Saldırı sonrası Ortadoğu

Saddam’ın Kuveyt’i işgaliyle başlayan BOP, geçtiğimiz günlerde İran’ın bölgedeki sınır dışı askeri güçlerinin komutanı Süleymani’nin, ABD saldırısı sonucu Bağdat Havaalanı’nda öldürülmesiyle bir üst aşamaya geçti.

İlk açıklamalarda saldırının kısa süre önce Süleymani’nin dolaylı yönetimindeki Şii para militer organizasyonu Haşd-i Şabi’nin, Irak’ta bir ABD askeri üssüne saldırısı ve ardından Bağdat’taki Elçiliğin kuşatılması üzerine gerçekleştirildiği ifade ediliyor.

Saldırının rövanş ya da ABD’nin Bölgedeki askeri varlığını hissettirmesinin ötesinde, bir anlam taşıdığını öne sürmek doğru ve gerçekçi olacağa benziyor.

Suriye’de Esad iktidarına bağlı hükumet güçleri ve yanlarında yer alan Lübnan kökenli Hizbullah’a destek veren İran’ın, bu ülkede Rusya ile işbirliğinde askeri başarılar elde etmesinin, son günlerde giderek tırmanan hareketlilikle ilgisi var mı, bilinmiyor?

İran’ın saldırı sonrası vereceği tepkisini öngörmeden ABD’nin böyle bir operasyonu yapmayacağını göz önünde tutarak, 1990 yılında başlatılan Ortadoğu‘nun yeniden yapılandırılması projesinde çok bir kanlı sayfanın açıldığını söyleyebiliriz.

Bu süreçte gelişmeleri şimdiden tahmin etmek çok güç olsa da bazı varsayımlarda bulunabiliriz.

ABD saldırısı; İran’da ekonomik açıdan çok sıkışan İslamcı rejime karşı ülke içinde yükselmeye başlayan muhalefeti geriletecek, Hameney’in iktidarını bir süre daha güçlendirecektir.

İran son günlerde yumuşama belirtileri gösteren dış politika çizgisinden vaz geçerek, yeniden Rusya ve Çin ekseninden güç alarak güvenliğini sağlamaya çalışacaktır.

Nükleer projesindeki kısıtlamalara uymayarak, bölgede özellikle İsrail’e yönelik askeri üstünlük sağlama çabalarına hız verecektir. Nükleer silah kapasitesini geliştirmesi, ileride Türkiye açısından da bir takım risklerin doğmasına yol açabilecektir.

Suriye’de İdlib ve çevresinde hükümet güçlerinin sıkıştırdıkları IŞİD yanlısı Sünni milislerin önemli bölümün sınırlarımızdan içeri alınmasıyla, Türkiye Batı’da İslamcı terörü destekleyen ülke konumunda değerlendirilme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.

Süleymani’nin komutasındaki İran güçlerinin özellikle Suriye ve Irak’ta, ABD ve İngiltere’nin örtülü desteğindeki IŞİD güçlerinin yenilgiye uğratılmasındaki işlevleri düşünüldüğünde, Türkiye’nin şimdiye kadar sempatiyle baktığı İhvan’cı güçlerle bu alanda denge kuracağı kuşkuludur.

Bu süreç başlamadan önce Doğu Akdeniz’de doğal kaynakların kullanılmasında, GKRY, İsrail ve Yunanistan’a karşı harekete geçmekte geciken Türkiye’nin, Libya’daki geçici yönetim ile geliştirdiği işbirliğinin, öngörülen MEB -Münhasır Ekonomik Bölge- yararı sağlayacağı da belirsizdir.

Saldırının Trump’ın azil sürecinin önemli bir aşamasında gerçekleşmesi,  seçim döneminde ABD Başkanı’nı kuşkusuz avantajlı konuma getirecektir.

Şii Araplar üzerindeki İran etkisini en aza indirmeyi hedefleyen ABD’nin, parlamentosunda alınan ülkeyi terk et kararının ardından, Ortadoğu’da yeniden çizilmesini tasarladığı siyasal sınırlar kapsamında, Irak’ın parçalanmasını hayata geçirmesi kimseyi şaşırtmamalıdır.

Bu sürecin ABD, İngiltere ve İsrail’in uzun süredir bölgede arzuladıkları, bir Kürt devletinin kurulmasıyla sonuçlanma olasılığı, Türk Dışişleri’nin gündeminin üst sıralarında yer alabilir.

Kuşkusuz bu saldırının ekonomik yanı da Türkiye’yi çok yakından ilgilendiriyor.

Aratacak petrol fiyatları, döviz rezervi hızla tükenen Türkiye’nin cari açığını büyütecek ve bir süredir kamuoyunun ilgisini çeken, Kanal İstanbul ve yerli otomobil algılarıyla yönetilemeyecek kadar büyük, ekonomik sıkıntılara ve doğal olarak AKP’nin oy kaybına yol açacaktır.

Bu gelişmede AKP’nin tek kazancı ise bir süreliğine ABD’nin gündeminde bulunan yaptırımlar ve ambargonun sümen altına itileceğidir.

Bahattin Yücel Kimdir?

Bahattin Yücel 1949 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. Turizm sektörünün her kademesinde 40 yılı aşkın hizmet verdi. TÜRSAB Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği Genel Sekreterliği (1978-1983), Dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı (1983-1987), 3 dönem TBMM’de İstanbul Milletvekilliği (1989-1991),  19. ve 20. Dönem (1991-1999) Bayındırlık, İmar ve Turizm, Fail-i Meçhul Cinayetleri Araştırma ve Gazi Mahallesi Olaylarını soruşturan Özel Komisyonda üye olarak yer aldı. 54. T.C Hükümetinin Turizm Bakanlığı'nı üstlendi.