• Röportaj | “Beyoğlu küllerinden doğacak”
    09 Ekim 2019

    Baransel Ağca

    İstanbul’un kent kültürünün en önemli mekanlarından biri olan Beyoğlu’nun yıllar içinde geçirdiği dönüşümü Beyoğlu Eğlence Yerleri Derneği  (BEY-DER) eski Başkanı Tarkan Konar ile konuştuk. Konar yaşadığı onca badireye rağmen Beyoğlu’nun yeniden küllerinden doğacağını düşünüyor.

    Beyoğlu’nda yaşanan dönüşüm hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce ne zaman başladı bu dönüşüm?

    Kültürel dönüşüm ne zaman başladı sorusu orta vadeli bile ele alsanız çok kapsamlı bir soru. Mesele 1955 6-7 Eylül pogromu ile başladı diyebilirim. Evveli de var mutlaka. Beyoğlu hep yaşayan, hızlı dönüşen bir yer yüzyıllardır. Asla arka mahallenin dinginliğine sahip olmamış, dinamik. Ama arka mahalledekinin kendi semtinde yapamadığı ne varsa yapmaya geldiği yer olmuş. Sosyal medya yokken de bir trend topik, bir trend setter. Ekvator çizgisi yahut.

    “Siyasetten arındıralım derken batakhane cenneti yaptılar”

    Bu yüzden Beyoğlu’nu mahalli idare olarak yöneten anlayış daima iktidarı da almıştır. Daha yakın zamana gelirsek 12 Eylül de ciddi bir dönemeç, Beyoğlu’nu kültür, sanat, felsefe ve siyasetten arındıralım derken batakhaneler cenneti yapmışlar. Arka sokakları gayrı meşru ile özdeş olmuş.

    Son yıllarda yaşanan dönüşümü neye bağlamalıyız?

    2000’ler itibariyle toparlanma var yine ama o ara yeni bir kültür ve sanat anlayışı yükseliyor. Klasik, modern, pozitif olan ne varsa ona karşı… soyut bir tavır. Kendini en iyi bienallerde açığa vuruyor. İnsanlık birikimi ile dalga geçen, bir tabu deviren olmaya çalışırken bilerek veya bilmeyerek “okumuşlara nefret” eğiliminin de yükselmesini sağlıyor.

    “Tasfiye, belirli bir kesimin desteğini aldı”

    2010’lar itibariyle de Beyoğlu’nda sahnelerin, sinemaların bir bir kapanması, sergilerin basılması, kafelerin masa sandalyelerinin toplanması böyle bir iklimde,”kahrolsun marjinaller, enteller ” diye haykırabilen kitlelerce desteklenerek gerçekleşmiştir.

    Dönüşümün Beyoğlu esnafı üzerindeki etkisi nasıl oldu?

    Ben bu dönüşümü “mülkiyetin el değiştirme sürecine” bağlıyorum. İktisattan bağımsız sosyal olgular ele alınamaz. Nitelikli esnaf büyük oranda Beyoğlu’nu terk etti. Kalan cüzi miktar ise namus belasına açık duruyor. Yoksa bugün hanut yoksa, gayrı meşru yoksa kiranı, vergini, faturalarını ve maaşları düzenli ödeyen bir işletme olma ihtimali çok düşüktür. Her gün denetim ekipleri, her gün ceza da ayrı mevzu…

    Toplumdaki genel algı Arap sermayesi ve Arap turistlerin gelmesiyle birlikte bir ‘bozulma’ yaşandığı yönünde. Bu görüşe katılıyor musunuz?

    -Arap furyası gözle görülür haldedir. Mülk alımından işletme devirlerine kadar sermaye devrededir. Bir kısım tabii bir neden/sonuç ilişkisi kurmadan “onlar da olmasa hiç iş yapamayız” mantığındadır. Normal. Ama Beyoğlu müdavimleri ve gençler de bu dönüşüm yüzünden artık yoklar. Onu hesap edemiyorlar. Tabi Arap deyince sadece kebap/tatlı yiyip, nargile içip tekstil alışverişi yapan bir kitle düşünmeyin.

    Kendi gece kulüpleri, tavernaları, gay barları, onlara özgü fuhuş sektörleri gibi geniş bir “eğlence sektörü “ söz konusu. İddia etmiyorum, gece Talimhane, Sıraselviler ve İstiklal’in üst kısmında tur atan herkes gözlemleyebilir. Bir Arap karşıtlığını, ırkçı bir eğilimi de bazı kesimlerde kuvvetlendiriyor tabi yaşanan bazı olaylar. Zaten bir insan veya bir aile tüm dünyada “eğlence sektörü” ile bilinen bir yere başka neden tatile gitsin ki? Burada plaj yok, şifalı su veya kayak da yok.

    Beyoğlu’ndan Kadıköy ve Beşiktaş’a yönelim olduğu söylenirken, Karaköy’ün de canlandığı bir gerçek. Karaköy yeni Taksim olabilir mi?

    Karaköy kalıcı bir alternatif olamaz ama tabi ama hep böyle hareketli kalsa keşke. Endişem şu, Asmalı’ya yapıldığı gibi “Önce yatırım yaptır, müşteri çek , sonra dibe vurdur hazır restore edilmiş mülkiyet el değiştirsin ve sonra yine sal…”

    Kadıköy ve Beşiktaş aslında zaten hareketlenmesi gereken yerlerdi. Beyoğlu’nun deformasyonu bunu tetikledi. İstanbul’un tüm yükü Beyoğlunda’ydı neredeyse. Ama tabi ruh olarak asla bir Beyoğlu olamayacaklar. İstiklal yine kendini toparlayacak nasılsa. Tüm yaşadıklarına rağmen, Beyoğlu’nun küllerinden yeniden doğacağına tanık olacağımızı düşünüyorum.