Nevşin Mengü: Erdoğanist rejim, gazeteci kılığına girmiş bir zümre yarattı

Türkiye’de siyasetin ve medyanın durumunu Nevşin Mengü ile konuştuk. “Bu otokratik dönem atlatılırsa, sil baştan yeni bir anayasa yapmak lazım” diyen Mengü, medyadaki durum için de “Erdoğanist rejim, gazeteci kılığına girmiş bir zümre yarattı ve bu zümre gazetecilik taklidi yaparak ceplerini doldurdu. Ama çok birikimsiz ve yeteneksizler. Yaptıkları propaganda son derece kalitesiz.” diyor.

GÜRKAN ÇAKIROĞLU

Türkiye’de giderek artan bir otoriterleşmeden bahsediliyor. Sizce bu tespit doğrumu yoksa gelinen nokta da artık bunun çok daha ötesine geçilerek totaliter bir rejimle mi karşı karşıyayız? Siz Türkiye’de ki rejimi ne olarak adlandırırsınız?

Bu tip rejimler için illeberal demokrasiler deniyor. Yani özgür olmayan demokrasiler. Baktığınızda aslında kendi içinde oksimoron. Özgürlük olmadan, kuvvetler ayrılığı olmadan demokrasi olur mu, olmaz. Olsa olsa ikinci lig bir demokrasi olur. Bizdeki de bu.
Türkiye maalesef bu süreçte lig değiştirdi. Giderek yükselen bir yabancı düşmanı, batı düşmanı söylem var. Türkiye başka lige geçiyor. Çin ve Rusya övülüyor.
Zaten mevcut iktidar demokrasi kavramını çarpıta çarpıta içini boşalttı. Demokrasi sloganını kullanarak otoriter bir rejim inşa ettiler. Kurumların içini boşalttılar. Kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırdılar. Türkiye artık ikinci ligde oynayan, illiberal bir demokrasi.

Sizce 1908’de temelleri atılıp 1923’de kurulan Cumhuriyet halen ayakta mı? Bu saatten sonra sistemi restorasyon ile düzeltme şansımız var mı yoksa sıfırdan inşa mı gerekli?

Valla ayakta mı göreceğiz. Bu otokratik dönem atlatılırsa, sil baştan yeni bir anayasa yapmak lazım. Kurumları yeni baştan kurmak lazım. Yapacak iş çok.

Türkiye’de yargıya güvenin yerlerde süründüğü malum. Bu nokta da yargılamalarda ki aleni hukuksuzlukları neye bağlıyorsunuz?

Korku iklimi her yeri sarmış durumda. Savcı da diken üstünde hakim de diken üstünde.

“GAZETECİLİK TAKLİDİ YAPARAK CEPLERİNİ DOLDURDULAR”

Yukarıda ki soru ile bağlantılı olarak hukuksuz yargılamalara medyayı kullanarak toplumsal anlamda meşruiyet kazandırma çabası hakkında ne düşünüyorsunuz? Medyanın içine düştüğü hale dair görüşleriniz neler?

Medya’nın halini 31 mart yerel seçimleri öncesinde ve sonrasında gördük. Ana akım denen eski medya organları rezil haldeler. Yalan haber üretim fabrikası olarak işlev görüyorlar. Sosyal medya mecralarında gazeteciler habercilik yapmaya çalışıyorlar. Erdoğanist rejim, gazeteci kılığına girmiş bir zümre yarattı ve bu zümre gazetecilik taklidi yaparak ceplerini doldurdu. Ama çok birikimsiz ve yeteneksizler. Yaptıkları propaganda son derece kalitesiz.

Bu dönem bir yanıyla da sığlığın, lümpenliğin iktidar olduğu bir dönem. Medyada da böyle bir dil, böyle bir tarz egemen.

Bu tarz, radikalize olmuş azınlık bir tabaka yaratıyor. Bu tabaka git gide paranoyaklaşıyor ve şiddete meğlediyor. Bu uyduruk gazeteciliğin Türkiye’ye verdiği hasar sanılandan büyük olacak.

AKP’ye yakın yazar: O program Ekrem İmamoğlu’na 2 puan kazandırdı

Sizce iktidarda ki partiye Siyasal İslamcı bir iktidar diyebilir miyiz?

Elbette diyebiliriz. Zira bu iktidar İslamı kullanarak iktidara oturdu ve İslamı kullanarak kendi rejimini meşrulaştırmaya çalıştı. Erdoğanizm net olarak Siyasal İslamcı bir iktidardır

Ülkenin içinde bulunduğu bu durumdan Muhalefet ne derece sorumlu?

Muhalefet yeri geldi doğru yeri geldi yanlış yaptı. Ama bir şekilde su akıyor yolunu buluyor.

31 Mart seçimlerine bakıldığın Erdoğan ve arkadaşları çeyrek asır sonra İstanbul ve Ankara’yı kaybetti. Sizce bu seçimde muhalefet başarılı mı? Bakıldığında yarın genel seçimler olsa AKP yine iktidar da ve Erdoğan yine devletin başında. Bu seçimleri nasıl okumalıyız?

Muhalefet Türkiye’nin GSYM’sinin yüzde 62’sini üreten kentleri yönetecek. Gerisi hikaye kimse kusura bakmasın.

Zaten şu haliyle Sayın Cumhurbaşkanı’nın yönetim becerisi gösterebildiğini söylemek epey zor. Türkiye, altında sayısız delik açılmış, su alan bir gemi gibi.

“KİMSENİN ŞIMARIKLIK YAPMA LÜKSÜ YOK”

Diyarbakır’da neredeyse sıfır çeken Millet İttifakına karşı HDP seçmenlerinin batıda CHP adayına oy vermesini nasıl görüyorsunuz?

HDP’liler Türkiye’de yeni oluşacak siyasette bir yerlerde olmak istiyor. Nasıl olsa eninde sonunda başka bir dönem başlayacak, HDP bu dönemi inşa edenlerden olmak istiyor.
Zaten bundan sonra Türkiye siyasetinde bol bol diyalog ve uzlaşı gerekli. Bu kadar gerginlik ve düşmanlıkla ülke ayakta kalamaz. Normalleşmek zorundayız. Milliyetçiler hem Türk hem Kürt, sosyalistler, liberaller ve İslamcılar, oturup konuşmak zorundalar. Ülkenin ayağa kalkabilmesi için kimsenin şımarıklık yapma lüksü yok. Siyasiler ergen çocuk gibi değil, yetişkin gibi davranmaya başlamalı ve sorunların çözümüne odaklanmalı.

“Biz AKP’nin yanında yer almasaydık, AKP, HDP ile işbirliği yapardı”

Eğer ki İmamoğlu’nun sahada kazandığı seçim masada elinden alınırsa bundan sonra ki süreçte Türkiye’yi ne bekliyor?

Kaos.

Seçimlerin neticelerini ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik durumu ile birlikte değerlendirdiğimizde sizce 2020’de bir erken seçim olur mu?

Ekonomik krizin alacağı seyre bağlı.