Ortadoğu’nun siyasal bataklığı

Cumhuriyeti kuran asker-bürokrat kadronun özellikle askeri kanadı, bozgunlarla geçen uzun savaş yıllarının ardından, ilk kez Çanakkale’de anavatanlarını savunarak, zafer kazanmış savaşçılardan oluşuyordu.

Yemen’den Galiçya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada dökülen kanları, ne yazık ki  Osmanlı’yı ayakta tutmaya yetmedi. 

Güçlerinin ve ağırlıklarının bilincindeydiler

Aynı kadro  İstiklal Savaşını  kazanarak, yeni bir devletin; Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu.

Ortadoğu’da ve Kafkaslar’da petrolü ele geçirmek isteyen emperyalist ülkeler karşısında, güçlerinin ve ağırlıklarının bilincindeydiler. Süveyş ve Boğazlar dahil uluslararası geçiş yollarının önemini, Fırat ve Dicle’nin Mezopotamya’da artık sınırları dışında kalan topraklara hayat verdiğinin de farkındaydılar.

İmparatorlukları tasfiye ederek, milli devletler çağının başlamasına neden olan uluslararası sermaye hareketlerini yakından izliyor, ülkelerinin geleceğini kurarken, onun sınırlarını da korumak istiyorlardı.

Kaybedilen topraklar üzerinde kurulan yeni ülkelerde, Osmanlı döneminden kalma yatırımlardan kaynaklanan borçları -örneğin demiryolları- ödemeyi Lozan’da kabul etmek zorunda kalmışlardı. 

Balkanlar’da kısa süre öncesine kadar savaştıkları Yunanistan, hala soydaşlarının yaşadıkları Bulgaristan ve Sırbistan ile dostluk paktları kurarak, Sovyetler Birliği ile saldırmazlık anlaşmaları imzalayarak, ülkelerinin günümüzdeki sınırlarını istikrarla korumayı bildiler.

Ortadoğu bataklığından uzak durmaya çalışıyorlardı

Savaşlarda kaybedilen 1 milyonu aşkın yetişkin vatan evladını, elden çıkan milyonlarca kilometrekare toprakları ve yakılmış, yıkılmış, işgale uğramış Anadolu’da üretimin durduğunu biliyorlar, bağımsızlığını savaşla kazanan ülkelerini yeniden inşa ederken, Ortadoğu bataklığından uzak durmaya çalışıyorlardı.

Ülkelerinin tarihindeki son 150 yıl içinde Sünni temelli,  köktenciliği savunan tarikatların neredeyse tamamının Anglo-Saksonlar tarafından desteklendiğinin, kısmen örgütlendiğinin de kuşkusuz farkındaydılar.

Bu akımı yerden yere vuran, Cumhuriyet’in simge isimlerini “iki ayyaş” diyerek küçümseyen, Ortadoğu’da safların hergün değiştiğini, siyasal ihanetin en geçerli kural olduğunu bilemeyen, İslami temelli ortak paydalar kuracaklarını sanarak, yüzlerini bu coğrafyaya yeniden dönen fetih hayalcileri, bugün Suriye ve Arap Dünyasında Türkiye’ye karşı takınılan tavırlara seslerini bile çıkaramaz haldeler. 

Bozuk bir saat sarkacının salınımları gibi; ABD ile Rusya arasında gidip gelen temelsiz dış politika manevraları, iç siyaseti etkileyerek; ekonomideki çöküşü gizleme dürtüleri, bugün Türkiye’yi yeniden Ortadoğu bataklığına sürüklüyor.

Yapılması gereken, Suriye’deki meşru iktidar ile görüşmelere başlayarak, sınırlarımızdaki istikrarsızlığa birlikte çözüm üretmek için çaba harcamaktır.

Gerisi boş laftır.

Bahattin Yücel Kimdir?

Bahattin Yücel 1949 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. Turizm sektörünün her kademesinde 40 yılı aşkın hizmet verdi. TÜRSAB Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği Genel Sekreterliği (1978-1983), Dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı (1983-1987), 3 dönem TBMM’de İstanbul Milletvekilliği (1989-1991),  19. ve 20. Dönem (1991-1999) Bayındırlık, İmar ve Turizm, Fail-i Meçhul Cinayetleri Araştırma ve Gazi Mahallesi Olaylarını soruşturan Özel Komisyonda üye olarak yer aldı. 54. T.C Hükümetinin Turizm Bakanlığı'nı üstlendi.