• Röportaj | İstanbul depreme hazır mı?
    04 Ekim 2019

    Röportaj- Baransel Ağca

    İstanbul’da yaşanan 5.8’lik depremin ardından başlayan, kentin zemini, binaların durumu ve toplanma alanlarına dair tartışmalar devam ediyor. 16 Punto olarak, Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Alan ile yaptığımız röportajda İstanbulluların kafalarındaki soruların yanıtlarını aradık.

    İstanbul zemin açısından şanslı

    Foto: Pirha

    Depremin ardından en fazla konuşulan konulardan biri de İstanbul’un zemini oldu. İstanbul’un zemini olası bir depreme dayanıklı mı? Depreme dayanıklı zemin ne demek?

    – Öncelikle depreme dayanıklı zeminde kurulan binaların da yıkılabileceğini söylememiz gerek. Bizler kaya ve kaya türü zeminlerin depreme daha dayanıklı olduğunu biliyoruz. Ama bu zemine uygun bir yapılaşma olmazsa bir depremde burada bulunan binalar da yıkılabilir. Bu nedenle işin sadece zemin boyutundan bakacaksan kaya türü zeminlerin, toprak zeminlere oranla daha sağlam ve depreme dayanıklı olduğunu söyleyebiliriz. İstanbul ise bu konuda çok şanslı. Kentin önemli bir bölümü kaya ve kaya türü zeminlerden oluşuyor. Daha riskli ilçeler de var tabi.

    Bu zeminlere sahip ilçeler nereler?

    – Beyoğlu, Levent, Beykoz gibi yerler zemin açısından güvenli fakat bu saydığım ilçelerde de bazı dere yatakları ve alüvyal zeminler var bu nedenle tek tek ilçe ilçe değil bölge bölge bakmak lazım. Depreme dayanıksız bölgeleri sıralamak gerekirse, deniz kıyısındaki dolgu alanları, alüvyal bölgeler ve dere yatakları dayanıksızdır. Zaten bu bölgelerde yerleşim yeri inşa etmek de tavsiye dilen bir durum değildir. Örneğin Kağıthane’de bulunan dere yatağı, Güngören, Kadıköy’deki Kurbağalı Dere gibi bölgeler bu açıdan riskli bölgelerdir. Avcılar, Ambarlı gibi heyelan bölgeleri, bunun yanında sahil şeridine bakıldığında tüm Silivri sahil şeridi, Kartal’ın sahile yakın kısımları ve Pendik’in sahil kesimleri riskli alanların bazıları.

    Mühim olan zemine uygun yapılaşma

    Halk arasında yüksek kesimlerde yaşayanların olası depremlerde daha güvende olduğuna dair bir algı var. Bu ne kadar doğru?

    – Burada önemli olan zeminin rakımı değil. Dediğim gibi sadece niteliği de değil. Zemine uygun bir yapılaşma stratejinizin olması lazım. Yapılaştığınız bölge toprak zeminse, buna uygun bir yapılaşma içinde olmanız gerekir. Kayalık zeminse buna uygun bir stratejiniz olmalı. Toprak zemindeki bir bina yıkılmazken, kayalık zemindeki bir bina yıkılabilir. Fakat kayalık zeminin depreme daha dayanıklı olduğunu söylemiştik. Demek ki tek belirleyen bu durum değil. Yapılaşmanın önemi burada.

    İstanbul’daki deprem toplanma alanları da son dönemde tartışma konusu oldu. Deprem toplanma alanı nedir ve nasıl olmalıdır?

    – Deprem toplanma alanı, bölgenin nüfus yoğunluğuna göre belirlenen, olası bir depremde bölgede yaşayan insanların gündelik ve insani ihtiyaçlarını karşılayabileceği alandır. Bu alanlarda şimdiden altyapı meselelerinin halledilmesi gerekir. Örneğin bu alanların altında onlarca tuvaleti kaldırabilecek bir kanalizasyon sistemi olmalı, çeşmeler yapılmalı, kalacak yer ve yemek dağıtımının nerelerde yapılabileceğine dair bir kurgu olmalı. 2011 yılında Van depremi için gittiğimiz Erciş’te uzunluğu bir kilometreyi geçen tuvalet kuyruğuna tanık olmuştuk. İnsanlar depremden çıkıp böylesi bir yoksunluk içinde kalmamalı. Bu nedenle İstanbul’un her bölgesinde toplanmaya uygun alanlar olmalı. Okul bahçesini deprem toplanma alanı yapmışlar örneğin. Okul yıkılsa deprem toplanma alanı yok oluyor.

    İstanbul’da özellikle askeriyeye ait çok geniş araziler vardı. Hala da bir kısmı duruyor. Bu alanların imara açılması yerine deprem toplanma alanları olarak muhafaza edilmesi gerektiğini defalarca söyledik. İlla kullanılmak isteniyorsa mesire alanı olabilir park olabilir. O bölgeleri imara açmak, bina dikmek, olası bir depremde nefes alma bölgelerini yok etmek anlamına geliyor.