Sosyal medyanın gücünü gösteren dört olay

Sosyal medya kullanımının her geçen gün arttığı ve toplumun çeşitli kesimlerine yayıldığı bir dönemden geçiyoruz. We are Social ve Hotsuit tarafından hazırlanan “Digital 2019 in Turkey” raporuna göre Türkiye’de 59.6 milyon internet kullanıcısının 52 milyonu aktif sosyal medya kullanıcısı. Türkiye’de en fazla kullanıcısı olan sosyal medya platformu 43 milyon aktif kullanıcı sayısı ile Facebook olurken, Instagram’ın 38 milyon kullanıcısı olduğu belirtildi. Rapora göre Twitter’ın ise Türkiye’de 9 milyon aktif kullanıcısı bulunuyor. Bu veriler göz önüne alındığında sosyal medyanın Türkiye açısından önemi bir kere daha ortaya çıkıyor. Ünlü markalar reklam bütçelerinin önemli bir bölümünü sosyal medyaya ayırırken, siyasi partilerin kampanyalarını sosyal medya üzerinden başlattığı bir dönemden geçiyoruz.

Sesini duyurma alanı olarak sosyal medya

Sosyal medya, Türkiye açısından sadece bir paylaşım alanı değil. Son yıllarda basına ve ana akım medyaya duyulan güvensizlikle birlikte sosyal medya, alternatif  haber alma kanallarından biri olarak görülmeye başlandı. Bunun yanında pek çok insan, basın aracılığıyla duyuramadığı sesini sosyal medya aracılığıyla duyurmayı başardı. Türkiye’de sosyal medyanın gücünü gösteren bazı olayları sizler için derledik.

Siverek İzol aşireti olayı

Türkiye’deki pek çok haber ajansı, Urfa’nın Siverek ilçesinde 15 Haziran günü İzol aşiretine mensup iki aile arasında arazi tartışması sonucu silahlı çatışma yaşandığını ve 6 kişinin bu çatışmada hayatını kaybettiğini duyurdu. Gerçekte iser AKP eski milletvekili Zülfikar İzol’a bağlı silahlı kişiler, yaşanan arazi anlaşmazlığı sonucu aynı aileden 4 kişiyi herkesin gözü önünde katletmiş, olay yerinden uzaklaşırken de bölgede bulunan 2 kişiye araba ile çarparak hayatlarını kaybetmelerine yol açmıştı. Olayın ajanslara yansımasının ardından herhangi bir hukuki işlem başlatılmamıştı. Katliam, sosyal medyada gündem olana  kadar…

Katliamı sosyal medyaya taşıyan Yekbun İzol, olay sırasında çektiği görüntüleri de paylaşarak yardım çağrısında bulundu. Bu çağrının ardından #SiverekteKatliamVar  etiketi, Twitter Türkiye listesinde hakkında en fazla tweet atılan konu oldu ve ülke gündemine oturdu. Katliam hakkında yüz binlerce tweet atılırken adli makamlar ve İçişleri Bakanlığı göreve çağrıldı. Sosyal medyada yürütülen kampanyanın ardından18-21Haziran tarihleri arasında AKP eski milletvekili Zülfikar İzol’un kardeşi Cihan İzol’un da aralarında bulunduğu 6 kişi tutuklandı.

Şule Çet olayı

Üniversite öğrencisi Şule Çet, 29 Mayıs 2018 tarihinde, Ankara’da bir plazanın 20’nci katından şüpheli bir şekilde düşerek hayatını kaybetti. Çet’in hayatını kaybetmeden 2 saat önce ev arkadaşına ‘Buradan çıkamıyorum, adam bana takmış, bırakmıyor’ diye mesaj attığı öğrenildi. Olaydan hemen sonra  ortadan kaybolan, daha sonra bir numaralı şüpheli olarak 2 kez gözaltına alınan ve her ikisinde de Adli Kontrol Şartı ile serbest kalan Çağatay Aksu, ifadesinde Çet’in pencereden atlayarak hayatına son verdiğini iddia etti. Adli Tıp raporuna göre genç kadının kanında “Uyumayı tetikleyen uyarıcı madde” bulundu. Vücudunda boğuşma izleri vardı. Raporda ölümünden önce ilişkiye zorlandığına dair bulgulara rastlandığı belirtildi. Ayrıca Çet’in 9 parmağının tırnaklarında bir erkeğe ait deri kalıntısı ve DNA tespit edildi. Doku örnekleri bir numaralı şüpheli Çağatay Aksu’ya aitti. Tüm bu kanıtlara rağmen bir numaralı şüpheli Çağatay Aksu ve diğer şüpheli  Berk Akand’ın savcılık tarafından salıverilmesi  sosyal medyada büyük tepki topladı. Sosyal medyada düzenlenen #ŞuleÇetİçinAdalet eiketi ile sorumluların tutuklanması ve yargı önünde hesap vermesi istendi. Sosyal medyada yürütülen kampanyanın ardından Çağatay Aksu ve Berk Akand, üçüncü kez  gözaltına alındı. Sanıklar, hukuki sürecin devam ettği davada, tutuklu olarak yargılanıyor.

Rabia Naz Vatan olayı

Giresun’un Eynesil ilçesinde 12 Nisan 2018’de evinin önünde yaralı halde bulunan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren 11 yaşındaki Rabia Naz Vatan’ın ölümü kayıtlara intihar olarak geçti. Baba Şaban Vatan, kızı Rabia Naz’ın intihar sonucu değil bir arabanın çarpması sonucu öldüğünü ve olayın hükümete yakın yetkililer tarafından örtbas edilmeye çalışıldığını iddia ederek durumu yerel ve ulusal ölçekte duyurmak adına 2018 yılının Mayıs ayından itibaren harekete geçti. Konu, Eylül ayından itibaren ulusal ölçekte yayın yapan pek çok kanalda ve mecrada yer almasına rağmen herhangi bir şekilde gündem olmadı. Şubat 2019 tarihine kadar Rabia Naz Vatan’ın ölümü üzerindeki şüphe, sınırlı bir tanınırlığa sahipti. Konu, bölgede yaşayan birinin ulaştığı Twitter kullanıcısı Metin Cihan üzerinden sosyal medyada gündeme getirildi. Metin Cihan, baba Şaban Vatan ile koordineli bir şekilde Rabia Naz’ın yaralı halde bulunduğu güne ve sonrasındaki sürece dair tüm ayrıntıları sosyal medyada takipçileri ile paylaştı. Bu süreçten itibaren Rabia Naz olayı tüm ülkenin gündemine oturdu. Baba Şaban Vatan, delilleri karartmakla suçladığı AKP’li Nurettin Canikli’nin şikayeti üzerine defalarca emniyete çağrıldı. Kendisi hakkında akıl sağlığının yerinde olup olmadığını gösteren rapor istendi. Ancak gelinen noktada Baba Şaban Vatan, kızının ölümü üzerindeki şüpheleri sosyal medyanın etkisiyle ülke gündemine taşıdı.

“Sosyal medyada sansürün olmaması önemli bir etken”

Olayı  gündeme getiren kişi olarak tanınan Metin Cihan, 16punto’ya konuştu.  Rabia Naz olayında kritik iki noktanın olduğunu söyleyen Cihan, “Aslında olayı gündeme ben getirmedim. Burada işin en ilginç tarafı, olayın ulusal ölçekte pek çok mecrada görünmesinin hemen ardından bıçak gibi kesilmesi. Konuyla ilgili program yapılıyor, ertesi gün devam edilmiyor. Yazarın biri köşede yazıyor, ertesi gün ses yok. Burada talimat verildiği iddiaları da hemen akla geliyor tabi. Ama sosyal medyada bir içeriği sansürleyemiyorsunuz. İçerik kaldırılsa bile başka bir kullanıcı tarafından tekrar yüklenebilir. Bu da böyle dönemlerde sosyal medyayı daha özgür bir haber alma kanalı haline getiriyor. İkincisi ve en önemlisi  ise hukuki açıdan en ufak bir adımın atılmaması. Olay şu an ülkede yaşayan herkes tarafından biliniyor fakat hukuki açıdan bir sonuç elde edilemedi. Bu beni çok üzüyor” ifadelerini kullandı. Rabia Naz’ın ölümü ile ilgili pek çok noktanın karartıldığını ve olayın onlarca devlet yetkilisine uzandığını belirten Cihan, “Ortada bariz bazı noktalar var. Ancak bu cinayet, şu anda devlet açısından bir düğüme döndü. Polisin, savcının, bakanın ve milletvekilinin içinde olduğu bir durum var. Devlet bu konuda adım atmaya başlarsa çok fazla yetkiliye uzanacak bir soruşturma başlatmak zorunda ve kendi istediği şekilde halletme ihtimali de yok” dedi.

“Herkes gerçeği gördü”

Gelinen noktada Rabia Naz’ın ölümüne dair kamuoyunda herkesin ortak bir fikre sahip olduğunu belirten Cihan, “Gönül isterdi ki şu an devlet,  yetkililerin ödeyeceği bedelleri düşünmeden bir çocuğun ölümü üzerindeki sır perdesini aydınlatsın ve biz de şu an Rabia Naz’ın nasıl aramızdan ayrıldığını bilelim. Ama maalesef bu olmadı. Ancak  başardığımız bir şey var. Sosyal medyada yarattığımız bu baskı ile gerçeklerin kamuoyu tarafından görüldüğünü düşünüyorum” dedi.

Sosyal medya destekli  hak arama ve başarı hikayesi: Migros işçileri

Tazminatları ödenmeden işten çıkarılan Migros işçileri, aylar boyunca mağaza önlerinde ve Migros’un merkezi önünde düzenledikleri basın açıklamaları ve Twitter kampanyaları ile haklarını aradılar. İşçiler, her gün farklı mecraları kullanarak seslerini duyurmaya ve haklarını aramaya başladılar. İşçilerin başlattıkları hak arama mücadelesinin önemli bir ayağı olan sosyal medya, Migros yetkililerinin işçilerle görüşmesine ön ayak olacak bir olaya sahne oldu. İşçiler tarafından İstanbul Beylikdüzü’nde bulunan Migros marketinde düzenlenen bir eyleme yönelik polis müdahalesinin sosyal medyada büyük tepki toplamasının ardından bir kampanya başlatıldı. Twitter kullanıcıları, her gün farklı kampanyalar hakkında bilgi veren Migros’un Twitter hesabından atılan her tweetin altına, “İşçilerin haklarını verin” yazmaya başladı. Başlarda yüzleri bulan tweet yanıtları birkaç gün içinde yüz binlere çıkınca Migros, Twitter’da yaptığı paylaşımları silip tekrar atmaya ve paylaşım sıklığını düşürmeye başladı. Önce üç güde bire düşen sıklık sonra haftada bire düştü. Bu önlem sosyal medyada Migros’a tepki gösteren yurttaşları durdurmadı  ve daha fazla kullanıcı Migros’un Twitter hesabına “İşçilerin haklarını verin” yazmaya başladı. Kısa süre içerisinde sonunda Migros açısından Twitter, işlevsiz bir alan olmaya başladı. Aynı dönemde, aylardır hak arama mücadelelerinde muhatap bulamayan işçiler, Migros yönetimiyle görüşme yapmaya başladı. Nakliyat-İş sendikası ve Migros arasında yapılan görüşmelerin ardından işçiler, tazminat haklarını aldı. Makro-Uyum mağazalarının Migros kısmında yaşanan hukuksuz işten çıkarmaya karşı başlatılan hak arama süreci, aylar süren mücadele ve sosyal medya desteği ile başarılı bir şekilde sonlandırıldı.