• Mahalleler Birliği milyonlarca İstanbullu için harekete geçti
    29 Ekim 2019

    Murat Büyükyılmaz

    İstanbul’da milyonlarca yurttaşın yerleşim yerlerinin hukuki güvenceye kavuşması için faaliyet gösteren Mahalleler Birliği, sorunlarının çözümü için harekete geçti.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde yeni yönetimin görevi devralmasının ardından artık sorunlarına çözüm talep eden İstanbullular, İBB CHP Grup Başkan Veliki Doğan Subaşı ile görüştü.

    Görüşmenin ardından 16 Punto’dan Murat Büyükyılmaz’a konuşan Şehir Plancısı ve Mahaleler Birliği Gönüllüsü Özgür Temiz, yaklaşık 5 milyon İstanbulluyu ilgilendiren yerleşim yerlerinin hukuki güvencesine dair problemin çözümü için bir siyasi iradenin ortaya çıkmasını talep ettiklerini belirtti.

    Temiz, ikinci taleplerinin ise şimdiye kadar gerçekleşen düzensiz ilişkiler yerine daha organize olmuş ilişkilerle süreci yürütmek olduğunu söyledi.

    Şehir Plancısı ve Mahaleler birliği Gönüllüsü Özgür Temiz, Mahalleler Birliği hakkında bilgiler vererek şimdiye kadar yerleşim yerlerinin hukuki güvenceye kavuşması konusunda yaşananları ve İBB CHP Grup Başkan Vekili Doğan Subaşı ile yaptıkları görüşme ile ortaya çıkan durumu anlattı.

    Mahalleler Birliği nedir?

    “Mahalleler Birliği, Türkiye’de İstanbul, İzmit, Eskişehir ve İzmir’deki mahalle dernekleri, mahalle kooperatifleri ya da mahalle inisiyatifleri olarak, çeşitli mahallelerin yerleşim yerlerinin hukuki güvencesine dair problem yaşayan insanların bir araya gelmesi ile oluşmuştur. 

    Bu mahallelerin bir kısmı 2981, 4706, 775 ve benzeri kanunların uygulanmamasından kaynaklı tapu problemi, yerleşim yerinin mülkiyetine dair problem yaşıyor. Bir kısmı iskânlı yapılar olmasına rağmen keyfi biçimde riskli alan ilan edilmiştir.

    Mahalleler Birliği, bütün bu mahallelerin yerleşim yerlerinin hukuki güvenceye dair arayışından sağcı-solcu, etnik kimlik, siyasal kimlik, mezhep ve cinsiyet gibi ayrımlar olmadan hatta yaş ayrımı dahi olmadan bir araya gelmesiyle oluşan bir organizasyondur. 

    Önce kendi mahallelerinde bir cemiyet olmasıyla, sonra da birbirleriyle deneyim paylaşmak, sorun paylaşmak ortak faaliyetler sürdürmek üzere bir araya gelmesiyle oluşmuştur Mahalleler Birliği.

    Mahalleler Birliği, seçimlerden önce bütün ilçelerdeki adaylardan ve büyükşehir adaylarından bir taahhütname talep etti. Her mahallenin kendi durumuna göre ya da ilçenin durumuna göre seçim taahhütnamesi hazırlandı.

    “İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da taahhütnameye imza attı”

    Hem ilçe belediye başkan adayları hem büyükşehir belediye başkan adaylarından mahallelerin durumlarına dair taahhütnameye imza atmaları istendi. 

    O taahhütnamelere bir kısım adaylar imza attılar, bu imza atan adayların içerisinde İBB Başkanı olan Ekrem İmamoğlu da vardı. Adayların bir kısmı ise taahhütnameye imza atmasa bile bizim mahallelerdeki taleplerimize duyarsız kalamadılar ve mesela açıklamalarda bulundular.

    Ya da mesela İBB Başkan Adayı Binali Yıldırım, seçimlerden önce taahhütnameye imza atmadı ama seçime son bir kaç gün kala “tapu tahsis belgelerine tapu geliyor, hazine arazisinde bulunan bütün tapu tahsis belgelerinin tapuya dönüşecek” diye tweet attı.

    Dolayısıyla, bir kısmı taahhütnameye imza atarak pozisyon alırken bir kısmı ise bunu görmezden gelemeyerek ona dair vaatlerde bulundu.

    “İmamoğlu ve CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na yönelik talebimiz vardı”

    Biz seçim sonrasında mecliste grubu bulunan bütün siyasi partilerden randevu talebinde bulunduk. Bunun içerisinde belediye başkanları, meclis grupları ve il yönetimleri vardı. Bu randevu taleplerinin içerisinde İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik talebimiz de vardı, CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na yönelik talebimiz de vardı.

    Neden bu taleplerde bulunuyorsunuz?

    Çünkü biz bir taraftan da artık düzenli ve organize ilişki sürdürmek istiyoruz.

    Bu partilerin siyasal pozisyonlarından dolayı arada bizim haklarımızın kaybolmasını istemiyoruz. Daha organize ilişki sürdürmek istiyoruz çünkü biz 2009’dan beri her seferinde çeşitli şekillerde bu partilere, yöneticilerine, milletvekillerine ve adaylarına dosyalar veririz sonra onlar kendi içlerinde haberleşmezler, bir sonrakine meseleyi bir daha baştan anlatırız. 

    Daha organize bir ilişki talebinde bulunmak üzere randevu talebinde bulunduk. Ve il başkanlıkları ile meclis gruplarına ve bizim muhattabımız kim olacaksa onu bilelim, diye…

    Söz konusu görüşme de bu randevu dizisi içerisinde planlanan bir görüşmeydi. CHP İBB Meclis Grubu Başkan Vekili Doğan subaşı ile görüşme yapmış olduk.”

    Mahalleler Birliği ne kadarlık bir nüfusu temsil ediyor?

    “İstanbul’da yaklaşık 15 ilçede, kimisinde ilçelerin bütününde, kimisinde bir mahalleyi kimisinde de bir semti kapsıyor. Dolayısıyla İstanbul’da yaklaşık 60 tane dernek veya inisiyatif var, bu da yaklaşık 1 milyon kişilik bir kitleye denk geliyor.

    Bir de bütün bu yerleşim yerlerinin güvencesine dair problem yaşayan ama ya kendi başlarına emek etmeye çalışan ya da genel olarak beklemeyi tercih eden mahalleler var. İstanbul’da konuştuğumuz bu güvence problemi yaşayan yaklaşık 4-5 milyonluk bir nüfus var aslında.  

    Dolayısıyla, İstanbul’da yaklaşık 4-5 milyon kişiyi ilgilendiren yerleşim yerlerinin güvenceye kavuşması talebiyle bir mesele var ve örneğin Sarıyer’de yaklaşık 35 yıldır tapu sorunu var ve bu sorun çözülmemiş. Bilerek çözülmemiş. Çözmek istememişler ve şimdi o yerler İstanbul’un en kıymetli yerleri olmuş. O mahallelerde yaşayan insanlara buraları vermek istemiyorlar.”

    Bu görüşmeden beklentiniz neydi, talepleriniz neydi ve nası bir sonuç ortaya çıktı?

    “Bu görüşmede asasında bizim iki talebimiz vardı. Birincisi, büyükşehir belediyesi, bir kısmı anlaşılır bir kısmı anlaşılmaz sebeplerle seçimden sonra ortada bizim taahhütnamemize imza atan Ekrem İmamoğlu -Ekrem Bey’in imzaladığı taahhütname öyledir; kendim, partim ve meclis üyelerim adına söz veriyorum, diyedir- ve meclis üyeleri açısından, hadi diyelim ki hazırlık olsun, içeride bir takım tuhaflıklar yaşanıyordu. Kendilerinin açtıkları davaları temyiz etmek de dahil olmak üzere. 

    Ortada bütün bu süreçleri bürokratların sürdürmesinin imkanı yok. Bir siyasi irade ise yoktu. Hala daha bir siyasi irade görünmüyor, ortaya çıkacak mı çıkmayacak mı ona bakacağız.”

    “Birinci talebimiz, bir siyasi iradenin ortaya koyulmasıdır”

    “Kendilerinden birinci talebimiz, bir siyasi iradenin ortaya koyulmasıdır. Sonuçta bürokrasi hukuk çerçevesinde olsa bile siyasi iradeye tabidir.

    Dolayısıyla biz “ bürokrasi öyle yapmış” gibi bir açıklamayı kabul etmiyoruz. Çünkü mevcut hukuk çerçevesinde bile başka türlü de yapılabilir. İlla ki mevcut hukuku lağvetmemiz gerekmiyor. Orada bir siyasi iradenin kendisini var kılması, göstermesi gerekiyor. Biz, birinci olarak, sorunun çözümüne yönelik bir iradi iradenin ortaya çıkmasını talep ettik.

    İkincisi, CHP Meclis Grubundan da az önce bahsettiğim düzensiz ilişkiler yerine daha organize olmuş ilişkilerle süreci yürütmeyi talep ettik.

    Muhatabımızın bilinmesini, sorunlarımızı her seferinde yeni bir kişiye baştan anlatmak yerine takip edilebilir ve izlenebilir bir süreç yürütmeyi talep ettik. Çünkü bizim sorun diye konuştuğumuz meseleler 60 yılda ve bu memleketin kentleşmesine dair problemler.

    “Organize sürecin yürütülmesini talep ettik”

    Öyle bir tane meseleyle üç tane toplantıyla çözebileceğimiz sorunlar değil. Biz de bir organize sürecin yürütülmesini talep ettik. Kendileri de bunu oluşturacaklarını söylediler. 

    Biz kendi açımızdan sürecin organize şekilde takibi için bir muhatap göstereceğiz, onlar da üç meclis üyesinden oluşan bir ekibi tahsis edecekler. Biz bu tarif edilen sürecin hakkıyla işletilmesini istiyoruz. Kendilerinde olmadığını düşündüğümüz hazırlık bizde mahalle mahalle organize olmuş cemiyetler olarak  mevcut.

    Biz hazırız. Mahalle cemiyetlerimiz mevzuatı da tekniği de okur yazarlığın ötesinde bir düzeyde biliyorlar.

    Ayrıca İYİ Parti ile iki hafta önce bir görüşme yaptık. Saadet Partisi ile de görüşmelerimizi sürdüreceğiz. Sonuçta bize hepsi söz verdi. Bize söz vermelerinin üzerine seçimlerdn önce biz de döndük mahallelerimize ve dedik ki “Bizim taahhütnamemiz şuydu, bu adaylar imzaladı, bu adaylar imzalamadı. Ey mahalleli seçimlerde buna göre pozisyon alalım.”

    “Söz verdim unuttum, gibi bir şeye izin vermeyeceğiz”

    Biz, “söz verdim unuttum” gibi bir şeye izin vermeyeceğiz. Herkes kendi sözünün arkasında dursun. Durmuyorsa da durmadığını beyan etsin. Biz bunu takip edeceğiz ve dönüp mahallemize de bunu anlatacağız. 

    Şöyle bir makus talihi var bu mahallelerin, her seçimden önce mahalleler oy deposu olarak görülmüş.

    Bütün siyasiler de gelmişler, çeşitli sözler verip gitmişler. Biz mahalleler de organize olup bu sözleri takip edememişler. Şimdi Mahalleler Birliği, “söz verdim ama unuttum” gibi bir şeye artık izin vermeyecek. Bunu herkes bilmeli. Sözümü tutmuyorum, diyebilirler. Ya da sözlerini tutmak için harekete geçebilirler.

    Ama “söz verdik seçim bitti, nasılsa bunu da takip eden yok” tarihi en azından Mahalleler Birliği’nin organize olduğu mahalleler açısından artık bitmiştir.”

    Mahalleler Birliği temsilcilerini İBB CHP Grubu’nda misafir eden İBB CHP Grup Başkan Veliki Doğan Subaşı da gerçekleştirdikleri görüşmeyi 16 Punto’ya anlattı.

    Mahaleler Birliği’ni çok önemsediğini söyleyen Subaşı’nın değerlendirmeleri şöyle:

    “Türkiye çok sağlıksız bir kentleşme süreci yaşıyor. Göç, 20. Yüzyıl Türkiye’sini en çok tarif eden kelimelerden bir tanesi. Dolayısıyla bu sağlıksız kentleşme süreci bir çok mağdur yaratıyor. Bu mağduriyetlerden bir kısmı da imar sorunları.

    Şimdi bu mağduriyetler ve sağlıksız kentleşmeden rant sağlayan çevreler var. Bu kaos ortamından beslenenler var. Bir de bu kaos ortamı kalksın, insanca yaşayabileceğimiz sağlıklı kentler oluşsun diyenler var. Biz ikinci taraftayız. 

    “Kolektif çözüm peşinde koşan insanlarla buluşmamız lazım”

    Fakat biz sokakta bunun karşılığını bulmak istiyoruz. Kolektif çözüm peşinde koşan, gerçekten insanca, hakça yaşamak isteyen insanlarla buluşmamız lazım. Ben Mahalleler Birliği’ni de böyle görüyorum. 

    Bireysel çözüm peşinde koşan değil, “benim binama iki kat daha fazla imar verilsin” diye adam peşinde koşan değil, biz o tip insanların siyasetçisi olmak istemiyoruz. Ben Mahalleler Birliği’ndeki arkadaşlara bu yüzden saygı duyuyorum, kolektif çözüm peşindeler. Burada hiç kimse, “benim şöyle bir derdim var, gel bunu çöz” gibi bir şeyin peşinde değil, ben buna çok saygı duyuyorum. 

    Zaten olması gereken de bu. Biz böyle bir kitlenin siyasetçisi olmak istiyoruz.”

    Bundan sonraki sürece dair ne söylemek istersiniz?

    “Bence bu görüşmeyle birlikte şöyle bir yere ulaşmış olduk, daha önce bir tarafta Mahalleler Birliği vardı diğer tarafta siyasetçiler vardı. Arada organik ve işleyen bir sistem kurmamız lazım ki karşılıklı iletişim sağlıklı olursa o zaman gelişmeler daha istikrarlı ve çözüme odaklı olur. Bürokrasi ve siyaset olarak bizim de çözemediğimiz bazı şeyler olabilir. Vatandaş bunu bilmeli.

    Şimdiye kadar benim bildiğim kadarıyla bir tarafta talep eden diğer tarafta da vaat eden bir ilişki vardı. Artık bu ilişkiyi ortadan kaldırıyoruz. Yerine bir tarafta sorunun bir parçası diğer tarafta sorunun başka bir parçası olarak beraber bir çözüm arayışını koyuyoruz. Ben şimdi kurduğumuz ilişkiye böyle bakıyorum ve o yüzden de çok olumlu bakıyorum.”