Haini bol verimli topraklar!

Üzerinde yaşadığımız coğrafya, dünyanın en bereketli topraklarını bünyesinde barındırır.
İnsanlık tarihi boyunca bu topraklar, her türlü doğal afetlere, büyük savaşlara, insan eliyle yapılan tüm yıkımlara rağmen canlıları beslemeye devam etti.

Bizim coğrafyamızın bir yönü de bu topraklarda barınmanın, yaşamanın, hele devlet olmanın çok zor olduğu gerçeğidir.

Allah bile, bu coğrafyadaki insanları ıslah etmek için, kitap sahibi dört peygamberini buraya göndermedi mi?

Sizce Tevrat-Zebur-İncil-Kur’an-ı Kerim’den hiç olmazsa biri neden başka bölgeye indirilmedi?

En fazla ıslaha muhtaç insanların bu bölgede bulunmasından olabilir mi?

Konuyu genelden özele yani Türkiye’ye indirgersek, bizim topraklarımız hain yetiştirmek bakımından çok mümbittir.

Neden böyle olmuştur? Neden bazıları bu ülkenin ekmeğini yer, suyunu içer, havasını solur da, eline geçen ilk fırsatta ihanete kalkışır?

Ben çok sayıdaki sebepler arasından ikisini çok önemsiyorum!

Birincisi;
Barış ve akıl dini olan İslam’ın, dini kendi çıkarları için kullanan yobaz ve seccade şeytanları tarafından, insanların arasına nifak sokmaları sonucu amacından saptırılması ve insanların kafasına “İhanet edilebilirmiş” kavramının yerleştirilmesidir!

Hz. Peygamberin “Veda Hutbesini” yüz yirmi bin kişiden fazla Müslüman’ın dinlemesi, fakat hutbeden iki ay sonra hakkın rahmetine kavuşan Hz. Peygamberin cenazesine sadece 17 kişinin katılması, dönemin yöneticilerine duyulan güvensizliğin sonucu değil midir?

Peygamberin naaşı daha toprağa verilmeden, hilafet kavgasının başlatılması,
İslam’ın dört Halifesinden üçünün katledilmesi, ihanet kavramının kafalara yerleşmiş olmasının sonucu olamaz mı?

İkincisi;
Osmanlı, Oğuzların Bozok Kolunun Kayı Boyundan öz be öz Türk olmasına rağmen, sonradan Türkleri hep dışladı.

Onları devlet işlerine karıştırmadı, sadece savaşlarda kullandı.

Tarihimize “Devşirmeler” gerçeği olarak geçen gerçeği Osmanlı yarattı.

14-18 yaşında zorla Müslüman yapılan devşirmeler, Osmanlı tarafından köksüzleştirildiler ve devlet yönetimine alındılar.

Özellikle Fatih’in Kanunnamesinden sonra devşirmeler devletin her yanını sardı.

Fatih Kanunnamesinden sonraki 70 yıl içindeki 43 Sadrazamın 11’i Slav, 11’i Arnavut, 7’si Rum, 4’ü Çerkez, 3’ü Gürcü, 1’i İtalyan, 6’sı Türk kökenli devşirmeler idi!

Bunlar, dönemlerindeki Türk Milleti karşıtı her olay ve düşüncede devletteki ekipleri ile hemen bir araya gelirdi. Bir araya gelişin toplumsal ve ekonomik dayanakları da vardı. Yasa dışı yollarla devletin soyularak edinilen servetlerin korunması, yenilerinin kazanılması, dış güçlerle sürekli işbirliği içinde olmak, ikili antlaşmalarıyla devleti açmaza düşürmek normal işlerdendi!

Buna bir de yabancı kökenli Padişah analarını ve devlete müdahalelerini eklerseniz, tablo daha da netleşir.

Sonuçta devşirmeler ne Müslüman oldular ne de Hıristiyan olarak kalabildiler. Osmanlıya yaptıkları en büyük kötülük, kendileri Osmanlı tarafından köksüz hale getirilirken, onlar da Osmanlıyı köksüzleştirdiler…

Bugünün Türkiye’sindeki en büyük problem, T.C Devletinin Siyasal İslam savunucuları tarafından İslam Devletine dönüştürülme gayretidir.

Siyasal İslamcıların da, İhvancıların da, Muaviye özentilerinin de kökü, İslam’ı tahrif edenlere kadar dayanır. Yüzyıllar boyu cahil halka işlenen, kafalarına sokulan bu ilkelliği kırmak çok zor olacaktır.

Türk Milliyetçiliğini ayakları altına aldığını söyleyenlerin, Arap Milliyetçiliğini teşvik etmelerinin de, Türk Milletinin 40 Milyar dolar kaynağının Suriyeli kaçkınlara dağıtılmasının da gerçek sebebi budur.

Gerek Osmanlı döneminde gerekse Cumhuriyet döneminde, ülkemiz aleyhine işlerin, silahlı kalkışmaların yapıldığı dönemdeki yönetimde olanların kökenini incelerseniz, çoğunlukla devşirmelerin soyundan gelenler tarafından yapıldığını görürsünüz.

Atatürk’e karşı, İngiliz ajanlarıyla birlikte suikast düzenleyenlerle, Kürt Teali ve İslam Teali Cemiyetlerinin kurucularının, bugün PKK’ya destek veren ailelerle aynı kişilerin torunları oldukları gerçeği sizi şaşırtır mı?

Bunların tamamının ilacı teşhirdir, gerçekleri doğruları Türk Milleti ile paylaşmaktır. Türk Milleti, aklın ve bilimin yolundan ayrılmadığı, devşirme torunlarını ve Siyasal İslamcıları gerçek yüzleriyle tanıdığı zaman, bunlara asla görev vermeyecektir…

Ne Mutlu Türküm Diyene…

Haini bol verimli topraklar!

Üzerinde yaşadığımız coğrafya, dünyanın en bereketli topraklarını bünyesinde barındırır. İnsanlık tarihi boyunca bu topraklar, her türlü doğal afetlere, büyük savaşlara, insan eliyle yapılan tüm yıkımlara...

The Last Czars: Son çarlar

Evet, tüm teknolojik gelişmeye sınırsız internete ve Netflix’e rağmen bugün Türkiye Cumhuriyeti vasat bir monarşiyle sınanmaktadır.

Biz bizi beğenmeyiz!

Cehennemde sıra-sıra kazanlar! Altlarında ateşler yanıyor, her kazanda çeşitli milletlerden cehennemlik insanlar. Amerika kazanı, Rus kazanı, Çin kazanı, Japon kazanı vs.. Her kazanın başında da...