• İktisatçı Ergun Çağlayan yazdı: Bay Kıyamet ve akla gelen sorular
    03 Eylül 2019

    Noriel Roubini, 2 Eylül tarihinde 16 Punto’da çevirisi yayınlanan yazısında, kısa ve açık uçlu olmakla birlikte kaygı duyulması gereken bir muhtemel senaryoyu tarif ediyor. Bilindiği gibi Roubini, Bay Kıyamet lakaplı, 2008 global sistemik krizi ayrıntılarıyla tahmin ederek ün yapmış bir iktisatçı.

    Bu kısa yazı, bir bilimsel metin niteliğinde değil, muhtemelen bir tür basın demeci olduğundan kendisinin ve diğer iktisatçıların tamamlaması gereken sonda özetlediğim bazı boşlukları içeriyor. Yazar kısaca şunlardan bahsediyor:

    Sondan başlarsak, Roubini, 2008 krizinin şoklarının bir talep bozulması yarattığını, bu sefer yaşanabilecek şokların ise arz, yani üretim kanalların bozacağını düşünüyor. Hatırlanacağı gibi 2008 krizi en sorunlularından başlayarak zincirleme bir kredi çöküşü yaratmış, bankacılık sistemi güvensizliğe boğulunca likidite kurumuş, merkez bankaları devreye girerek uzun yıllar boyunca bankalara sınırsız likidite ve parasal genişleme sağlamıştı. Bu dev parasal genişleme dalgası, 2013 yılında hız kesmekle birlikte, örneğin zayıf Güney Avrupa bankalarına destek gibi kimi alanlarda tam 10,5 yıl sonrasında bile hâlâ sürüyor.

    2008 Krizine çare yöntemi, aslında niye krizin hala sürmekte olduğunu da açıklıyor: Şirketler ve bankalara yarayan parasal genişleme, en zenginlerin kârlarını artırırken başta orta gelir grubu ve ücretli çalışan sınıfların refahında gerileme devam etti. Bu yüzden krizden çıkmaya çalışma döneminde tüketim, yani talep çekişli bir canlanma olmadı. Enflasyon, global ekonomi için hâlâ bir sorun değil, hatta çoğu ülkede enflasyonun eksikliği sorun ediliyor…

    2019 yılı ise Trump’ın tekrar toparlanmakta olan dünya ticaretine darbesiyle kriz sürecini hortlattı: Çin-ABD ticaret savaşı. Teknolojik rekabette Çin’in öne geçmeye başlaması, böyle giderse beş yıl sonra dünyanın en büyük ülkesi haline gelecek olması, 2008 krizine dev yatırım hamleleriyle çarelerden biri olmuş Çin’in Trump tarafından “esas düşman” haline getirilmesiyle sonuçlandı. Dünyada gümrük tarife yükselişleri ve kur savaşlarının ticarete etkisi kesin: Sert düşüş…

    Hammadde ve ara maddelerin serbest ve ucuz dolaşımı bitince tüm dünya üretimi bir maliyet sıkıştırmasıyla karşı karşıya kalacak ve bu durumun çaresi parasal (merkez bankası gevşetmesi) ve mali (ekstra devlet harcaması) genişleme olamaz. Girilen yolda hükümetler ne yaparsa yapsın, yüksek maliyet ve yüksek fiyatlar, daha fazla yoksulluk ve ekonomik yavaşlama getirecek.

    Roubini, parasal genişlemenin çare olamayacağını düşündüğü krizin üçlü temelini şöyle sıralamış: Ticaret savaşlarının yarattığı maliyet yükselişi, teknoloji savaşlarının yaptırımlara ve sanayinin teknolojiye erişim güçlüklerine neden olması, enerji kaynaklarındaki sıkıntılar (Venezuela, İran). Hepsi maliyet enflasyonu yaratacak gelişmeler. Yani durgunluk ve maliyet enflasyonunun aynı anda görülmesiyle Türkiye’de bir yıl gönce karşımıza çıkmaya başlayan, yani trajik biçimde dünyada öncüsü olmuş sayılacağımız “stagflasyon”…

    Global iktisadın geldiği bu durumun analizinde doldurulması gereken kimi boşluklar var. Birkaçını sıralarsak: 

    Ticaret savaşları neden kaçınılmaz, bu geçici bir rahatsızlık olamaz mı?

    Korumacılık her zaman küçülmeye yol açmak zorunda mı?

    Teknolojik gelişmenin üretim süreçlerine etkisi, kritik bir safhayı geçerek önlenemez hale gelmiş olamaz mı?

    Maliyet yükselişi otomatik olarak bir stagflasyona neden olmak zorunda mı?

    Uzun bir durgunluk dönemi kaçınılmaz mı, kapitalizmin ilelebet terk ettiği zannedilen, neoliberalizm öncesi ekonomik planlamanın tekrar moda olmasına neden olabilir mi?..