Röportaj | Down Sendromlu çocukların eğitim sorunları: MEB’in sağlıklı bir uygulaması maalesef yok

Eğitim yılının açılmasının ardından çeşitli sorunlar yaşayan Down Sendromlu çocukların eğitim alanında yaşadıklarını, Down Sendromlu bireylere ücretsiz ön eğitim insiyatifi UpSendrom kurucusu Burak Acerakis ile konuştuk.

Öncelikle, kayıt sürecinde yaşanan sorunlar nelerdir?

Down Sendromlu çocukların yaşadıkları en büyük sıkıntı öncelikle okula kabul prosedüründe ortaya çıkıyor. Şöyle söyleyeyim, eğer down sendromlu çocuğun hiçbir şekilde normal bir okulda eğitim göremeyeceğine dair ciddi problemleri olduğuna dair bir rapor yoksa ki çoğunlukla olmuyor, aslolan çocuğun okula başlaması. Başladıktan sonra sınıfla bir senkron sağlayabilmesi için devletin bir gölge öğretmen ataması gerekiyor.

Şimdi burada iki sorun var. Birincisi, devletin atayacağı gölge öğretmen sayısı son derece az çünkü bu konuyla ilgili alan mezunu sayısı son derece az.

İkincisi, eğitimcilerin, idarecilerin ve okul müdürlerinin bu konu ile ilgili bilgileri son derece az. Dolayısıyla, bütün bu paradoksların bütününde, baktığınız zaman Down Sendromlu çocukların en önemlisi aslında hayatlarını son derece kolaylaştıracak yasal eğitim alma haklarını rayında götürecek bir sistem yok.

Ebeveynlerinin tepkilerinin hiçbir hükmü olmamalı

Down sendromlu çocukları okula kabul etmeden önce, eğitimcilerin, hele ki özel okul eğitimcisiyseler öncelikle ilk parametreleri şu; diğer çocukların ebeveynleri nasıl refleks gösterir. Yani “benim çocuğum ile birlikte bir Down Sendromlu çocuğun aynı sınıfta olmasını kabul edebilir miyim, edemez miyim?” Tabii ki buradaki asıl arabesk kangren şu, ebeveynlerin bu tür tepkilerinin hiçbir hükmü olmamalı. Çünkü burada inisiyatif idarecilerindir, çünkü idarecilerin de önünde bir takım çok net yasal tüzükler var.

Eğer çocukla ilgili ciddi bir psiko somatik problem yoksa, bu çocuğun normal bir okulda diğer çocuklarla aynı anda eğitim görmesine engel teşkil edebilecek bir rapor söz konusu değilse, bu çocuğu kabul etmek zorundalardır. Bu bir yasal zorunluluk ama dediğim gibi, maalesef idareciler öncelikle bu yasaya karşı uygulamalarda bulunuyorlar.

Şu anda tüm Türkiye’deki özel ya da devlet okullarıyla ilgili yığınla şikayet alıyoruz. Bu şikayetlerin çoğunluğu, çocukların okula hiçbir gerekçe gösterilmeksizin kabul edilmeyişleri hakkında. Çünkü idareciler, hele ki diğer çocukların aileleri okullara ciddi bağışlarda bulunuyorlarsa, bu aileleri kızdırmamak ve küstürmemek için maalesef bu uygulamaya devam ediyorlar ama bu uygulama yasadışıdır.

Milli Eğitim Bakanlığı ve diğer kurumların Down Sendromlu çocuklara yönelik bir programı var mı? Varsa nasıl uygulanıyor ve yaşanan sorunlar nelerdir?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın down sendromlu çocuklara özel bir herhangi bir uygulaması yok.Özel gereksinimli çocuklara dair genel bir uygulaması var. Tabii ki doğru olan da budur. Sadece Down Sendromlu çocuklar değil, otizmli çocuklar, hiperaktivite sorunu olan çocuklar vb. çocuklar için genel bir uygulaması var. Bu uygulama, özel eğitim öğretmenlerinin bu çocuklarla ilgilenmesi üzerine kurulu bir esas var.

Bir kaç saatlik kursla özel eğitim öğretmeni olanlara çocukları teslim etmeniz mümkün değil

Fakat burada sıkıntı şu; normal şartlarda 3 yıllık hatta lisansla birlikte 5 yıllık eğitim sonrasında mezun olunan bu alanda ciddi bir rekabet problem var. Milli Eğitim Bakanlığı özel kurslar açtı, bu özel kurslarla yani bir kaç saatlik kurslarla eğitim alan insanların özel eğitim öğretmeni olabilmeleri sağlanıyor. Bu ciddi bir sıkıntı hatta ciddi bir sakatlık. Nasıl ki bir kaç saatlik bir kursla öğretmen olan bir insana çocuk teslim edemiyorsanız, bir kaç saatlik kursla özel eğitim öğretmeni olan bir insana da özel gereksinimli çocukları teslim etmeniz mümkün değil. Hele ki özel gereksinimli bir çocuk söz konusu olduğunda bunun fraksiyonları var, Down Sendromlu olabilir, Otizmli olabilir vb.

Çok çok daha ihtimam gerektiren böylesi bir alanda, alan mezunları yerine bir kaç saat kurs sonrası sertifika alanların eğitime yönlendirilmesi son derece çağ dışı bir uygulama. Dolayısıyla, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ne Down Sendromlulara ne otizmlilere ne de diğer özel gereksinimli çocuklara yönelik sağlıklı bir uygulaması maalesef yok.

Yaşanılan bu sorunlara yönelik toplumun tepkisi ve desteği ne düzeyde?

Tüm bu sözünü ettiğim uygulamalara dair toplumsal reflekslere gelince, ben açıkçası bundan dört buçuk yıl öncesinde başlattığım UpSendrom projesi sonrasında en azından down sendromlu çocuklara dair ciddi bir farkındalık yarattığımı düşünüyorum. Yani artık Down Sendromlu çocuklar zannedildiği gibi hiçbir şeyi beceremeyen, bağımsız bir hayat yaşayamayan çocuklar olmadıkları, doğru eğitimi doğru zamanlamalarla aldıkları taktirde diğer bireyler gibi bağımsız bir hayat yaşayabileceklerine dair toplumun bir kesimini olsa dahi dürtebildiğimi zannediyorum.

Ailelerin ciddi şekilde bilgilendirilmeleri gerekiyor

Ama şunu söyleyeyim ki toplumun genel anlamda, sadece Down Sendromlular değil engelliler ve özel gereksinimli çocuklara dair ilkel tepkileri, reaksiyonları ve cehaletleri hala devam ediyor. Dolayısıyla öncelikle toplumu bilgilendirmek gerekiyor. Bu sadece topluma dair bilindik bir kangren değil. Keza Down Sendromlu çocukları olan ya da Otizmli çocukları olan ailelerin de ciddi şekilde bilgilendirilmeleri gerekiyor. Çünkü çocuklarına dair, nasıl çocuklara sahip oldukları, hangi farkları hangi sıfatlara haiz çocuklara sahip olduklarına dair hiçbir bilgileri yok. Öncelikle ebeveynlerin bilgilendirilmesi bu kangrenin çözümünde çok ciddi bir yol almayı sağlayacaktır.