• “Graffiti bir ısrardır”
    14 Ekim 2019

    Bağdaş Çetin

    Duvarlar, kepenkler, binalar, elektrik trafoları veya telefon kulübeleri tag, graffiti ve streeat art için bir ‘resim defteri’ görevini görebiliyor.

    Defterdeki sayfaların sokağa taştığı çizimlerin tarihi ise Antik Yunan’a ve Eski Mısır’a kadar uzanıyor.

    2. Dünya Savaşı’nda propaganda aracı olarak karşımıza çıkarken, 70’ler-80’lerde ise protest kültürü içinde barındıran hiphop’ın bir parçası olan graffiti aynı zamanda günümüzde popülerleşerek (bir örnek; kafeler) estetik bir şölene dönüştü.

    “Duvarları pisletenlerden” duvarlara hayat verenlere, “illegal” olandan gelire dönüşen graffiti’ye dair genç sanatçı Camilo ile gerçekleştirdiğimiz sohbette Türkiye’deki durumu ve kendini geliştirmek isteyen genç graffiticilerin önündeki engeli sorduk.

    Yaptığın işi nasıl tanımlıyorsun?

    İllegal ve legal gibi iki zıt şeyin içinde barındırdığı bir sanat olarak tanımlayabilirim.

    Graffiti yapacağın yerleri nasıl belirliyorsun?

    “Göz koyuyorum”

    Özellikle gündelik hayatımda kullandığım lokasyonlarda güzel bir duvar ise oraya göz koyuyorum.

    Peki, Türkiye’de graffiti nasıl algılanıyor, tanımlanıyor?

    “Israr Türkiye’de graffitiyi geliştirdi”

    Türkiye’de graffiti kültürü çok gelişti. Çok iyi sanatçılar var ve bu kültürün tanınması anlamında onlara çok şey borçluyuz.

    90’lı yılların sonu 2000’li yılların başından bu yıllara kadar ısrarlı bir şekilde sürdürülmüş olması çok fazla writerların doğmasına ve Türkiye’nin dört bir yanında duvarlarda, trenlerde graffiti olmasına yol açtı.

    Bu ısrarın sonucunda da “gri duvarları renklendiren çocuklar” olarak tanımlanıyoruz sanırım.

    “Duvarları pisleten serseriler” olarak görebiliyor insanlar. Ne düşünüyorsun?

    “İlk kırılmayı Karaköy/Eminönü bölgesi yaşadı”

    Duvarları kirletiyorlar algısı son yıllara kadar hep vardı. Aslında şimdi bile semtten semte değişkenlik gösterebiliyor. Ama Türkiye’de graffiti kültürü geliştikçe bunu anlatmak daha kolay oldu.

    İlk kırılmayı Karaköy/Eminönü bölgesi yaşadı diyebilirim. 2000’li yılların başlarında özellikle o bölgelerde illegal olarak yapılan bombingler bu kültürün tanınmasını sağlarken İstanbul için de nostaljik bir hava oluşturduğunu söyleyebiliriz.

    Bir ısrar sonucu her yerde graffiti var. Her yerde olunca da insanlar bu kültürü tanınmış oluyor.

    “Kamu malına cezalar ödendi, gözaltına alındılar…”

    Sürekli ısrar dememin sebebi ise bu noktaya gelinene kadar bir sürü writer “kamu malına zarar” cezaları ödedi hatta gözaltına alındı.

    Bir sürü writer çalışma yaptığı sokağın sakinleriyle esnaflarıyla sert tartışmalara girmek zorunda kaldı. Veya yaptığı bombingi bir sonraki gün o kepenkte, duvarda göremedi tekrar yaptı.

    Şu anda kafelerde vb. yerlerde keyifle izlenen graffitinin bu noktaya kadar gelmesi sokaklardaki ısrarın bir sonucudur.

    Mekanlarda özellikle son yıllarda çok fazla graffiti görebiliyoruz. “İllegal” olan gelire ne zaman dönmeye başladı?

    Bir önceki soruda verdiğim cevap buraya da denk düşüyor. O yüzden kısa bir cevap vereceğim.

    Writerlar kendilerine ticari olmayan legal duvarlar yarattı ve bu işler çok detaylı ve karakterlere dayanan işler oldu. Haliyle bu işler yayıldıkça ticari işler çoğalmaya başladı.

    Graffiti yapmak, kendini geliştirmek isteyenlerin önündeki engeller neler?

    “Boyalar ihtal olduğu için pahalı”

    Boyalar ihtal olduğu için pahalı oluyor. Özellikle öğrencilerin alamayacağı fiyatlara tekabbül ediyor. Bu bir engel olabilir.

    Ancak bu engeli olumlu yöne çevirebilirler.

    Çok daha fazla sketch yapmak hem estetik anlamda hem de elin gelişmesi açısından önemli bir rol oynuyor. Sonrasında ise bir şekilde kendini sokağa attığında devamı geliyor.

    Temennin nedir?

    “Büyük illerde değil her yerde graffiti görmek temennim”

    Türkiye’de büyük illerde özellikle bu kültür yayılmış durumda. Ancak bu kültürün olmadığı veya tek başına kalındığı için boyanamayan, büyük illere görece şartların daha zor olduğu bir çok il var.

    Bu kültürün Türkiye’nin dört bir yanına yayılması her yerde graffiti görmek bir temennim olabilir.

    Graffiti ile street art arasındaki fark ne?

    Bu kavramlar çok iç içe geçmiş durumda. Aslında graffitiyi daha çok “estetik yazı” gibi adlandırabiliriz.

    Street Art ise daha fazla resme dayalı diyebiliriz. Ama bu durum çok iç içe geçtiği için hepsini graffiti kategorisinin altına alabiliriz.

    En büyük hayalin ne?

    “Daha fazla duvar daha fazla graffiti”

    Bulunduğum noktadan memnun değilim. Graffiti kendini her daim geliştirmeye açık bir sanat.

    İlk önce daha fazla duvar daha fazla graffiti. Sonrasında ise hayallerine ulaşman çok zor değil.

    Yayıldıkça geliştikçe hayallerin büyüklüğü o yönde artıyor. O yüzden bu soruya net bir cevap vermem içimden gelmedi açıkça…

    Instagram: Camilo.street