruz” açıklamasında bulundu.

    Türkiye’nin güvenli bölge oluşturmak amacıyla Suriye’ye yönelik düzenlediği harekatın ardından Suriye yönetiminin Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) yaptığı çağrı ve SGD’nin bu çağrıya verdiği cevap tartışılmaya devam ediliyor.

    Suriyeli gazeteci Sarkis Kassargian, Babıali TV’den Zeynel Lüle’ye konu ile ilgili açıklamalarda bulundu.

    “Suriye devleti herkesi orduya çağırıyor”

    Suriye Savunma Bakanlığı’nın yaptığı çağrının SGD’ye değil, SGD içerisinde bulunan “militanlara” yönelik olduğunu belirten Kassargian, bu iki durumun farklı olduğunun altını çizerek, “Suriye devleti herkesi orduya çağırıyor. Burada şahıslar seviyesinde bir çağrı var” dedi.

    Suriye’de son 48 saattir öfkeyle konuşulan gündemin 18 Suriye askerinin rehin alınması olduğunu aktaran Kassargian, “O askerler TSK ile birlikte savaşan cihatçı grupların eline esir düştü. Ama sonuçta bu grupların garantörü, bu grupların lideri Türkiye Ordusu. Türkiye Ordusu Suriyeli askerleri rehin aldı, gibi bir fikir var burada.  Suriye askeri, Suriye topraklarında nasıl esir alınır, burada artık bir savaş ya da bir işgal durumu var, öyle konuşuluyor” ifadelerinde bulundu.

    “Trump ile Erdoğan arasında bir anlaşma var”

    “Bence burada ABD Başkanı Trump ile Erdoğan arasında bir anlaşma var” diyen Kassargian, “Bu anlaşma gereğince Trump Erdoğan’a, bu bölgeye girip Kürtleri güneye itmeye çalıştı. Bunu yaptı da. Çünkü Trump artık petrolden bahşediyor ve bu bölgede harcanan paralardan söz ediyor. Ve açıkça diyor ki; Bu bölgede bizim petrol şirketlerimiz daha aktif çalışmalar yapmalı.

    Artık bence Trump’ın planı siyasiden çok ekonomik bir plan. Bu da sadece Suriye’de değil tüm dünya seviyesinde… Artık ABD dünyanın polisi rolünden çıkıp emniyet (güvenlik) şirketleri siyaseti ile çalışmak istiyor” şeklinde konuştu.

    “Trump SDG savaşçılarını paralı asker olarak görüyor”

    Kassargian, “Trump’ın Kürt birliklerini, SDG milislerini sınırdan çıkartıp, ABD karşıtı bir kart olmaktan çıkartıp, onları daha güneyde, petrol bölgelerinde savunma şirketleri milisleri olarak kullanmak istiyor.

    Trump’ın bir tweetinde diordu ki ‘evet Kürtler bizimle savaştı ama biz de çok miktarda para ödedik’, yani burada SDG savaşçılarını paralı asker görme anlamına geliyor.

    Erdoğan’ın hedefi, her zaman söylediği, SDG’yi güneye itmek. Bence Sayın Erdoğan ile Sayın Trump arasında böyle bir gizli ittifak olmuştur” ifadelerinde bulundu.

    “Rusya bölgedeki rolünü daha da büyütüyor”

    Rusya’nın da bölgede arabulucu rolünü oymamak istediğini belirten Kassargian, “Rusya’nın siyasi stratejisi bence taraf olmaktan çok arabulucu devlet olmayı planlıyor. Bu da bölgedeki rolünü daha da büyütüyor.” dedi.

    Türkiye’nin operasyonunun ardından “güvenli bölgeye” onbinlerce insanın yerleştirildiği konusundaki söylentileri de değerlendiren Kassargian, henüz çatışmalar sürüyor ve o bölgeye insanların yerleştirildiğine dair bir bilgi yok” dedi.

    Cihatçıların ailelerinin o bölgeye gidebileceğini söyleyen Kassargian, “Çünkü o bölge cihatçıların kontrolünde olacak” şeklinde konuştu.

    “Burada artık yeni bir tehcirden söz ediyoruz”

    Kassargian, cihatçıların ailelerinin o bölgeye yerleştirilmelerinin sorunu çözmeyeceğini belirterek şunları ifade etti:

    “Burada artık yeni bir tehcirden söz ediyoruz. Tarihte tehcir olayları sonradan hep sorunlar yaşatmıştır. Mesela Türkiye’nin çok iyi birdiği Ermeni Soykırımı… Bir tehcir planı olarak ortaya çıkmış ama sonradan sorun olmuş. Şimdi yeni bir tehcirden söz ediyoruz.

    Sayır Erdoğan’ın son konuşmasında ‘bu bölgede Kürtlerin değil Arapların yaşaması daha iyi olur’ sözleri bir tehcir planı bence. Çünkü oradaki insanları çıkarıp yeni insanlar getirme planı yapılıyor. Buraya getirilen cihatçı ailelerinin büyük bir kesimi Guta’dan gitmiş, Dera’dan gimiş. Şam’ın güneyinden giden aileler… O cihatçıları oraya yerleştirecekseniz oranın yerli halkının tehcirini yapacaksınız… Benim bilgilerime göre 300 bin sivil oradan göçmüş, kaçmış. Bu insanlar Haseke’ye doğru göçmüş.”

    Ne olmuştu?

    Türkiye’nin harekatı sonrasında sınır bölgeleri konusunda bir anlaşma yaptığı Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) Suriye ordusuna katılmaya çağıran Şam yönetimi, “Türkiye’nin harekâtına karşı birleşmeleri gerektiği’ vurgusunu yaptı.

    “Türkiye’nin harekâtına karşı birleşme çağrısı”

    Suriye Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Silahlı kuvvetler komutanlığı, saflarına katılmak isteyen SDG birliklerini karşılamaya hazırdır” denildi. Açıklamada, zorunlu askerliğini yapmamış SDG üyelerine af vaat edilirken, ‘Kürt azınlık da dahil tüm Suriyelilerin tek bir düşmanla karşı karşıya olduğu, Türkiye’nin harekâtına karşı birleşmeleri gerektiği’ yönünde ifadeler kullanıldı.

    Söz konusu çağrıya aynı gün yanıt veren SDG ise yanıtında, özel statü şartı koştu.

    SDG’nin açıklamasında Suriye savunma bakanlığının ‘ülkeyi koruma yönündeki girişiminin takdir edildiği’ belirtildi ancak sözü edilen birliğin siyasi bir anlaşmaya dayanması talep edildi.

    SDG’nin statüsünün korunması talebi

    Açıklamada, ‘saflarda böylesi bir birliğin, SDG’nin özel statüsü ile yapısını tanıyan ve muhafaza eden bir siyasi anlaşmadan yola çıkarak sağlanması gerektiği’ yanıtı verildi. SDG, böyle bir adımın ‘Suriye ordusunu birleşme çabalarının şemsiyesi haline getirmek amacıyla yeniden yapılandırmak için sağlıklı bir mekanizmayı gerektirdiğini’ belirtti.

    SDG Genel Komutanı Mazlum Kobani de yaptığı açıklamada, SDG üyelerinin Suriye ordusuna bireysel olarak katılmasını reddettiklerini, SDG’nin statüsünün korunmasını istediklerini söyledi.