• Fındık-Sen: Üreticilerin söz sahibi olacağı demokratik yapılanmalara ihtiyaç var
    09 Eylül 2019

    Fındık, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 2500 yıldır yetiştiriciliği yapılan ve 600 yıldır ihraç edildiği bilinen bir ürün olarak Türkiye’nin tarımsal üretiminde önemli bir yer teşkil ediyor.

    Rekoltenin oluşması ve fındık alım fiyatları, her yıl yaz aylarının sonunda milyonlarca fındık üreticisinin nefesini tutarak takip ettiği bir tartışma olarak gündeme geliyor.

    Fındık Üreticileri Sendikası (FINDIKSEN) Genel Başkanı Kutsi Yaşar, fındık üretiminin sorunları ve çözüm önerilerini, Türkiye’de ve dünyada fındık üretiminin durumunu ve FINDIK-SEN olarak verdikleri mücadeleyi konuştuk. Üç parçalık bir yazı dizisi olarak şekillenen sohbetimizin ilk bölümünü oluşturan “Fındık Üretiminin Sorunları” başlığını okurlarımızın ilgisine sunuyoruz.

    Fındık çiftçisinin yaşadığı sorunları kategorik olarak 3 ana başlıkta toplayan FINDIK-SEN Genel Başkanı Kutsi Yaşar, bu başlıkları üretime ilişkin sorunlar, fiyatlandırmaya ilişkin sorunlar ve pazarlamaya ilişkin sorunlar olarak ifade ediyor.

    Sizce üretime fındık üretiminde karşılaşılan sorunlar nelerdir?

    Üretime ilişkin sorunları başlıklar halinde sıralarsak, öncelikle, Fındık da üretim planlaması yoktur. Mevcut Fındık bahçeleri 80-100 yıllık ekonomik ömrünü tamamlamış  verim bakımından azalış döneminde olan bahçelerdir. 

    Bu güne kadar izlenen destekleme politikaları fındık bahçelerine yansımamıştır. Üretimden çok birim alana verilen doğrudan gelir desteği uygulamaları 2010 yılında alan bazlı ödemelere  dönüşmüş ve bakanlar kurulu kararı ile bugüne kadar ödemeler yapılmıştır. Mazot ve gübre desteği olarak dekara 15 TL ve ayrıca alan bazlı ödeme olarak en som  dekara 170 TL ödeme yapılmıştır. Ancak alan bazlı ödemeler ile fındık bahçelerine bakım ve yetiştirme girdileri olarak dönmemiştir.

    Fındık çiftçilerinin mesleki örgütleri olarak ziraat odaları, ekonomik örgütleri olarak  kooperatifler ve hak rama örgütleri olan çiftçi sendikaları üçlü saç ayağı gibidir. Hak arama örgütleri olan sendikalarda örgütlenme sorunları  hukuki bir sorun olarak hala devam etmektedir. Sendikalara açılan kapatma davaları örgütlenmeyi sekteye uğratmıştır. Yargıtay  kararlarına  rağmen  AKP hükümeti  bir türlü iç hukuk düzenlemesini yapmayarak çiftçilerin sendikal örgütlenmesini  engellemek istemiştir. Diğer  yandan çiftçilerin mesleki  örgütleri  olan ziraat odaları yönetimleri demokratik  katılımlardan uzak iktidar yanaşması konumundadır. Ayrıca  çiftçilerin ekonomik örgütleri olan  Fiskobirlik  tasfiye edilmiş tabela örgütlerine dönüşmüştür. Tüm bu süreçlerde Fındık çiftçileri sosyal güvenceden yoksun bırakılarak kendi topraklarında yarının marabası olma tehlikesi ile baş başa bırakılmıştır.

     Bölgede son yıllarda Orman İşletme Müdürlüklerinin Kadastro mahkemelerine açmış olduğu davalarda 60-80 yıllık fındık bahçelerinin mülkiyet ve kullanımı sorun yaratmaya başlamıştır. 2B sorunu olarak da bilinen mülkiyet sorunun çözümünde yeniden orman açmalarına izin vermeyen ancak fındık üreticilerini de mağdur etmeyen bir üçüncü yol mutlaka bulunmalıdır. 

     Fiyatlandırmaya ilişkin sorunlar olarak tarif ettiğiniz sorunların neler olduğunu düşünüyorsunuz?

    Burada önemli olan fındığın kaç paraya satıldığı kadar, üreticinin eline bu fiyattan kaç para geçeceğidir. Fındık ve fındıkçının kıymetini anlamak için satılan fındığın, üreticinin gelirinin büyük bir kısmını oluşturması ile mümkün olacaktır. Bunun için aracıları ortadan kaldıracak, üretici-tüketici zincirini doğrudan oluşturacak kooperatif türü yapılara ihtiyaç vardır. Üreticileri korumak ve kollamak amacıyla kurulan kooperatifler olmadan üreticilerin pazarlık gücü olmayacaktır. Fındık çiftçilerinin ekonomik örgütü olan Fiskobirlik işlevsizleştirilmiştir.

     Ülkemiz dünya üretiminin %70’den fazlasını karşıladığı fındık da kalıcı ve sürdürülebilir bir fiyat politikasından yoksundur. Fındığın  taban fiyatla başladığı yolculuk serbest  piyasaya terk edilmişse de ara sıra TMO müdahale alımları ile referans fiyat olarak devam etmektedir.

    Fındık üreticisi lehine Lisanslı Depoculuk uygulamasına bir türlü geçilmemiştir. Böylelikle emanet satışların bir türlü önüne geçilememiştir. Gelecek yıllarda fındığın  bol olması durumunda fiyatlarda düşmelerde kaçınılmaz olacak, alivreciler istedikleri gibi ön satışlar yapabileceklerdir.

    Peki, pazarlamaya ilişkin sorunların ne olduğunu düşünüyorsunuz?

    Dünya fındık üretiminin %70’den fazlasını karşılayan ülkemizde fındıkta dış satım sorunu fazla üretimden değil artan üretime paralel olarak dış satımın ve iç tüketimin artırılamamasından kaynaklanmaktadır. İç tüketimde toplam üretimin %10’unu geçmemektedir. Dış satımda Milyarlarca nüfusun barındığı Çin,Hindistan ve Japonya pazarı daha yeni keşfedilmiştir. Dünyada hiç fındık tüketmeyen bakir bölgeler vardır. 

    Türkiye fındık dış satımını işlemeden yapmaktadır. Fındık üretmeyen Almanya’nın fındığı işleyerek mamul halde satarak dünya pazarında üçüncü olması hayli ilginçtir.

    Fındık üreticisinin pazarlama gücünü artıracak olan ekonomik örgütleri olan kooperatiflerdir. Kooperatiflerin üreticilerin söz sahibi olacağı demokratik yapılanmalara ihtiyacı vardır.

    Fındık-Sen: Üreticilerin söz sahibi olacağı demokratik yapılanmalara ihtiyaç var