“Seçim kitleleri aldatmaya, oyalamaya yarayan sefil bir oyun!”

Ahmet Külsoy / 16punto.com

Sol sosyalist düşüncenin önemli isimlerinden Fikret Başkaya, yaklaşan yerel seçimleri ve Türkiye’de özellikle sosyalist solun durumunu değerlendirdi. Sosyalist ve Komünist partilerin Neo-liberal sisteme teslim olduğunu belirten Başkaya, seçimler içinse “Demokrasiyle bir ilgisi yok. Kitleleri aldatmaya, oyalamaya yarayan sefil bir oyun!” diyor.

İşte Başkaya’nın sorularımıza verdiği yanıtlar.

-31 Mart’ta yerel seçimler yapılacak. Ülkede seçim atmosferi görüyor musunuz?
-Aslında bir genel seçim atmosferi var. Mahallerde, mahallelerde, ‘yerelde’ pek bir faaliyet yok. Seçim merkezde, Ankara’da kotarılıyor, dolayısıyla mahalli seçime benzemiyor… Tam bir cephe savaşı görüntüsü var. Belediyeler bahane. AKP, seçimleri,konumunu korumanın bir aracı olarak görüyor. Bunun bir tür ‘referandum’anlamına geldiğinin farkında. Oy desteğinden de endişeli. Her alanda tam bir iflas tablosu söz konusuyken, iktidarda kalması giderek zorlaşmakta… Otokratik dizaynı tamamlamak için zaman kazanmak istiyor. Muhalefet de bu seçimde durumu lehine çevirebilirse, AKP’nin iktidardan düşüşünün hızlanacağını umuyor…

-Belediye başkan adayları partilerin üst yönetimi tarafından belirleniyor.Adayların bir nevi ‘atama’ yöntemi ile belirlenmesi seçmenin sandığa gidip gitmemesini nasıl etkiler?
-Adayların parti merkezlerinde belirlenmesi, daha doğrusu merkezden atanması,‘seçim mantığıyla’ çelişiyor. Bu durumda ‘seçmenler’,atanmışları onaylıyor… İradelerinin bir anlamı ve değeri yok. Aslında bu durum 1923-1950 döneminin seçimlerine benziyor. O zaman bir ‘tek parti diktatörlüğü’ vardı. Bugün ‘çok partiye’ rağmen, yine adı konmamış bir ‘tek parti iktidarı’ var.O dönemde ‘müntehib-i sani’(ikincil seçmen) denilenler oy kullanıyordu. Mesela her 400 kişiye bir müntehib-i sani düşmek kaydıyla, merkezden belirlenen adaylara oy veriyorlardı. Dedem Molla Osman, Denizli’de müntehib-i sani imiş… Tabii kimlerin müntehib-i sani olacağına da yine iktidar karar veriyordu. O yörenin itibarlı, az çok varlıklı-eğitimli insanları seçmen yapılıyordu.Arada şöyle bir fark var: Bugün seçme yaşında olan herkes oy kullanıyor ama süreç az çok aynı şekilde işliyor. Buna ‘mahalli seçim’demek doğru değil. Demokrasiyle de bir ilgisi yok. Kitleleri aldatmaya, oyalamaya yarayan sefil bir oyun…Bunun gerçek bir seçim olabilmesi için, insanların yaşadıkları yerde ne yapacaklarına, nasıl yapacaklarına kendilerinin karar vermesi gerekir.Seçilenler seçenleri temsil etmiyor. Bu ülkede siyaset; müşterekleri, bütçeyi, hazineyi, kamu kaynaklarını yağmalamanın, talan etmenin bir aracıdır. Fıtraten antidemokratiktir. Onca seçimden sonra durum ortada değil mi?

-Seçimler gerçekleşmeden pis kokular yayıldı. Terk edilmiş evlerde kayıtlı 20-30 hatta yer yer 50 seçmen ortaya çıktı. Bu durum seçimlerin adaletine ve güvenilirliğine nasıl yansır?
-Baskıcı, antidemokratik, tek adam rejimlerinde seçimlere hile karıştırmak istisna değil kuraldır.Seçimler rejimin onay alması için yapılır. Her şeyi belirleyen iktidar, göstermelik seçim sonuçlarını da manipüle etmek ister… Yarış eşit koşullarda yapılmaz. Eşit koşullarda yapılmayan bir seçimi muhalefetin boykot etmesi, ‘ben bu sefil oyunun parçası olmam’ demesi gerekir. Oyuna dâhil olursa, sadece oyuna gelmiş olmakla kalmaz, dikta rejimini de ‘meşrulaştırmış’ olur… Önünüze konan her yemeği yemek zorunda mısınız? Siyaset yapmak her koşulda seçimlere katılmak mıdır? Muhalefet neden verili durumun dışına çıkmayı, yeni, farklı, orijinal, alışılmamış mücadele yöntem ve araçları keşfetmeyi akıl etmiyor? Öyle bir şeye cüret ve cesaret etmiyor?

-HDP;Ankara, İzmir ve İstanbul’da aday çıkarmıyor. Bu durumu nasıl okumak gerekiyor?
-Görüldüğü kadarıyla HDP bu seçimlerde iki şey yapmak istiyor: Birincisi, kayyımları püskürtmek istiyor; ikincisi de Batı’da AKP’yi geriletmek istiyor. Böyle bir tercih bana gayet uygun görünüyor. Aksi halde Batı’daki oyların boşa gitmesi kaçınılmaz olur…

“SOSYALİST VE KOMİNİST PARTİLE NEO-LİBERALİZME TESLİM OLMUŞ DURUMDA”

-AKP iktidarına son vermek adına sosyalist solun büyük çoğunluğu CHP’yi destekliyor. Bu doğru bir karar mı? Sizce sol sosyalistlerin yol haritası nasıl olmalı?
-İddiası olan etkin bir sol hareket yoksa ve oy kullanmak da istiyorsanız, kendinize en yakın olana oy vermeniz genel bir durumdur. Aslında sol hareketin inandırıcı olmak için önce kendini inşa etmesi gerekiyor… Artık 19. yüzyıl, 20. yüzyıl kafasıyla şeylere müdahale etmek mümkün değil. Ancak ‘nerede hata yapıldı?’ sorusundan hareketle yeni-etkin bir sol muhalefet oluşturulabilir ama maalesef solun o tarakta bezi yok! Eski-bildik kalıpları durmadan tekrar ederek kendini aldatmakla meşgul…

-Sosyalist partiler ve yapılar, sınıfların değişen yapısına uygun bir dönüşüm geçirebildiler mi?
-İstisnalar dışında, ‘sosyalist’ ve’komünist’ partiler neo-liberalizme teslim olmuş durumdalar… Artık bir iddia sahibi değiller. Oysa dünyayı anlamadan onu değiştirmek mümkün değildir. Onun için de ‘radikal eleştiri’ vazgeçilmezdir…

-Sizce başka bir dünya hâlâ mümkün mü? Mümkünse, kitleleri buna ikna etmenin bir yolu var mı?
-Bu bir tercih sorunu değil. Ya ‘başka bir dünya’ mümkün olacak ya da insanlığın ve uygarlığın bir geleceği olmayacak… Artık insanlık ve uygarlık kritik/tehlikeli bir eşiğe gelip dayanmış bulunuyor. Burjuva uygarlığı yolun sonuna geldi. Elbette son sözü geniş halk kitleleri, ‘yeryüzünün lânetlileri’ söyleyecek ama bu kritik süreçte ‘gerçek entelektüellere’ de önemli işler düşüyor…