• LDP’li Cem Toker: Gençler KYK borçlarını ödeyemiyorsa bireysel iflas mümkün!
    14 Kasım 2019

    Röportaj: Murat Büyükyılmaz

    Liberal Demokrat Parti (LDP) eski Genel Başkanı Cem Toker ile son dönemde yaşanan intiharların ekonomi ve yurttaşların geçim sıkıntısı ile ilişkisinden gençlerin üniversiteden mezun olduktan sonra geri ödeyemedikleri KYK öğrenim kredisi borçlarına kadar çeşitli konuları konuştuk.

    İnsanların borçlarını ödeyememelerinin temel sebebinin “ayağını yorganına göre uzatmamak” olduğunu söyleyen Toker, devletin de insanların cebindeki parayı alarak bu sorunu büyüttüğünü ifade etti.

    Öğrencilik dönemlerinde aldıkları KYK öğrenim kredilerini geri ödeyemeyen gençlerin durumunu da değerlendiren LDP eski Genel Başkanı Cem Toker, gençlerin borçlarını neden ödeyemediklerini İspatlaması durumunda bireysel iflas yoluna gidilmesinin bir çözüm olabileceğini söyledi.

    Son dönemde intihar eden vatandaşların işsiz, borçlu ve geçim sıkıntısı çeken insanlar oldukları ve intiharlarının temel sebebinin bu olduğu fade edildi. Sizce intiharların sebebini işsizlik, borçluluk ve geçim sıkınısı olarak değerlendirmek mümkün mü? 

    Biz Liberal Demokrat Parti (LDP) olarak hep özgürlüğü vurguladık. Basın özgürlüğü, bireysel özgürlük, kolektif özgürlük… Dünya’da hiçbir şey bedava değil. Özgürlüğün de maliyeti, bedeli sorumluluktur. Belki  İngiltere’de, Almanya’da da borcunu ödeyemediği için intiharlar oluyordur ama biz her intihar olayını duyuyor muyuz, duymuyoruz. Biz sorumlu birey yaratmıyoruz, çünkü Ortadoğu’da hep “Bunu bana kim yaptı” kültürü vardır. Sorumluluğu vurgulamamız gerekiyor. Hep “Bunu bana kim yaptı” kültürü var. Gidip aynaya bak, ayağını yorganına göre uzat. Bu birincisi.

    “Benim vurgulamak istediğim sorumsuzluktur.”

    İkincisi, evet, Türkiye mlli geliri düşük bir ülke. Hollanda’yla falan karşılaştırdığınızda, olacak şey değil… Çünkü devlet çok hantal, devlet kaynaklarımızı emiyor. Devlet, cebinizde kalması gereken parayı, yalnız bizim değil Sabancı’dan da alıyor, Koç’tan da alıyor. Belki de onlar yeni bir fabrika yapıp, daha çok iş yaratacaklar ama devlet alıyor o parayı betona döküyor, parayı buharlaştırıyor. Zenginleştirmiyor.

    Bu çerçevede baktığım zaman, benim vurgulamak istediğim sorumsuzluktur. 

    “Dünyanın her ülkesinde var intiharlar”

    Yoksa her intihar eylemini biz ekonominin kötülüğüne bağlarsak yandık. Çin’de de var intiharlar, en zengin İsveç, Norveç’te de. Dünyanın her ülkesinde var intiharlar. Dünyanın her ülkesinde borçlu insanlar var. Dünyanın her ülkesinde sorumsuz insanlar olacak. 

    İntihar eden insanların işsiz olduğu, borçlarının olduğu ve örneğin kiralarını ödeyemediği gibi bir durum var. Genel olarak insanların yüksek düzeylerde borçlu olmasını sorumsuzca yapılan harcamalara mı bağlıyorsunuz? 

    Kira ayrı bir şey ama banka kredisiyle, öğrenim kredisiyle ne aldı? Tabii ki maddi olanaksızlık da borca itiyor. Ama bunu değiştirmenin yolu da devletin buharlaştırdığı parayı insanların cebinde bırakmasıdır. Mesela elektrik faturasında niye bu kadar yüksek vergi veriyoruz? Niye benzinde, doğalgazda bu kadar yüksek vergi var? 

    Çünkü hantal bir devleti doyuramıyoruz. 

    İnsanların bu kadar borçlu olmalarının ve borçlarını ödeyememelerinin birinci sebebi, ayağını yorganına göre uzatamamaları, sorumsuz harcama yapmalarıdır. Kendilerini en lüks telefonu almak zorunda hissediyorlar. Türkiye’yi dünyanın en zengin ülkesi yapsak dahi, yine borçlanıp, borcunu ödeyemeyip, intihara yönelecek insanlar olacaktır.

    İkincisi de toplumsal bir sorun olarak geçinememe problemini yaratan sebep, devletin insanların cebindeki parayı alması ve girişimciliğin, piyasaya girişin önünün korumacılık zihniyeti ile kapatmasıdır.

    Üniversite öğrencilerinin öğrenimleri boyunca Kredi Yurtlar Kurumu’ndan aldıkları KYK öğrenim kredilerini mezun olduktan sonra geri ödeyememeleri sebebiyle yaşadıkları sorunlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Diğer yandan özellikle enerji ve inşaat şirketlerinin aldıkları kredi borçlarını ödeyememe riski mevcut. Hem yurttaşlar hem de şirketler açısından söz konusu borçlar ödenemezse nasıl bir durum ortaya çıkar? Devlet ne yapmalı?

    Borçlarını ödeyemeyen kişilere, yani mevzun olan gençlere bireysel iflas gelmelidir. Olması gereken budur. Zaten devletin bu konulara girmesi yanlıştır. Öğrenciler krediyi özel bankadan almalıdır, devlet öğrenciler adına bankaya kefil olmalıdır. Çünkü devlet doğrudan kredi verdiğinde suistimal olur. Devlet, “Eğer öğrenci borcunu ödeyemezse ben kefilim” demelidir bankaya. 

    Mevcut koşullarda mezun olan gençlerin “Biz bu borçları ödeyemiyoruz” demesi mümkün müdür?

    Mümkündür. Ama eninde sonunda ya yeniden yapılandırılır çünkü o milletin parasıdır ve tahsil edilmelidir. Ya da kontrollü, denetimli, mahkeme kararı ile birlikte bireysel iflas olabilir. Sağlık sebebiyle veya işsizliğin kanıtlanması koşuluyla, işsizlik sebebiyle olabilir… İş bulamıyorsa, iş bulamadığını ve aktif şekilde iş aradığını devlete kanıtlaması gerekir. Kredi borcunun geri ödeme süresini de uzatmak mümkündür.

    Öğrenci, öğrenimi sırasında devlette aldığı krediyi geri ödeyemez hale geldiğinde, bireysel iflas uygulamasını devreye sokmak gibi bir çözüm olmalıdır. 

    “Ödeyemiyorsa, bireysel iflas olur, banka da üzerine bir bardak su içer”

    Ama bankaya borçlarını ödeyemediğinde o bankayla borçlu arasındadır. Çünkü ben demedim bankaya “Git buna kredi ver” diye. 

    Şimdi bankalar yalvarıyorlar, “cep telefonuna kredin hazır” diye, burada ben bankayı korumam. Sen verdin sen düşün. Ödeyemiyorsa, bireysel iflas olur, banka da üzerine bir bardak su içer. 

    Peki özellikle inşaat ve enerji sektöründe borçlarını ödeyemeyen şirketler hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Ödeyemiyorlarsa iflas edecekler. İflas, iyi bir şeydir. 

    Devlet şirketlerin bu borçlarını üstlenmeli midir?

    Hayır. Parayı HES’i yapan adam kazanacaktı değil mi? Bana ne? O zaman daha verimli çalıştıracak adamla devam ederim. İflas eder, birisine devrederim. İflas eden adam, kaynakları doğru kullanamayan adamdır. İflas etmesi de iyi bir şeydir. Elektriği harcamaz, emek gücünü harcamaz. Kaynaklarımızı tüketmez. O zaman iflas eder, bunu daha iyi, daha verimli ve etkin bir şekilde yapan adam mutlaka çıkacaktır.

    Av. Baran Kaya: Şirket borçları silinebiliyorsa KYK borçları da silinebilir