Ne yapmalı?

YSK kararını açıkladı, partiler ve adaylar açıklamalarını yaptı, 23 Haziran’da seçime gidiyor İstanbul. YSK kararının kısa gerekçesi sandık kurulu başkan ve üyelerinin bazı sandıklarda kamu görevlisi olmaması.

Kısaca; “usulüne uygun olmayan atamalar yapılmış, biz bu atamaların yapıldığı sandıklarla ilgili olarak şaibe olabileceğini düşündük ve seçimin yenilenmesine karar verdik” dedi.

  • İBB seçim pusulalarında usulsüzlük tespit ettik DEMİYOR
  • İBB seçmeninin iradesini sakatlayan bir usulsüzlük yapmıştır bu sandık görevlileri DEMİYOR
  • İBB oy pusulaları bulduk dışarılarda, basılı oy pusulası adedi ile sandıktan çıkanda usulsüzlük tespit ettik de DEMİYOR.

YSK Kararının doğrusu yanlışı, eski seçimlerde de böyleydi değildi meselesi bir tarafa, madem yukarıdakileri demiyor, YSK neden seçimin tamamen iptaline karar vermedi? Şayet gerekçe, şu kadar sandıkta atanan sandık kurulu üyeleri usulüne uygun atanmadı ise, neden sadece İBB seçimi yenileniyor da, ilçe ve meclis üyesi seçimleri hatta muhtarlık seçimleri yenilenmiyor?

Sandık kurulu üyeleri usulüne uygun atanmamış demek, sandık usulüne uygun kurulmadı demek ise –ki öyle olduğuna karar vermiş- usulüne uygun olmayan bir sandıktan çıkan bir pusula geçersizken diğerleri nasıl geçerli oluyor? Boyacı küpüne giren elin tüm parmakları boyanır, içinden birisi boyanmaz. Şimdi sayfalarca hukuk retoriği yapıp konuyu uzatmasın kimse, hukuk dediğiniz ortalama zekâya sahip olduğu kabul edilen insanların oluşturdukları toplumlarda genel kabul görmüş mantık kurallarını hiçe saymaz.

İşte bu yüzdendir ki bu karar anlatılamadı ve anlatılamayacak topluma, inanın iptal gerekçesi ayakları yere basan sebeplere dayansaydı toplum da rahat edecekti, partiler de, adaylar da.

Seçim 23 Haziran’da yapılacak, AKP bana göre siyasi hayatının en yanlış hamlesini yaptı bu iptal başvurusunu yapmakla. Karar sonucunda artık sadece AKP adayına oy vermeyecek insanlar değil, bu yapılanı hak gasbı olarak gören milyonlar var, sadece bir seçim değil bir demokrasi mücadelesine dönüştü mesele.

Seçim sonucunda İmamoğlu kazanırsa, AKP boşu boşuna bu milletin iradesi karşısında tavır almış, ekonomiyi zora sokmuş ve yine kaybetmiş olur ki 31 Mart gününden beri bu süreci bu şekilde yöneterek zaten her gün kaybettiler.

Yıldırım kazanırsa, İmamoğlu taraftarlarında ellerinden kazanılan seçimin alındığı algısı zerre kadar değişmez ve İmamoğlu bir mağdur lidere dönüşür. Kısacası bu sürecin tüm kaybedeni AKP ve lideri olacaktır.

Neden girdiler bu sürece, bilemem, Cumhurbaşkanı’nın 31 Mart ve sonrasındaki birkaç günlük tavrından kabullendiği izlenimi edinmiştim, sanırım İstanbul’un kaybedilmesi faturasının kendilerine çıkacağından çekinen birileri ya da belli çıkarları zedelenecek bir kesim, AKP’yi ittiler bu kaosun içerisine.

Yapılması gereken nedir derseniz, mademki seçim var ve mademki bu seçimler bir demokrasi varlığı testine dönüştü, demokrasinin var olduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik bir ülke olduğunu ve olmaya devam edeceğini sandıkta haykırmak gerekir herkese. Erdoğan’ın farkında olarak ya da olmayarak kendisini soktuğu bu güvenoyu testi Türkiye siyasi hayatını çok değiştirebilir.

Ancak, Erdoğan’ı, YSK kararını sonuna kadar eleştiri hakkımız olmakla beraber, dikkat edilmesi gereken bence çok daha önemli bir husus var. Türkiye’de istikrarsızlık yaratmak isteyecek, alternatifsizlik algısı oluşturmaya çalışacak her kim varsa bunlara dikkat etmek şart.

Türkiye üzerine hesap yapan birileri varsa onların isteyebilecekleri herhangi bir ortamı yaratmamak hepimizin önceliği olmalı.

Bazıları başlamış şimdiden, 23 Haziran’dan sonra birilerinin müdahale edebileceği gibi laflar etmeye, arada işgal gibi kelimeler çıkıyor ağızlardan –yanlışlıkla olabilir bilemem- işte orada dur demek bu ülkenin her bir ferdinin borcudur.

Sonuna kadar demokrasi, sonuna kadar hukuk devleti diye bağıralım ancak her birimizin ağzından önce aynı laf çıksın; sonuna kadar egemenlik, egemenlik, egemenlik.

Ne yapmalı demiştik ya yazının başında. Seçimin seçim olduğunu unutmamalı, sandıktan çıkana riayet edilmesi gerektiğini anlatmak için bu defa sandıklarda demokrasi için oy kullanılmalı, ancak her birimizin yapması gereken; bu ülkenin bizim olduğunu, hiçbir siyasinin ya da siyasi mücadelenin ülkede kargaşa yaratmasına izin veremeyeceğimizi hep aklımızda tutmak.

Haklı ya da haksız bir karar verildi ve yapmamız gereken Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik bir hukuk devleti olduğunu tüm dünyaya gösterecek bir seçim yapmak ve egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletinde olduğunu tüm dünyaya göstermek.

Haini bol verimli topraklar!

Üzerinde yaşadığımız coğrafya, dünyanın en bereketli topraklarını bünyesinde barındırır. İnsanlık tarihi boyunca bu topraklar, her türlü doğal afetlere, büyük savaşlara, insan eliyle yapılan tüm yıkımlara...

The Last Czars: Son çarlar

Evet, tüm teknolojik gelişmeye sınırsız internete ve Netflix’e rağmen bugün Türkiye Cumhuriyeti vasat bir monarşiyle sınanmaktadır.

Biz bizi beğenmeyiz!

Cehennemde sıra-sıra kazanlar! Altlarında ateşler yanıyor, her kazanda çeşitli milletlerden cehennemlik insanlar. Amerika kazanı, Rus kazanı, Çin kazanı, Japon kazanı vs.. Her kazanın başında da...