• Fındık üreticileri uyarıyor: Ya şirketler kazanacak ya da ülkemiz
    10 Eylül 2019

    Fındık Üreticileri Sendikası (FINDIKSEN) Genel Başkanı Kutsi Yaşar, fındık üretiminin sorunları ve çözüm önerilerini, Türkiye’de ve dünyada fındık üretiminin durumunu ve FINDIK-SEN olarak verdikleri mücadeleyi konuştuk. Üç parçalık bir yazı dizisi olarak şekillenen sohbetimizin ikinci bölümünü oluşturan “Fındık Üretimindeki Sorunlara Çözümler ve Üreticilerin Talepleri” başlığını okurlarımızın ilgisine sunuyoruz.

    Bir önceki bölümde okurlarımızla paylaştığınız fındık üretiminin sorunlarına getirdiğiniz çözüm önerileriniz nelerdir?

    Fındık-Sen olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na ve ülke kamuoyuna çiftçilerin Cenevre’de  Birleşmiş Milletler tarafından kabul gören haklarından bir tanesinin de Tarımsal Üretimde Fiyat ve Piyasa Belirlemede Özgürlük Hakkı olduğunu ve çiftçilerin bu kapsamda adil bir piyasaya ve tatmin edici bir fiyata ulaşma haklarını hatırlatmak öncelikli görevimizdir.

    Ürettiklerimizi yok pahasına almaya çalışıyorlar

    Fındıkta tüm tarafların kazanacağı bir formülün peşinde değiliz. Çok iyi bilmeliyiz ki bir tarafta üreten çiftçiler diğer tarafta ürettiklerimizi yok pahasına almaya çalışan şirketler var. Şirketler kazanırsa paralar ülke ekonomisine değil Çok Uluslu Şirketlerin havuzuna akacaktır. Oysa fındık çiftçileri kazanırsa ülke ekonomisi de kazanacaktır. Onun içindir ki AKP hükümeti ve ona bağlı Tarım ve Orman Bakanlığı TMO’yu değil sezon başında FİSKOBİRLİK’i devreye sokmalı ve fiyatları yeniden revize etmelidir.

    FİSKOBİRLİK’in üretimden pazarlamaya kadar zincirin her halkasına sahip olacak şekilde   ve fındık çiftçilerinin yönetimlerini demokratik olarak belirleyecekleri bir yapıya kavuşturulmasını talep ediyoruz. ANAP-DSP-MHP koalisyonu döneminde sözde özgürleştirme yasası olarak çıkarılan 4572 sayılı kooperatif yasasının şirketler lehine olan hükümleri kaldırılsın diyoruz.   

    Taleplerimizi başlıklar halinde aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

    • Her iktidar değişikliğinde değişmeyecek  kısa,orta ve uzun dönem planları içeren ulusal   bir fındık politikası oluşturulmasını talep ediyoruz.    
    • Gerek Uluslar arası sözleşmelerden gerekse Anayasa’dan gücünü alan Fındık çiftçilerinin, bağımsız olarak sendikal örgütlenmesini sağlayacak iç hukuk düzenlemeleri yapılsın. Var olan ziraat odaları, birlikler v.b çiftçi örgütlerinin de demokratik yapılara kavuşturulmasını talep ediyoruz.
    • Lisansı depoculuk şirketlere kazandırmaya yönelik değil, fındık çiftçilerinin yararına olacak şekilde kurgulanmasını talep ediyoruz.
    • Tarım Sigortaları Yasası’nın şirketlerin kazancını artırmak için değil, fındık çiftçilerinin zor günlerinde yardımcı olmak amacıyla yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz.
    • Fındık çiftçilerinin eksiksiz sosyal güvenceye kavuşturulmasını talep ediyoruz.

    Çocuk emeğinin kullanılmamasını talep ediyoruz

    Mevsimlik işçiler için 2009 yılında hazırladığımız rapordan sonra ulaşım, barınma ve çocuk emeğinin kullanılmasında bir takım olumlu gelişmeler olsa da yeterli değildir. Hali hazırda mevsimlik tarım işçileri düşük ücretli ve sosyal güvencesiz çalışmaya devam etmektedirler. Mevsimlik işçilerin koşullarının iyileştirmesinin garantiye alınmasını çocuk emeğinin kullanılmamasını talep ediyoruz.

    Bugüne kadar yürüttüğümüz faaliyetler nelerdir ?

    1980 sonrası ilk fındık mitingi 25 Temmuz 2007 de  Fındık-Sen’in de katılımcı olduğu 5000 fındık üreticisi ve bölge insanı ile Fatsa da gerçekleşmiştir. Bu mitingden 5 gün sonra ziraat odalarının organize ettiği yüz binleri bulan Ordu Fındık Mitingi, yine Fındık-Sen’in katılımı ile  3000 fındık üreticisi 9 Eylül 2008’de Bulancak fındık mitingini gerçekleştirmiştir.

    Fındık-Sen  üyeleri bu mitinglerde fındık üreticilerinin haklı taleplerini haykırmışlardır. Fındık-Sen kurulduğu günden bu yana her yıl fındık raporları hazırlamış, fındık maliyet çalışmaları yapmış ve fındık referans fiyatları açıklamıştır. Fındık sorunlarına ilişkin saha çalışmaları yapmıştır. Halen fındık ve fındıkçı sorunlarına ilişkin kamuoyu oluşturmaya devam etmektedir.

    Faaliyetlerinizi sürdürürken arşılaştığınız engel ve sorunlar nelerdir?

    2004 yılı Eylül ayında kurulduğumuz günlerin hemen ardından sendikalar yasasına aykırılıktan Ordu İş Mahkemesi’nde İçişleri Bakanlığı tarafından hakkımızda kapatma davası açıldı. Yargıtay 9. Daire usulden hakkımızda açılan kapatma davasını reddetti.

    Yerel Mahkeme tekrar sendikamızı kapattı. Temyiz ettik, şu anda Yargıtay’da davamız. Ardından 2007-2008 döneminde konfederasyonumuz olan Çiftçi-SEN hakkında da kapatma davası açıldı. Yargıtay son kararında Çiftçi-SEN’i kapatma kararını kaldırdı.

    AKP çiftçilerin hak arayışlarının önünü kesiyor

    İç hukuk normlarının yeniden düzenlenmesi ile çiftçilerin sendika kurabileceklerine hükmetti. Her şey den önce Anayasa’nın 90. maddesi herkesin örgütlenme hakkına sahip olduğunu söylüyor. Bu dava sürecinde İçişleri Bakanlığı, üreticilerde  işci-işveren ya da  çalışan-çalıştıran ilişkisinin kurulamadığına yönelik eksiklik olduğunu bununda kapatma gerekçesine zemin hazırladığını iddia ediyor. Oysa, 1976 yılında Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu bir kararda çalışanlar tanımı içerisinde “işçiler, kendi adına çalışanlar, memurlar ve çiftçiler“ de yer alıyor ve bakanlık oluşan bir içtihattı görmezden geliyor.

    AKP hükümeti iç hukuk normlarını çiftçilerin sendika kurmasına olanak verecek şekilde düzenlemeyi sürekli askıya alarak bu süreci geciktiriyor. Geciken bu süreç çiftçilerin hak arama örgütü olan sendikalarında örgütlenmesinin önünü  kesiyor.

    Fındık-Sen: Üreticilerin söz sahibi olacağı demokratik yapılanmalara ihtiyaç var