Kanal İstanbul ve öncesi

Türkiye AKP’nin iktidar döneminde geçen 17  yılda, son günlerin moda deyimiyle söylersek hormonlu bir büyüme süreci yaşadı. 

Dar bir sermaye grubunun baskısıyla kurulan ve aralarındaki rekabet nedeniyle,  yapay iktidar kavgalarının etkisiyle bozulan ekonomik dengeler, beceriksiz Ecevit (DSP) ve ANAP ortaklığı  eliyle 2002 seçimleri ardından, Türkiye’yi BOP kapsamında geri dönülmez bir yola soktu.

Tasfiyeye uğrayan yerli bankalar, yabancı sermayeye teslim edilen özel sektör ve en önemlisi yok edilen Cumhuriyet döneminin mirası sanayi kuruluşları, kentsel imar rantından devşirilen, olağandışı karlarla büyütülen inşaat furyası karşısında  tasfiyeye uğradılar.

Dayatma ile oluşturulan düşük enflasyon, düşük kur politikası sonucu, ithalat ile büyütülen Türk Ekonomisi saman dahil hemen herşeyi yurtdışından ithal eder hale getirildi.

Bu dönemde ülkenin bazı sanayi şirketleri çalışma alanlarını değiştirerek, gayrimenkul yatırımcılığını seçtiler. Büyük ve gösterişli AVM’ler aslında ülkeyi saran, ithalata dayalı lüks tüketim alışkanlığını destekleyen uç noktalara dönüştüler.

Yüksek faizle sağlanan dış kaynaklı krediler, içeride bankacılık sistemi üzerinde daha fazla gelir sağlayan kredi kartlarıyla tüketimi körüklerken, iç üretimi yok eden gizli silahlara dönüştüler.

Bu dönemde başta olağanüstü pahalı büyük kamu ihaleleri; siyaset-bürokrasi-müteahitlerden oluşan  Bermuda üçgeninde, az sayıda iktidar yandaşına büyük servet transferine yol açtı.

Ülkenin artan borcu işadamlarınca olağan görülürken, içlerinden bazıları AKP döneminde kazandıkları ölçüde karlılıkları, hayatları boyunca hiç görmediklerini gururla  öne  sürüyorlardı.

Türkiye bir yandan üretimden kopmuş ve özkaynaklarını tüketmiş bir ülke haline gelirken, öte yanda AKP’li Belediyelerin imar planları değişiklikleriyle zenginleşen, yeni bir sermaye sınıfı ortaya çıkmaya başladı.

Yaşadığımız bu süreçte -anlaşılan- ortada imar planı değişkiliği yapılacak arazi kalmayınca, Kanal İstanbul projesi ile Trakya’dan başlayarak, bu kez doğayı değiştirecek yeni bir plan yürülüğe konulmak isteniyor.

Arap tüketiciler için sürüdürlen reklam kampanyalarına bakılırsa, bir kaç yıl önce tasarlandığı ortaya çıkan arazi spekülasyonları ile yeni bir rant kapısı aralanmak isteniyor. 

İstanbul’da hiç gereği yokken, Atatürk Havalimanını uçuşlara kapatan ve yaklaşık 350 milyon Avro tazminat ödemeyi göze alarak, yenisini inşa eden AKP anlayışı, bu kez karşımıza sözde Boğazlardaki trafik yoğunluğu yüzünden, olası kazaları önlemek amaçlı Kanal-İstanbul projesi ile çıkıyor.

Durgunlaşan ekonomi yüzünden elde kalan, yaklaşık -1 milyonu İstanbul’da- 2 milyon dairenin satışı durmuşken, AKP’nin sırtında yük olmaya başladıkları gözlenen “beton lobisinin” baskıları ve arazi spekülasyonları ile yeni bir servet transferi sağlanması, sanırım bu kez gerçekleşemeyecek. 

Bahattin Yücel Kimdir?

Bahattin Yücel 1949 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. Turizm sektörünün her kademesinde 40 yılı aşkın hizmet verdi. TÜRSAB Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği Genel Sekreterliği (1978-1983), Dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı (1983-1987), 3 dönem TBMM’de İstanbul Milletvekilliği (1989-1991),  19. ve 20. Dönem (1991-1999) Bayındırlık, İmar ve Turizm, Fail-i Meçhul Cinayetleri Araştırma ve Gazi Mahallesi Olaylarını soruşturan Özel Komisyonda üye olarak yer aldı. 54. T.C Hükümetinin Turizm Bakanlığı'nı üstlendi.