“Fırat’ın Batısına geçmeden takke düştü kel göründü”

Suriye topraklarında yapılacak askeri harekatı, açıklandığı gibi salt terör saldırılarını engellemeye yönelik bir eylem gibi görmek yanıltıcıdır.  

Gerçek amacın AKP yönetiminin son günlerde sistematik biçimde eleştirdiği, CHP- HDP işbirliği üzerinden, HDP ’yi kapatmaya yönelik olduğu izlenimi uyandıran kampanyası ile birlikte değerlendirmeden tabloyu netleştirmek çok güç.

Önceliğin son seçimlerin ardından yükselen muhalefeti ile gündemi belirleyecek konuma gelen CHP’yi, HDP üzerinden PKK’yı desteklemekle suçlayarak pasifize etmek. Ve askeri harekat için TBMM’de onayını almak olduğu ortada. 

CHP ise bu askeri operasyona olumlu oy vereceğini açıklayarak, AKP’nin oyununa geldiği izlenimini güçlendiriyor.

Gerçekte olan 1993 yılında yaşananlara benzeyen eski bir kurguyu yineleyerek, silah ve Kürt kartı ile milliyetçi oyların konsolide edilmek istenmesidir. 

Ekonomide çok sıkışan AKP’nin Türk kamuoyuna dönük kurgusu böyle. 

Dışarısı için de bazı şeyler düşünülmüş olmalı. Örneğin Fırat’ın Batısını Rusya’nın istediği biçimde ÖSO unsurlarından arındırmak. Ve bunlara meşru bir güçmüş gibi yaklaşıp, müttefik kimliğiyle Fırat’ın Doğusuna taşımak. 

Böylece bir yandan Rusya’nın istedikleri yerine getirilirken, diğer yandan ABD için sorun oluşturan IŞİD kamplarının sorumluluğunu üstlenerek, Trump yönetimini rahatlatmak.

Doğrusu, Batılıların kazan/kazan formülü ile açıkladıkları türden bir siyasal pragmatizmle karşı karşıyayız.

Olasılıklar alt alta sırlandıkça bakın neler çıkıyor.

HDP ‘ye kapatma davası

Durgun inşaat sektörüne yeni iş alanı açmaya çalışmak, Türk kamuoyunu “Suriyeliler evlerine gönderilecek” diyerek sakinleştirmek…

Kuşkusuz bunca yoğun çalışmanın ardından ülkede egemen olacak savaş psikolojisinin etkisinde bir baskın seçime gitmek, bu arada HDP ‘ye kapatma davası açarak Kürt seçmeni çaresizliğe itip muhafazakarların oylarını alma olasılığını arttırmak…

AKP ülkeyi, geleneksel dış politika çizgisinden uzaklaşma kaygısının olduğu, uzman diplomatlarla sorunu inceleyerek bütün olasılıkları değerlendirmek gibi çalışmaların önemsenmediği bir sürece sokuyor. Artık eleştirilere  “eski Türkiye’den kalma” yararsız girişimler gözüyle bakılıyor. 

Ancak savaş tamtamları çalarken, Trump’ın sosyal medyadan yaptığı bir açıklama tam anlamıyla kafaları karıştırıyor.

Büyük ihtimalle görüşme sırasında harekata ilişkin bir takım  tavizler verilmiş olmalı. 

Takke düştü, kel göründü

Ancak sonradan uyarıldığı anlaşılan ABD Başkanı, Türkiye’de iktidara yakın çevrelerin büyüttükleri bu harekatın sınırlarını kendisinin çizdiğini, aşılmasına kesinlikle izin vermeyeceğini, çok kaba bir dille ifade edince eskilerin deyimiyle “takke düştü, kel göründü”.

Çok kısa süre önce bir Twitter mesajının beğenilmesi karşısında ABD Büyükelçiliği‘nden bilgi isteyen, yetkililerini Dışişleri Bakanlığı’na davet eden büyük öfke, bu çirkin ve küçük düşürmeyi hedeflediği açık mesajı hiç üstüne almıyor.

Muhalefetin milli birlik ve beraberlik duygusuyla onay verdiği bu operasyonun sonunda, Batılı gizli servisler tarafından yetiştirildikleri açıkça belli olan IŞİD canilerinin Türkiye’nin başına neler açacağını, TBMM’de yapılan tezkere görüşmelerinde dile getiren de nedense çıkmıyor..