Melda Onur: Siyaset, siyasetçilere bırakılacak kadar sığ bir şey değil

MERT GÜMÜŞ /16 PUNTO ÖZEL

Eski CHP Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Melda Onur 16 Punto’ya konuştu.

8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nündeki ‘ezan’ tartışmalarını değerlendiren Melda Onur, iktidarın kadınlardan korktuğunu ama kadınların hiçbir şekilde sindirilemeceğini söyledi.

Onur, yaklaşan belediye seçimleriyle ilgili ” Mansur Yavaş Ankara’yı aldı diyebiliriz. Ekrem Bey çok iyi bir belediyeci. Belediye seçimlerinde iktidarın diline aldanmamak lazım. Marka isim takıntısından uzak durmak lazım. Kendisi İstanbul’un 39 ilçesinden birinde adeta yeni bir kent oluşturdu. Belediye Başkan adaylığını haketti” ifadelerini kullandı.

Eski CHP Genel Başkan Yardımcısı ve 24.dönem milletvekili Melda Onur 16 Punto’nun sorularını yanıtladı. Yeniden vekil olmak gibi bir düşüncesi olmadığını söyleyen Onur “Siyaset sadece parlamentoda yürütülen bir şey değil. Siyaset, siyasetçilere bırakılacak kadar sığ bir şey değildir. Halkın vekili olmaktan memnunum.” dedi.

İşte Melda Onur ile yaptığımız söyleşinin tamamı:

-İlk başta şu klasik soruyu sorayım. Melda Onur kimdir?

(Gülüyor) Farklı şehirlerde yaşadım. Memleketin neresi sorusuna tam olarak cevap veremem. Marmara Üniversitesi’nde Kamu Yönetimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezun oldum. Daha sonra yurtdışında da okudum. Türkiye’ye döndükten sonra bir iletişim şirketi kurdum. Daha sonrasında ise Günaydın Gazetesi’nde ekonomi biriminde gazeteciliğe başladım. Star TV’de Kanal D’de ve Show TV’de de çalıştım. Sonra kendi iletişim şirketimi kurdum. İstanbul İl Yöneticisi olarak CHP’de siyaset yapmaya başladım. O dönemde Deniz Bey’in (Baykal) gidişi Kemal Bey’in Genel Başkan oluşu ile birlikte parti içinde yöneticiler de değişti. O dönemde parti içinde PM Üyesi, MYK Üyesi gibi görevler aldım ve daha sonra da 2011’de miletvekili oldum. 2015’e kadar da vekillik yaptım.

-Vekilliğiniz insanlara sanki bir dönemden daha fazlaymış gibi geliyor…

(Gülüyor) Evet insanlar bunu söylüyor. Gerçekten çok yoğun bir dönemdi. Çok dolu dolu geçti. Birçok konuda çalışmalarda bulunduk.

-Babanızın subay olmasından dolayı çokça şehir değiştirdiniz. Bu vekilliğinize bir avantaj sağladı diyebilir miyiz?

Kesinlikle. İnsanları daha yakından tanıdım ve sorunlara daha yerel yaklaşabilmeyi sağladı bu bana.

-Ekonomi okudunuz. Daha sonra bu ‘gazetecilik’ nereden çıktı? Neden gazetecilikten siyasete atıldınız?

Bir Matematik mezunu olarak o dönemin sınav sistemi ile Siyasal Bilimlere girmiştim. O dönemde gazeteci olmak gibi bir istek oluştu bende, yıllığımda da yazar. Aslında siyaset ve gazetecilik iç içe geçmiş şeyler. Gazeteci gibi siyaset yaptım hep. Ve gazetecilikten geldiğim için bu işime yaradı diyebilirim.

-Vekilliğiniz sürecinde kadın hakları, ekoloji ve hayvan hakları ile yakından ilgilendiniz sürekli. CHP’de sizin vekilliğinizden önce kadınlar nasıldı sonra nasıl oldu? Birşey değişti diyebilir miyiz?

Evet bu çalışmalarla ilgilendim. CHP’de bu konuda çok bir şey değişti diyemem. Örgütte kadınlar sadece kadın çalışmalarına itilmeye çalışılıyor. Bu yanlış bir şey. Örneğin Kadın Kolları Başkanının Kemal Bey’e eş durumda olması gerekiyor diye düşünüyorum. Kadınların her alanda çalışması gerekiyor. Enerji Komisyonu’nda mühendis kadınların yer alması gerekiyor. Tarımda, sanayi’de her yerde çalışma yapması gerekiyor. Kadın sadece kadın konularında çalışma yaparak o alanda kısıtlanmamalı.

Kadın konusu sadece kadınların çalışma yapacağı bir alan da değildir. Erkeklerde bu konunun muhatabı olmalı. Çünkü zaten sorunumuz erkekler. Örneğin CHP’de çalışma yapan insanların eşleri de bu çalışmaya eşit bir şekilde ortak olmalı. Yani erkek sabah kalkıp partiye giderken kadın önce evdeki işleri bitirip partiye gitmemeli. O evdeki işler birlikte yapılmalı ve birlikte partiye gidilmeli. Temelden bir sorun bu. Toplumsal cinsiyet eğitimleri verilmeli. Bu zorunlu olmalı ve her yaştan her bireye öğretilmeli. Toplumsal cinsiyet derken ‘sen erkeksin ben de kadın’ düzleminde basit bir şeyden bahsetmiyorum.

-İktidarın kadın politikaları çok ama çok yetersiz. AKP’nin kadına bakışında sizi en gıcık eden şey ne?

AKP’nin kadın politikası çok güçlü aslında. Ama bize göre yanlış politikaları var. (Gülüyor) AKP, kadınları belli bir role hapseden ve eve kapatan bir anlayışı savunuyor ve bunu yerleştirmeye çalışıyor. Kadının evde kapanıp çocuk yapmasını bekliyorlar. Ve “şu olmalısın, bu olmasın, böyle yapmalısın, şöyle yapmalısın” diye kadının yaşam tarzına karışıyor.

-8 Mart Gece Yürüyüşü’ne saldırdı AKP. Ne düşünüyorsunuz? Artık ne olacak bundan sonra?

AKP, kadından korkuyor. İlk defa 8 Mart’a bir saldırı oldu. İktidar burada sizi yürütmeyeceğiz mesajı vermeye çalışıyor. Ama kadınlar kokmuyor. Sinmiyor ve asla da sinmeyecek. Açılan pankartlara laf söz ediyorlar. Oradaki açılan pankartlar erkeklerin yıl boyu dilinden düşürmediği sloganlar. Orada bir provokasyon da var. Camiden okunan ezanın saati de şaibeli, açılmayan camiiden ezan okunması da. İktidar kadınlardan korkuyor ve gündemi başka yere taşımaya çalışıyor.

-Peki Hayvan Hakları’ndan konuşalım. Hayvanları çok seviyorsunuz. Hatta Pamuk isimli bir kediniz de var. Türkiye’de hayvan yasaları ve cezalar çok yetersiz. Siz bu konuda vekil iken çokça çalışma yaptınız. Neler yaptınız ve şuan neler yapıyorsunuz?

Pamuk’u yakın zamanda kaybettim. 15 yaşındaydı.

-Çok üzüldüm. Başınız sağolsun

Sağol. Hayvan Haklarına gelirsek, hayvanlar ile ilgili sevgili Umut Oran ile çok çalışma yaptık. Kendisi iyi bir hayvanseverdir. Hayvanlar ile ilgili yeni bir yasa tasarısı çıkarmak için çokça uğraştık. Hatta çıktı da ama kadük kaldı. Burada kabahat yerine, ceza tanımlaması, hapis cezası olması gerekiyor. Özellikle kasıtlı öldürme, işkence etme ve tecavüze. Sokak hayvanlarının aşılanıp, sağlık sorunlarının giderilip tekrar alındıkları yere bırakılması gerekiyor. Onlar okul, park, bahçe ve kalabalık alanların yakınlarına bırakılmaması kaydı, hayvanseverler açısından kabul edilebilir değil. Kalabalık alan tanımı çok geniş. Birde bu yasaya karşı çıkan 2 büyük lobi var. Bundan eminim. Biri petshoplar. Diğeri ise yunus parkları. Yunus parklarına ve pet shoplara yeni hayvan alımını durdurmak için çalıştık.

– Hadi biraz da seçimleri konuşalım. İstanbul’da ve ilçelerinde durum ne? Beklentiniz neler?

Vallahi kadın adayların azlığı en büyük hayal kırıklığım oldu. Beşiktaş için kadın aday konuşuldu ama olmadı. Beşiktaş’tan bir aday istendi o da olmadı. Genel Başkan, “Kadınlar erkekleri öneriyor” diye çıkış yaptı. Keşke kadın aday adayları toplanıp bir kişi üzerinde mütabık olsaydı.

-Aday belirleme süreci CHP’de tek başına bir kadın olan ‘Canan Kaftancıoğlu’ üzerinden çok tartışmalı oldu.

Canan’ın İstanbul İl Başkanı olması parti için çok değerli. Çok sıkıntılı bir süreçten geçerek buraya geldi. Ama aday belirleme sürecinde içeride ne oldu bilmiyorum. Zaten o süreçte de istifa verdi geri aldı vs. Daha fazla kadın aday belirlemesini isterdim. Ama dediğim gibi içeride neler oldu ne kadar zorlandı bilmiyorum.

-Kadıköy adayı Şerdil Dara Odabaşı da çok tartışılan bir isim…

Orada insanlar ‘Neden Şerdil Bey aday’ diyerek bir tepki göstermiyor aslında. Asıl tepki benimde çok başarılı bulduğum Aykurt (Nuhoğlu) Bey’in en az bir dönem daha başkanlık yapamamasıydı. Bir dönem belediye başkanlığı ya da vekillik için çok az. 4-5 senede sadece bir şeylerin ekimini yapabilirsiniz. İkinci dönemde artık bunun meyvelerini alırsınız. Aykurt Bey’in bir dönem daha yapmasını isterdim.

-Ekrem İmamoğlu, İstanbul’u alabilir mi? Beylikdüzü’nden İstanbul’a geçmek nasıl olur?

Ben Ekrem Bey’i başarılı buluyorum. Ekrem Bey çok iyi bir belediyeci. Ve yapılan her şeye karşı sakin kalıyor bu da iktidarı daha da çıldırtıyor. Kendisi İstanbul’un 39 ilçesinden biri olan Beylikdüzü’nde adeta yeni bir kent oluşturdu. Belediye Başkan adaylığını hak etti bence. Belediye seçimlerinde iktidarın diline aldanmamak lazım. Marka isim takıntısından uzak durmak lazım. Kendisi buranın ilçelerinden birinde. Belediyecilik başka birşey. Karşı tarafta marka isim olsa ne olacak. Uçak uçurdum, tren yürüttüm diyen biri belediyecilik yapabiliyor da bir ilçenin başkanı mı büyükşehiri yönetemeyecek sanki. Kayseriliden Ankara’ya aday oluyor da Beylikdüzü’nden İstanbul’a başkan olunmuyor mu? Ekrem Bey’in şuan kazanmaya yakın olduğunu düşünüyorum. Yapılan anketler bu yönde görünüyor.

-Mansur Yavaş ve üzerinden dönen anti propaganda için ne söylersiniz?

Ben Mansur Yavaş’ın seçimleri kesinlikle kazanacağına inanıyorum. Zaten Özhaseki’den AKP’de beklediğini bulamadı. Burada bir önceki seçimde olduğu gibi sandıkta kaybetmemek gerekiyor. CHP’lilere büyük iş düşüyor burada. Yerel seçimlerde belediye meclis üyesi adayları da kendi sandıklarını koruduğu için daha zor oluyor oy çalmak aslında ama yine de korunması gerekiyor.

-Ben bir Üsküdarlı olarak bir de Üsküdar’ı sorayım size…

Üsküdar’da Ahmet Bey sevilen bir isim bildiğim kadarıyla da başarılı biri. Bir önceki seçimde İhsan Özkes’in adaylığında orada sandıkta çok manipülasyon oldu. Bizde oraya gittik. Burada partinin aday ile uyumu önemli aslında. Eğer parti de adayı benimsemiş ve kusursuz bir çalışma yaparsa başarı gelir. Gördüğüm kadarıyla da ilçe teşkilatı ve Ahmet Bey arasında bir uyum var.

-Peki CHP ne yaparsa bu seçimde başarılı olmuş olur? Neleri almak başarı sayılır?

Adana, Antalya, Mersin, Bursa, Ankara ve İstanbul şuan için anketlerde iyi görünüyor. Alınan her belediye başarıdır. Şu kadar alınırsa demek doğru olmaz.

-Peki Gezi İddianamesi’ni sorayım o zaman?

Tamamen boş bir iddianame. 657 sayfanın neredeyse tamamı ‘hıı dedi uu dedi’ diye geçiyor. Hukuki olarak boş bir iddianame ve hiçbir şey olmaz. Gezi bir halk direnişiydi. Önemliydi. Çünkü ilk defa halk gezi sürecinde ‘Erdoğan’ın gerçek yüzünü görmüş oldu. Zaten daha sonrasında her şey onlar için kötü gitti.

-Son soruyu sorayım o halde. Yeniden vekil olmak ister misiniz?

Hayır düşünmüyorum. Siyaset sadece parlamentoda yürütülen bir şey değil. Siyaset, siyasetçilere bırakılacak kadar sığ bir şey değildir. Ben halkın vekili olmaktan memnunum.