Şule Çet davasında salonu karıştıran skandal savunma!

Ankara’da cinsel saldırıya maruz bırakıldıktan sonra bir plazanın 20. katından atılarak katledilen 20 yaşındaki üniversite öğrencisi Şule Çet’in cinayetinin soruşturulduğu davanın ikinci duruşması bügün saat Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Mahkemede ara karar verildi. Sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilerek, duruşma 10 Temmuz’a ertelendi.

Ayrıca Şule’nin misafir odasından değil de salondan atıldığı iddiası ile ilgili tekrar olay yeri incelemesine, Şule’nin ruhsal durumu ile ilgili psikolojik tedavisine ilişkin evrakların istenmesine karara verildi.

Şule Çet’in duruşmasının sonunda kadınlar adliye koridorlarında adalet talebini dile getirdiler. Kadınlar kararın ardından adliye önünde de bir basın açıklaması düzenledi.

Saat 10:00’da başlaması gereken duruşma, yoğunluk sebebiyle avukatların içeri alınamamasından dolayı 11:15 sıralarında Çet ailesinin avukatı Umur Yıldırım’ın savunması ile başladı. Yıldırım, duruşma salonuna kurulan projeksiyona yansıtılan fotoğraflar eşliğinde sanıkların yalan söylediğini belirterek şunları söyledi:

“Olay iddia edildiği gibi misafir odasında değil de makam odası diye nitelenen büyük salonda yaşandı. Misafir odasının o kadar toplu olma sebebi delillerin karartılması değil o odaya gidilmemiş olmasıdır. Olayın misafir odasında yaşandığını iddia ederek sanıklar birbirini korumaya çalışıyor. Salondaki camda Berk Akand’ın avuç içi izinin olması da bunu doğruluyor. Aynı zamanda Şule’nin düştüğü yer de dikkate alındığında salon camının altında olduğu görülüyor. Berk bu davanın en büyük sanığı olduğu kadar tanığıdır da… Berk bir önceki duruşmada Çağatay’ın bardakları yıkadığını itiraf etti. Şule’nin kanında bulunan ilaca evinde ve çantasında ulaşılamadı. Bu ilaç Şule’nin içeceğine mi karıştırıldı?

Sanık avukatları Şule’nin ekonomik gerekçe ile intihar ettiğini iddia ediyor. Hangimiz babamız para göndermiyor diye kendimizi bir plazanın 20. katından aşağı attık?

Olay günü çekilen videolarda perdelerin inik olduğu gözüküyor, sabah polisler tarafından çekilen fotoğraflarda ise perdelerin açık olduğu gözüküyor. Demek ki olaydan sonra perdelerin nasıl durduğunu hatırlayamadıkları için öyle ayarlamışlar.

İfadelerinde hava almak için camların açık olduğunu söylemelerine rağmen çekilmiş görüntülerde perdeler kapalı. Demek ki mahrem bir şeyler yaşandı ki perdeleri kapatma ihtiyacı hissettiler. Sabah da nasıl ayarlaması gerektiğini bilemeyip perdeleri açtılar.

Şu anda gsm kayıtlarından baz istasyonu kayıtlarını inceliyorlar. Şule’nin telefonunun konum verileri ile görüntüleri karşılaştırdığımızda hangi saatte hangi odada olduğu dair anlaşılabiliyor. Aynı şekilde Berk Akand’ın da hareketleri belli oluyor. Baz istasyonu verilerine göre Berk iddia ettiği gibi uyumuyor. Hareket ettiği görülüyor.

Şule’nin kanında bulunan uyku getirici hapın kabı ne çantasında ne de evinde bulunamamıştır. Bence tartışılması gerekilen konu uyku getirici hapın nasıl kanında bulunduğu olmalıdır. 2016’daki rapordan Şule’nin psikolojik sorunu olduğu söyleniyor, annesi öldüğü için hatta babası para göndermediği için intihar etmiş olabileceği söyleniyor. Ama düzenli olarak hap kullanmıyor. Bunlar tamamen manipülasyon.”

Berk Akand: Ben itirafçı falan olmadım

Bunun üzerine sanık Berk Akand, “Ben ayakta durmuyordum ve bu yüzden uyuyordum. Ben itirafçı falan da olmadım” dedi.

Sanık Çağatay Aksu’nun annesi tanık olarak dinlendi. Olayın ardından kendisine telefon edildiğini “Çağatay serbest bırakılacak” dendiğini söyleyen Aksu’nun annesi, “Dolandırıldım” dedi ve, “Gelen telefondan sonra avukatımı aradım ve o da dolandırıldığımı söyledi” diye konuştu.

“Odaya girdiğimde beli yarıya kadar sarkmıştı”

Mahkeme başkanının “Olay günü sizi Çağatay aradı mı?” sorusuna ise Aksu’nun annesi, “Gündüz beni aradığında bir iki saat işi olduğunu söyledi. En son gece ikiyi çeyrek geçe aradım. Ben ses tonundan alkol aldığını anladım. Sinirlendim Ramazan’da alkol içtiği için telefonu kapattım. ‘Biz anne Rıfkı’da oturduk, plazaya gittik. Anne odaya girdiğimde beli yarıya kadar sarkmıştı. ‘Ben gidiyorum’ dedi ve düştü’ dedi” yanıtını verdi.

Berk Akant: Bir saat önce görüntülerimi facebookta paylaşmışım, hangi manyak yapar bunu!

Duruşmada söz alan sanık Berk Akant, “Tecavüz edip, öldürdüğümü iddia ettikleri kızla bir saat önce görüntülerimi facebookta paylaşmışım. Allah aşkına hakim bey hangi manyak yapar bunu?” diye sitem ederken salondan, “Sizin gibi manyaklar yapar” sesleri geldi.

Çet ailesinin avukatları savunmalarını yaptı. Avukat Onur Tatar şunlar söylendi:

“Dosyaya sunulan Mersin Üniversitesi Raporu’nu hazırlayan kişileri gelecek celse dinleteceğiz.
Meslektaşlarım ise mahkemeye sundukları rapor ile tartışmaya neden olan Mehmet Nuri Aydın’ı buraya getirebilirler mi? Daha önce meslekten çıkarılan adlı tıp uzmanı Aydın, geç saatte içkili ortamda olanların kişinin rızasında olduğunu belirtiyor. Bu anlayışla biraz önce Çağatay’ın ağzından ‘Kızına sahip çıksaydın’ ifadesi çıktı.”

Bu sırada salondan alkış sesleri yükseldi. Sanık avukatı “Burası kadın programı değil” dedi. Sanık avukatının sözlerine itiraz edildi.

“Tokalaştık diyorlar… Anal bölgedeki ısırık ve tükürük ne? Tecavüz ettiniz”
Tatar sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tokalaştık diyorlar… Anal bölgedeki ısırık ve tükürük ne? Tecavüz ettiniz. Maktulün kanunda tespit edilen ilaç direncini kırmış. Yani her şey planlanmış.”

Çet ailesinin avukatı Ferhat Gebeş de şunları kaydetti:

“Çağatay Aksu olay sonrası verdiği ifadede Şule’nin düştüğünü ve tutamadığını belirtti. Olay sonrası bilirkişi mütalasına göre cam üzerinde ne sanıklara ne de maktule ilişkin parmak izi yok. Umur Yıldırım’ın de belirttiği gibi olay salonda yaşanmıştır.

Şule’nin intihar ettiği belirtilirken Şule’nin dört ayak üstü düşmesi imkânsız. Ayrıca Şule’nin ayakkabıları ayağında değil. Önce sol ayakkabısı sonra da sağ ayakkabısı atılmış. Sol ayağında çorap var. Sanıklara soruyorum diğer çorap nerede?”

Şule’nin düşme sonrası görüntüleri gösterildi
Avukat Gebeş olay yeri görüntülerinden Şule’nin düşme sonrası görüntülerini gösterdi. Duruşmayı izleyenler, Şule’nin son görüntüsünün ekrana yansıtılması ile duygusal anlar yaşadı.

Sanık Çağatay Aksu: Suçluysam beni asın

Çağatay Aksu şunları kaydetti:

“Yoruldum. Delil bulursanız beni asın. Benim DNA örneğim yok. Tecavüz edeceksiniz ve DNA örneğiniz geçmeyecek, mümkün değil. 10 aydır cezaevindeyim. Her geldiğimde suçlamalar değişmiş oluyor. Umur Bey tanık ifadeleri için yönlendiriyor. Pınar’ı aramış ve porno görüntümüz olduğunu söyleyerek yönlendirmiş. Yorulduk.

Beni senaryo ile yargılamayın. Ben beraatimi alıp gideyim. Cezaevinde ödül almışım. Cezaevindekiler suçluyu gözünün içinden tanıyor. 70 metreden insan düşerken ayağından çıkması kadar normal bir şey var mi? Raporlarda tecavüz ile ilgili bir şey var mı? Cezaevinde yatmayı hak eden bir insan değilim.”

Berk Akand: Beraatimi istiyorum

Berk Akand da şöyle dedi:

“Ben dünyaya cezaevinde çürümek için gelmedim, ben kaçmak isteseydim benim saçımın telini bulamazlardı. Beraatimi istiyorum hakim bey.”

Sanık avukatı Levent Erkmen: Para yollanmaması ve okulda durumunun iyi olmaması intihara sürükler

Sanıkların avukatı Levent Erkmen, Şule’nin okul durumu ile ilgili yazı yazılmasını istedi.

Erkmen şunları söyledi:

“Babasının para göndermediğini iddia ediyoruz. Para yollanmaması ve okulda durumunun iyi olmaması intihara sürükler. Şule’nin telefonunun son iki günlük kayıtlarını da isteyelim. Twitter’ının da doktor tarafından incelenip psikolojik durumu ile ilgili rapor yazılmasını istiyoruz.

Bırakıldıklarında yurt dışına çıkacaklarmış, anne baba emekli… Zengin erkek fakir kız algısı yaratılıyor. İddiaları çürüttüğümüze inanıyorum. Uzman psikolog dinlenirse majör depresif hastanın durumu anında değişir. Suçsuzluğumuzu ispatlamaya çalışıyoruz. Müvekkilimin ekonomik durumu değil yurt dışı, şehir içinde bir yere gitmeye dahi uygun değil. Eser miktarda DNA’ya doku deniliyor. Savcı iddianamesini çürüttük. Sosyal medyaya kötü yansıtıldı. Benim ağzımdan kızlık zarı diye bir laf çıkmadı…

Toplanan deliller çok fakat bu suçu işlediklerine dair somut delil yok. Kaçma şüphesi mevcut değil. Delilleri karartma ihtimali de yok. Diğer odadan düşme ihtimali var mı diye keşif yapılsın.
Tecavüz ve öldürme olayı saptanamadı. Beraat talep ediyorum.”

Sanık avukatı İskender Fatih Malkış: Söylediklerimin aksine bir delil çıkarsa ben bu davadan çekilirim

Sanık avukatlarından İskender Fatih Malkış tahliye talep etmedi ve şöyle konuştu:

“Gerçeğin açığa çıkmasını istiyoruz. Söylediklerimin aksine bir delil çıkarsa ben bu davadan çekilirim. Şule o gece Furkan’la mesajlaşmış olabilir. Şule’nin telefon kayıtlarında o geceye ait kayıtlar yok. Dosyada resmî adlı tıp raporunda cinsel istismar olmadığı yazıyor. Erkek arkadaşı olan bir kızda anal bölgede ‘psa’ çıkması o gece olduğu anlamına gelmez. Bir daha ki rapora kadar içeride yatsın tahliye istemiyorum.”

“Kızına sahip çıksaydın”

Çağatay Aksu’nun annesi iddia edildiği gibi zengin olmadıklarını belirtirken, Çet ailesinin avukatları itiraz etti. O esnada bu beyana yer verilmemesi gerektiği belirtilirken, sanık koltuğundaki Çağatay Aksu, Şule Çet’in babasına “Kızına sahip çıksaydın” dedi.

Şule’nin arkadaşı: Bana Çağatay’ın kendisini rahatsız ettiğini söylemişti

Ardından tanık olarak Şule’nin arkadaşı Gözde Yalçın dinlenmeye başladı. “Şule’nin intihar etme ihtimaline inanmıyorum” dişyen Yalçın, “Olaydan iki hafta önce beni arayarak işten çıkarıldığını ve parasını alamadığını belirtti. Şule bana Çağatay’ın kendisini rahatsız ettiğini söylemişti.”

Ankara’da bir plazanın 20. katından şüpheli şekilde düşerek yaşamını yitiren üniversite öğrencisi Şule Çet’in davasında yeni bir gelişme yaşandı. Sanık Çağatay Aksu’nun avukatı tarafından verilen dilekçede, “Şule Çet’in psikolojisinin babası para göndermedi diye bozulmuş olabileceği” iddia edildi.

Çet’in avukatı Umur Yıldırım, “Kim babasından para almadığı için intihar eder ki? Şule günlüğü 120 liraya çalışıyordu, ayda 20 gün çalıştığını düşünürsek 2 bin 500 liraya yakın bir para eder. Ayrıca devletten kredi alıyor ve babası da para gönderiyordu. Savunacak bir şeyleri kalmadı. Akla mantığa uygun olmayan, yargıyı geciktirmeyi yönelik beyanları var” dedi.

Şule Çet davasının ikinci duruşması bugün Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Evrensel’den Derya Kaya’nın haberine  göre, duruşma öncesi sanıklar tarafından verilen bir dilekçede Şule Çet’in babası adeta suçlandı. Sanık Çağatay Aksu’nun avukatı Levent Ekmen tarafından verilen dilekçede “Şule Çet’in babası kızına düzenli olarak para gönderdiğini söylemiştir. Ancak yaptığımız araştırmalarda bu beyanın doğru olmadığını öğrenmiş bulunmaktayız. Maktulün psikolojik durumunu etkileyecek bu durumun tespiti için bankalara müzekkere yazılarak Şule Çet ve babasının hesap hareketinin istenmesi” talep edildi.

Şule Çet davasına destek için gelenler mahkeme salonuna sığmadı.

“ALAY EDER BEYANLARI VAR”
Karşı tarafın elinde artık hiçbir şey kalmadığını belirten Yıldırım şunları söyledi: “Sanıklardan birisinin avukatı, Şule Çet’e babası tarafından düzenli para gönderdiğinin doğru olmadığını ve bu durumun maktülün psikolojik durumunu etkileyebileceği için bankalara müzekkere yazılarak hesap hareketlerinin istenmesi talep etmiş. İnsanlarla alay eder beyanları var. Kim babasından para almadığı için intihar eder ki? Şule günlüğü 120 liraya çalışıyordu, ayda 20 gün çalıştığını düşünürsek 2 bin 500 liraya yakın bir para eder. Ayrıca devletten kredi alıyor ve babası da para gönderiyordu. Savunacak bir şeyleri kalmadı. Akla mantığa uygun olmayan, yargıyı geciktirmeyi yönelik beyanları var”.

YANIT GELMEZSE KAMU GÖREVLİLERİNE SUÇ DUYURUSU
Çet’in kayıp iç çamaşırları ile ilgili müzekkere yazıldığını ancak henüz cevabının gelmediğini belirten Yıldırım, cevap verilmezse çamaşırlarının kayıp olması, olay yerinde lavabodaki kan ve yerdeki sıvı örnekleri alınmaması ile ilgili kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.

Kamuoyu desteğinin önemine dikkat çeken Yıldırım, bu davanın Şule’yi geri getirmeyeceğini ama başka Şulelerin ölmemesi için caydırıcı olacağını söyledi. O nedenle bu davadan çıkacak kararın önemli olduğunu belirten Yıldırım, “İnsanların desteği bizim için önemli. Çünkü bu dosya ‘İntihar’ denilerek kapatılacak bir dosya idi, kamuoyu desteği ile bu noktaya geldi” diye konuştu.

İLK DURUŞMADA NE OLMUŞTU?
Şule Çet’in ölümünün ardından görülen ilk duruşmada, kadınlar yoğun katılım gösterdi ve adliye koridorlarına sığmadı. Davada, sanıklar Çağatay Aksu, Berk Akand ve tanık beyanları dinlendi. Sanık Çağatay Aksu hiçbir suçlamayı kabul etmezken çapraz sorgu sırasında çelişkili ifadeler verdi. Diğer sanık Berk Akand ise Şule’nin nasıl düştüğünü görmediği söyleyerek, “Ben krize girmiştim, Çağatay çok sakindi” sözleri dikkat çekti. Çet ailesinin Avukatı Yıldırım, mahkeme heyetine adli tıp raporlarıyla, vajinal ve anal ilişkiye zorlama kanıtlarını, kalçada ısırık izine ve anal bölgede sanığın tükürüğüne dair kanıt sundu. Mahkeme, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi.

ŞULE ÇET’İN ÖLÜMÜNÜN ARDINDAN NELER YAŞANDI?
Şule Çet, 29 Mayıs 2018 tarihinde saat 05.00 sıralarında Çankaya’da bulunan Yelken Plaza adlı rezidansın 20. katından şüpheli şekilde düşerek hayatını kaybetti. Aynı dairede bulunan Çet’in patronu Çağatay Aksu ve arkadaşı Berk Akand, gözaltına alındı. İki kez nöbetçi mahkemeye çıkarılan şüpheliler, her ikisinde de adli kontrolle serbest bırakıldı. Ancak bu süreçte Ankara Adli Tıp Kurumunun hazırladığı otopsi raporunda Şule Çet’in ölümünden önce cinsel saldırıya uğradığı ortaya çıktı. Haklarında tekrar gözaltı kararı çıkarılan Çağatay Aksu ve Berk Akand Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafında cinayet şüphesiyle değil, “Cinsel amaçlı cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “nitelikli cinsel saldırı” suçlarından tutuklandı.

Soruşturma boyunca şüpheli Çağatay Aksu’nun kolundaki Çet’e ait tırnak izlerinin ilk muayenede rapora yazılmadığı ve evdeki içki şişelerinin de saklandığı ortaya çıktı.

Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin hazırladığı raporda, Çet’in el tırnaklarından alınan iki doku örneğinin olay sırasında Çet’in yanında olan patronu Çağatay Aksu’nun arkadaşı, şüpheli Berk Akand’a ait olduğu tespit edildi. Şüpheli Berk Akand olay sırasında odada bulunmadığını ileri sürmüştü.

3 Aralık 2018’de Şule Çet’in ölümüyle ilgili soruşturma tamamlandı ve iddianame mahkemeye gönderildi. İddianamede iki sanık için “cinayet”, “ırza geçme” ve “hürriyeti tahdit” suçlarından ceza istendi. Berk Akand ve Çağatay Aksu hakkında ağırlaştırılmış müebbet ve 39 yıla kadar hapis cezası istendi. Şule Çet’in avukatları, ailesi ve kadın örgütleri sadece “cinsel saldırı” ve “hürriyeti tahdit” suçlarından tutuklu bulunan sanıkların, “cinayet” suçundan da tutuklanmasını istiyordu.