• Gazeteci Zeynel Lüle: Teknolojinin iletişim alanında büyük bir dönüşümü var
    13 Ocak 2020

    Teknolojinin gelişimiyle televizyonun dönüşümünü ve gerçek haberciliğin gereklerini deneyimli gazeteci Zeynel Lüle ile konuştuk.

     Zeynel LÜLE Babıali TV kurucuları arasında. Kendisi gazeteci ve 1980 yılında Fransa’nın Strazburg Şehrinde Fransızca Dili ve Edebiyatı öğreniminden sonra Strazburg Üniversitesi’nde Sosyal Bilimler Fakültesi’nde eğitimini tamamlamış ve yaklaşık olarak 37 yıldır gazetecilik yapıyor.

    Röportaj: Yaren Türüt

    Yaren TÜRÜT: Merhabalar hoş geldiniz.

    Zeynel LÜLE: Merhabalar siz de hoş geldiniz. Güzel güzel öğrencileri burada ağırlamak bizim için çok büyük bir mutluluk çünkü enerji veriyorsunuz. Stüdyoya da enerji verdiniz biraz önce ben yayındayken bugünlerde iyi haberler veremiyoruz maalesef onların üzüntüsüyle ağırlık çökmüştü. Buraya geldiniz hemen keyifli bir şekilde enerji getirdiniz bize.

    Yaren TÜRÜT: Çok teşekkür ederiz. Böyle hissetmeniz bizi mutlu etti. Sorularımıza geçelim o zaman.

    Zeynel LÜLE: Tabii ki hemen.

    Yaren TÜRÜT: Teknolojinin iletişim alanında büyük bir dönüşümü var. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte her şey bir dönüşüm içerisinde. Bu dönüşüme Babıali TV’yi de örnek verebiliriz aslında. Siz gazeteci Zeynel Lüle olarak bu dönüşümü nasıl görüyorsunuz?

    “4-5 sene içerisinde bugün ki CNN Türk, NTV ortadan kalkacaktır”

    Zeynel LÜLE: Bence zaten önümüzdeki 4-5 sene içerisinde bugün gördüğünüz televizyon mercileri ki haber kanalları özellikle ortadan kalkacaktır. Çünkü haber ucuz bir iş değil. Haberin olduğu yere siz haberci gönderdiğiniz zaman ciddi bir para harcıyorsunuzdur ama habere de önem verdiğinizi gösteriyorsunuzdur. Eskiden bunu yapardık biz. Şimdiki haber kanalları tamamen ajanslarla ve internet sitelerine düşen halleriyle kullanıyorlar. Ama haber pahalı bir şeydir. Televizyon haberciliği de eğer haber kanalıysanız çok pahalı.

    Benim düşüncem 4-5 sene içerisinde bugün ki CNN Türk, NTV ortadan kalkacaktır. Tamamen internet üzerinden dijital ortamda haber sunan kanallar oluşacaktır. Biz biraz onun ilkini yapmış olduk.  Öncüsü olduk bir anlamda. İlk defa Youtube üzerinden haber kanalı kurulmuş oldu. Tabii ne kadar sürdürebileceğiz bilmiyoruz çünkü finansal sorunlarımız her zaman, her yerde olduğu gibi burada da var. O finansal sorunlarımızı aşacağız büyük bir ihtimalle. Çünkü ilk 3 ay içerisinde önemsendik hem bize gönderilen mesajlarla hem de haberlerimizin başka yerlerde haber olmasından bunu anlıyoruz. İzleyici kitlemiz giderek artıyor.

    Tabii ki bizim de yaptığımız haberlerin diğerlerinin yapmadığı haberleri yapmamızdan kaynaklanıyor olabilir. Sonuçta bir ilgi var. Alternatif medya diye kurmuştuk ama artık alternatif ana akım medya olmaya doğru gidiyoruz bence çünkü şimdinin ana akım medyası güvenilir ve tarafsız değil, bağımsızlıktan çok uzaklar. Tamamen devletin vermiş olduğu imkanlarla habercilik yaparak haber kavramından uzaktalar.

    “Tek amacımız habercilik yapmak, zaten mesleğimiz olan gazeteciliğimizi yapabilmekti”

    Biraz önce benim geçmişimden bahsettiniz. Yıllarca Avrupa’da kaldım ve orada habercilik yaptım. Avrupa’da yaşamış ve oradaki haberciliği görmüş biri olarak Türkiye’deki bu yapıyı kesinlikle çok yadırgıyorum. Yani sonuçta Babıali TV bir alternatif medya olarak doğdu tamamen internet üzerinden haber yapıyor. Dolayısıyla çok büyük paralara ihtiyaç olmadan kurulan sadece içerde gördüğünüz reji ortamını hazırlayıp biraz da bu stüdyoya çeki düzen vererek hallettik ve 3 gazeteci arkadaş olarak başladık.

    Tek amacımız habercilik yapmak, zaten mesleğimiz olan gazeteciliğimizi yapabilmekti. Bize gazeteciliğimizi yaptırmadılar. Ben yine şanslılarıyım çünkü en azından bundan 5-6 sene öncesine kadar Hürriyet Gazetesi’nde, CNN Türk’te, Kanal D’de haberciliğimi sürdürüyordum. 2014’ün başında bıraktım. Çünkü artık gazete gazete olmaktan, televizyon televizyon olmaktan çıkmıştı. Bizim gibi habercilerin maalesef ki öyle yerlerde yeri yok. Bu dönemde çeşitli yerlerde çalıştım. Bunun yanında çeşitli yerler derken gazetecilik yapmadığım da oldu. Türkiye’nin çeşitli şehirlerini dolaştık. Yerel medya nasıl olması üzerine projeler yaptık. Son 3 aydan beri de böyle bir maceraya atıldık bakalım bunun adı macera mı bilmiyorum ama bence iyi giden bir macera ki buradasınız. Bu zaten bizim için önemli bir gösterge.

    Yaren TÜRÜT: Peki siz bu dönüşüm içerisinde Babıali TV’yi nasıl konumlandırıyorsunuz?

    Zeynel LÜLE: Bu dönüşüm içerisinde ilk Youtube üzerinden habercilik yapan bir kanal olduğumuz için konumlanması durumunda en azından medya tarihi içinde burası ilk kurulan haber kanalı olarak geçecektir. Konumlanması bence ilk olması anlamında iyi. Tabii bunun benzerleri çıkacaktır mutlaka. Bazı medya kuruluşları örneğin medyascope’da internet üzerinden yayın yapıyor ama onlar haber değil daha çok haberin içeriğine girerek yayın yapıyorlar.

    Bizim kanalımız haber kanalı. Haber veriyoruz. Sabah 10.00-12.00 arası Mustafa HOŞ twitter üzerinden çıkan haberlerle ilgileniyor, 13.00-15.00 arası ben yayın yapıyorum. Günün önemli haberlerini alıp yanıma konuk alarak ya da telefon, Skype bağlantıları ile bu işi yapıyorum. Saat 17.00’de de Suat TOKTAŞ daha çok haberin derinliğine girip içeriğini daha çok vurgulayarak yayınını gerçekleştiriyor. Böyle 3’lü bir şekilde ayrım yaptık.

    “Kendi kaynaklarımızı yaratmamız gerekiyor”

    Yaren TÜRÜT: Evet hepiniz haberin bir noktasına dokunmuş oluyorsunuz. Peki bunun yanında Youtube kanalında ilk haber kanalı olduğunuzu söylemiştiniz zaten. Bunu sağlayan faktörler nelerdir?

    Zeynel LÜLE: İşte gördüğünüz bu stüdyo, içerideki reji ki bu çok önemli. Bir iş adamının, idealist, uluslararası hukuk uzmanı olan bir avukatın yatırımlarından oluşan bir durum. Tabii bunun yanında bizimde kendi kaynaklarımızı yaratmamız gerekiyor ki yaşayabilelim. Bunun da birkaç yolu var. Ya sponsorlar yoluyla ya internet üzerinden ve google üzerinden gelen reklamların haricinde reklam alacağız.

    Abone sayımız giderek artıyor ama çok yüksek rakamlarda değiliz. Bunun yanında AB fonu meselesi var. Ona da şu anda başvurumuzu yaptık belli olmasını bekliyoruz. Ama tabii ki kendi kaynaklarımızı bulmamız gerekiyor. Daha bir haber kanalı olarak belki bunu yapabilen yok çünkü ilk defa böyle bir örnek var kendi imkanlarıyla geçinen internet siteleri var gayet güzel yaşıyorlar. En iyi örnek olarak da Doğan AKIN’ın kurduğu kurum T24’ü verebilirim çok büyük bir başarı öyküsüdür. Oraya da gitmenizi tavsiye ederim. 

    Yaren TÜRÜT: Ana akım medyaya alternatif oluşturan bir haber kanalı olarak haberin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

    Zeynel LÜLE: Benim öğrendiğim bildiğim habercilik teknolojik gelişime uğramasına rağmen haberin 5N1K’sı bellidir. Haber artık görselleri ön plana çıkartarak teknolojiyi mümkün olduğunca kullanarak yapılıyor. Ama haber dilinden de fazla taviz vermeden, tarafsız, kendini haberin içine katmadan, habere mesafe koyarak yapılması gerekiyor. Asıl bu yapılan haberciliktir ve bence bunun hiç değişmemesi gerekiyor. Değişirse zaten tamamen habercilikten çıkıyor. O zaman da bizim hiç hoşlanmadığımız yandaş medyanın haberlerine dönüşüyor.

    Mesela benim olarak en sevmediğim haber, soru sorma şeklinin içerisinde diyelim ki bir haberci Yunanistan ile Türkiye arasında bir sorundan bahsedecek. Diyecek ki: Sayın Başbakan Yunanistan bunları yaptı peki biz burada ne yapacağız bizim konumumuz nedir? Sana şaşırtıcı geldi mi bu soru?

    Yaren TÜRÜT: Yani, evet.

    “Haber yazarken mutlaka nötr bir şekilde olmak gerekiyor”

    Zeynel LÜLE: Neden? Çünkü biz dedim. Biz derken bir gazeteci, kendisini hem başbakanın yerine koyuyor hem Türkiye’nin yerine koyuyor bunun yanında özdeşleşmiş olarak soruyu soruyor yani haberle kendi arasına bir mesafe koymuyor. Bir gazetecinin yapmaması gereken en önemli şeylerden bir tanesi bu. Aksi takdirde bağımsız yorum yapamazsınız, taraf tutamazsınız. Kendi yorumunuzu yapmanız köşe yazıları olur, onlar olabilecek şeylerdir ama haber yazarken mutlaka nötr bir şekilde olmak gerekiyor.

    Habercilik tabi ki teknolojik ilerlemeler içerisine girecek ama haber dilinden taviz verilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Belki çok eski bir düşünce bilemiyorum. 

    Yaren TÜRÜT: Hiç eski bir düşünce diye düşünmeyin. Çünkü ben de şu an Televizyon Haberciliği Bölümü öğrencisi olduğum için bu dersleri alıyoruz. Kesinlikle hiçbir özelliğinizle haberin önüne geçemezsiniz. Her şekilde bu kurallar devam ediyor.

    Zeynel LÜLE: Demek ki devam ediyor. Sevindim.

    Yaren TÜRÜT: Babıali TV’nin iş modelinden bahsettik zaten reklam almıyorsunuz ve bir yeni medya mecrası olarak da kendinizi bu şekilde geçindiriyorsunuz ki umarım ilerler.

    “Sevdası tamamen gazetecilik yapmak olan, 3 kişiden bahsediyoruz”

    Zeynel LÜLE: Evet. Dediğim gibi birkaç girişimimiz var. Bir tanesi reklam konusu. Mutlaka önümüzdeki dönemde başlayacaktır. Şu an normal google’ın reklamları var tabii ki sponsorlar arayışında olmamız gerekiyor ama bir gazetecinin böyle bir arayış içerisine girmesi de çok uygun değil belki şu ana kadar finansı sağlayan kişi ve kurum bu girişimi yapacaktır. Bunun yanında tabii ki biz de mümkün olduğunca destek olmak istiyoruz ki yaşayabilelim.

    Önemli olan gazetecilik yapma mecrası olarak bize burayı sunduğuna göre mümkün olduğu kadar o kişiye destek olup burayı bizim yaşatmamız lazım. Sevdası tamamen gazetecilik yapmak olan, 3 kişiden bahsediyoruz. Başka hiçbir arayışımız yok. Ne birilerine karşıyız ne de birilerine destek olma derdindeyiz. Sadece kendimizi ifade edebilelim, gazetecilik yapabilelim.

    “Bağımsız olmak için de özgür olmak lazım”

    Yaren TÜRÜT: Ki bu konuda da özgürsünüz.

    Zeynel LÜLE: Şu anda burada özgürüz. Burada gerçekten de hiçbir şekilde bize herhangi bir etki-tepki gelmedi. Özellikle burayı finanse eden kişi ve kurumu hiçbir şekilde karışmıyor. Bu bizim özgürlüğümüz. Bağımsız olmak için de özgür olmak lazım. 

    Yaren TÜRÜT: Peki gazeteci Babıali TV’nin izleyici profili nasıl tanımlıyorsunuz?

    Zeynel LÜLE: Onu çok fazla bilmiyorum açıkçası. Çünkü daha 3 ay oldu henüz bir araştırma yapamadık. Şimdi üçümüzünki de farklı.

    Mustafa HOŞ’u izleyenler genelde toplum sorunlarına çok duyarlı insanlar. Çünkü Mustafa Çorlu Tren kazası ile ilgili yanlışlara yönelik, vakti zamanında FETÖ örgütünün uğraştığı hakimler ve savcılara yönelik Abluka ’ya yönelik kitap yazmış bir kişi. Bunları Twitter üzerinden hep canlı tutan ve çok ciddi bir tweet izleyicisi olan bir kişi. Ve de çocuk tecavüzleri üzerine duyarlı ve bu konuda da kitap yazmış bir kişi. Yani Mustafa HOŞ’ un izleyici profili toplumsal konulara çok duyarlı olan kesim. Benimkisi daha çok özellikle İran, Irak, Avrupa yani dış politikaya çok uzman olan kişiler daha doğrusu dış politikayı uzman olarak izleyen kişiler artı Çocuk, Kadın Hakları, Eğitim Hakları ve Hayvan Hakları yani bunların tamamı İnsan Haklarıdır. Biz bu yönlere ağırlıklı olarak haber vermeye çalışıyoruz.

    Ama dış politika ağırlıklı olarak yapmaya çalışıyorum çünkü ben Gazeteci Zeynel Lüle olarak yıllarca dış politika haberleri yazdım çizdim. Zaten “Zeynel” ismi bir şekilde dış politikayla özdeşleşti.

    “Sessiz kalan kesimin sesi olmaya çalışıyoruz”

    Suat TOKTAŞ ise yine insan haklarına duyarlı ama Ankara eksenli yani iç politika ile ilgili haberler yapıyor. Yani partiler arası ilişkiler, yeni kurulacak olan partilerle ilgili siyasetin ön plana çıktığı haberler yapıyor. Suat’ın izleyici profili de büyük bir ihtimalle iç politikada neler oluyor. Partilerin kuruluşları konular hakkında ne düşünüyor, hangi parti başkanları bir araya geldi neler konuştu gibi konularla ilgilenen bir profildir diye düşünüyorum.

    Yani üçümüz böyle bir konu oluşturduk. Bunlar benim düşüncem, izleyici profili konusunda elimizde bir veri yok. İzleyici profili bence çok çeşitli bizimde yapmaya çalıştığımız şey mecburi sessiz kalan kesimin sesi olmaya çalışıyoruz aslında.

    Yaren TÜRÜT: Suat TOKTAŞ’ın ilk yayınında da dediği gibi “Biz insanların kendi yankı odalarından çıkmasını istiyoruz.” aslında etrafımızda olan kötü olaylara karşı bir şekilde ayaklanmaya çalışıyoruz. Kadına şiddet olsun, çocuğa, hayvana olsun bir şekilde sesimizi çıkarmaya çalışıyoruz ama bizi duyan olmuyor.

    Zeynel LÜLE: Ne güzel söylemiş. Tabii mesela milyonlarca KYK mağduru var. Kanun hükmünde kararnamelerle işten çıkarılmış insanlar var. Bunların her biri özellikle Suat’ın programına konuk olup dertlerini anlatmaya çalışıyorlar. Mutlaka Çocuk Hakları, Çocuk İstismarı ve Kadın Hakları üzerine Kadın Cinayetleri, Kadına Şiddet haberlerini canlı tutmaya çalışıyorum. Zaten davalarını takip etmeye çalışıyoruz. Basın özgürlüğü konusundaki davaları takip ederek bu konuda da çok duyarlı habercilik yapmaya çalışıyoruz. LGBT’ler ile ilgili haberler yapıyoruz. Örneğin geçenlerde eşcinsel olduğu için hakemlikten atılan bir kişiyi yayına çıkardım mesela. Mağdur, ne için? Sadece eşcinsel olduğu için. Bu toplumun bir parçası olmasına rağmen o insanı toplum dışına atmışlar.

    “Sivil toplum kuruluşlarıyla haber yapmaya çalışıyoruz”

    Kendi mesleğine aşık bir insan, para kazandığı mesleğini yapamıyor. Sivil toplum kuruluşlarıyla haber yapmaya çalışıyoruz çünkü onların bir medya mecrasına ihtiyaçları var. Onlar kendi haber bültenleri ve internet siteleriyle bir yere kadar ulaşabiliyorlar. Ama bizim gibi yavaş yavaş ana akım medya oluşumuna doğru giden kurumlar onların çok büyük ihtiyaçlarını giderecek. Bizim de onlara ihtiyaçlarımız var. Mümkün olduğunca onların sesini duyurmaya ihtiyacımız var. Biz de duyarlı olduğumuzu düşünüyoruz bu konuda. Onların eylemlerini duyurmaya çalışıyoruz.

    Geçenlerde soma işçileri ki biliyorsunuz 380 kişi neredeyse hayatını kaybetti ve bu insanların tazminatlarını alamadıkları gibi bir durum var. Bu insanlar Soma’dan İzmir’e yürümeye çalıştılar. Engellendiler, barikatlar kuruldu. Biz buradan canlı yayınla onların sesi olmaya çalıştık ve neyse sorunu çözdüler. Bir şeyler bizim aracılığımızla duyulduysa memnun oluruz ama önemli olan onlar kendilerini yalnız hissetmediler. Siz yalnız değilsiniz. Onların görüntüleri, onların sesi burada hep duyulacak ve görülecek.

    Yaren TÜRÜT: Bu çok güzel bir şey gerçekten. Haddim değil belki ama sizi çok tebrik ediyorum ve çok da teşekkür ediyorum bizi burada ağırladığınız için.

    Zeynel LÜLE: Ne güzel. Yeni bir gelecek medyacısından, müstakbel medyacıdan bunları duymuş olmak beni sevindirdi doğrusu. Çok teşekkürler.

    Yaren Türüt kimdir?

    11 eylül 1999 yılında İstanbul’da doğdu. Lise eğitimini Ortaköy Zübeyde Hanım Mesleki Teknik ve Anadolu Lisesi Radyo ve Televizyon Bölümü’nde tamamladı. Lise son sınıfta TRT Müzik kanalında stajyer olarak çalıştı. Profesyonel olarak Edius kurgu programını kullanıyor. Şu anda İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi Televizyon Haberciliği ve Programcılığı bölümü 3. Sınıf öğrencisi.

    https://16punto.com/babiali-tvnin-yayini-sansurlendi/