• SETA raporu ile ilgili suç duyurusu: Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu işlendi
    08 Temmuz 2019


    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), hükümete yakın düşünce kuruluşu SETA’nın BBC Türkçe’yi de kapsayan “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” raporu ile ilgili suç duyurusunda bulundu. Ayrıca İstanbul Barosu da söz konusu skandal rapor hakkında suç duyurusunda bulundu.

    TGS’nin başvurusunda, raporun “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunu” işlediği savunuldu.

    Raporda, gazetecilerin meşru olan ilişkilerinin gayri meşru gibi gösterilmeye çalışıldığı belirtiliyor.

    TGS’nin suç duyurusu başvurusunda, SETA raporunun yayımlanması ile aynı zamanda “kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun işlendiği” de savunuluyor.

    YARKADAŞ: SETA ÖZÜR DİLEMELİ

    SETA’nın sözde raporu için suç duyurusunda bulunan Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’ne destek amacıyla Çağlayan Adliyesi’ne gelen CHP 26.Dönem İstanbul Milletvekili ve Gazeteci Barış Yarkadaş da yaşanan bu duruma tepki gösterdi. Barış Yarkadaş, ‘’ SETA’nın bilimsel çalışma adı altında ortaya koyduğu rapor bir fişlemedir ve andıçtır’’ dedi.

    CHP 26. Dönem İstanbul Milletvekili ve Gazeteci Barış Yarkadaş, sözlerine şöyle devam etti:

    SETA’nın bilimsel çalışma adı altında ortaya koyduğu rapor bir fişlemedir ve andıçtır. Bu rapor iki amaç gözetmektedir: Birincisi; uluslararası basın ajanslarında çalışan arkadaşlarımıza gözdağı vermek ve onların gazetecilik yapma faaliyetinin önüne geçmektir. Diğeri de; belli ki olası bir operasyonun zemini hazırlamak için arkadaşlarımızın isimleri ifşaa edilmiştir.

    Bu bağlamda; AKP iktidarının desteklediği SETA’nın ortaya koyduğu rapor adlı çalışmayı fişleme ve andıç olarak değerlendirmek en doğrusudur. Böyle bir bilimsel çalışma olmaz. Eğer SETA, medyada tek bir seslilik arıyorsa dönsün AKP iktidarını destekleyen medyaya baksın. İktidarın, % 95’ini denetim altında tuttuğu bir medyanın tek sesliliğini görmeyenlerin, uluslararası basın ajanslarında çalışan arkadaşlarımızı tek sesli yayın yapıyorlar, tek yanlı yayın yapıyorlar diye eleştirmesi akılcı değildir.

    SETA’nın gazetecileri hedef göstermesi, önümüzdeki süreçte bu kurumlarda çalışan arkadaşlarımızı olası bir operasyonun da işaretidir. Eğer bu basın ajanslarında çalışan arkadaşlarımıza yönelik herhangi bir operasyon gerçekleşirse bunun doğrudan sorumlusu SETA’dır ve onu destekleyen AKP iktidarıdır.  İktidar, SETA gibi kurumlar aracılığıyla yaptığı sözde bilimsel çalışmalarla gazetecileri hedef göstermekte ve gazetecilik yapılmasının önüne geçmeye çalışmaktadır. Bu rapor medya tarihine bir andıç ve bir fişleme olarak geçecektir. SETA bu raporu derhal geri çekmeli, özür dilemeli ve bir daha bu tür fişleme ve andıç türü faaliyetlere girmeyeceğine dair de kamuoyuna söz vermelidir.”

    İSTANBUL BAROSU’NDAN AÇIKLAMA

    İstanbul Barosu’ndan yapılan açıklamada, “Rapor, objektif değerlendirmeler taşısa, bu değerlendirmeler üzerinden – subjektif olsa dahi – sonuçlar üretmiş olsa, tarafımızca yapılacak değerlendirme, SETA’nın da ifade özgürlüğüne saygı yönünde gelişirdi. Ancak, basın dünyasının ne iş yaptığını bildiği kuruluşların ve o kuruluşlardaki gazetecilerin – tek tek isimlerini de sıralayarak – yapılan ihbar nitelikli ifadeler, bu raporu bir “fezleke” niteliğine büründürmüştür” ifadesini kullandı.

    Baro, herhangi bir delile dayanmayan isnatların, iddianameye dönüşebileceğinin altını çizerek, “Bu rapor da, taşıdığı “ihbar” özelliği öne çıkarılarak bir iddianameye dönüşürse, dava öncesinde başlatılan algı operasyonları için düğmeye basılmış olduğu anlaşılacaktır. “Eleştirel görüşlerini ön plana çıkarmak” ve/veya “”hükümete karşı söylemlerde bulunmak” gibi kimi saptamaları kriminalize etme çabaları, bu raporu klasik bir “durum saptama” niyetinden uzaklaştırmaktadır” dedi.

    Barodan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

    “Kaldı ki, “AİHM’nin beraat kararını savunmak” gibi, cehalet örneği ifadeleri de içeren rapor, bu yönüyle ciddiye alınmaya değer bulunmaz gibi görünse de, “dış kaynak” vurgusunun “işbirliği” biçimindeki sunumuyla da, hazırlanmış bir senaryonun fragmanı niteliğindedir. Bu yönüyle bir “Andıç” özelliği de taşıyan Rapor, yandaş bakış açısının tahammül gösteremediği ifade ve basın özgürlüğünün kısıtlanmasına yönelik gözdağıdır. Adı geçen gazetecilerin tümünün “muhalif” niteliği, bu saptamamızın temelini oluşturmaktadır.

    Raporun, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi, kaydı ve iletilmesinin ihlali gibi yasaların suç saydığı eylemleri içerdiği de Baromuz tarafından tesbit edilmiştir.Bu çerçeveden hareketle, Avukatlık Kanununun 76 ve 95. Maddelerinin Baromuza görev olarak yüklediği sorumluluklar çerçevesinde, raporu yayınlayan kuruluş yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur.

    İstanbul Barosu, aynı sorumluluğunun gereği olarak “halkın haber alma özgürlüğünün” sahiplenicisi olacak ve bu bağlamı nedeniyle raporda adı geçen gazetecilerin de müdafii konumunda bulunacaktır.
    Kamuoyuna saygı ile sunarız.”

    Baro suç duyurusu metninde, “Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA)’nın, yabancı medya kuruluşlarında çalışan gazetecilerin öz geçmişleri, çalıştıkları uluslar arası kuruluşlar ve sosyal medya gönderilerinin “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” adı altında raporlanması hakkında İstanbul Barosu, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi, kaydı ve iletilmesinin ihlali nedeni ile suç duyurusunda bulundu” ifadesini kullandı.

    ÇAĞLAR RAPORU SAVUNDU

    Raporu iki araştırmacı ile birlikte hazırlayan SETA’nın Toplum ve Medya Araştırma Direktörü İsmail Çağlar, Takvim Gazetesi’ndeki köşesinde raporu savundu ve şunları yazdı:

    “Saldırıyorlar çünkü sobelendiler. Yaptıklarının gazetecilik olmadığının açık seçik gösterilmesinden rahatsız oldular. Kendi çapında saygınlığı olan uluslararası medya kuruluşlarının Türkiye uzantılarının marjinal ideolojilerce esir alındığının gösterilmesi hoşlarına gitmedi. Sizi rahatsız etmeye devam edeceğiz!.”