Fatoş Güney: Yeşilçam Yılmaz Güney’e vefasızlık yaptı

Ahmet Külsoy/ 16Punto

Türkiye Sinemasının ‘ Gosta Gavras’ı ‘ Yılmaz Güney’e, Yeşilçam’ın ilgi göstermediğini söyleyen Fatoş Güney, eşi Yılmaz Güney’in hayatını çekmek için kaynak arıyor.

Fatoş Hanım, Yılmaz Güney, Sinemada canlılığını hala koruyor ama hayatını konu alan film çekilmedi neden?
Kanayan yarama parmak bastınız! Bir otosansür var. Yılmaz Güney’in tüm iktidarlarla sorunları vardı. Varlıklarını iktidara bağlı olarak sürdürdükleri için,’ başımıza bir şey gelmesin’ düşüncesi hâkim sinema sektöründe. Yılmaz aramızdan ayrılalı 35 yıl oldu. Filmleri televizyon kanallarında gösterilmiyor. Kürt ‘açılımından’ sonra TRT Şeş’te de filmlerine sansür uygulandı. Filmlerini Kürtçe dublaj yapmamıza rağmen. Arkadaş, Sürü, Duvar’a sansür hala devam ediyor. Yılmaz Güney için görünürde hukuki sorun olmamasına rağmen ne özel televizyon kanallarında ne de TRT’de filmleri gösterilmiyor.

“İKTİDARLA SORUN YAŞAMAK İSTEMİYORLAR”

Yılmaz Güney’e neden bu şekilde tavır alınıyor?
Siyasi görüşü, insan hakları, demokrasi alanında verdiği mücadele etkili oluyor. Muhalif kimliğinden hala rahatsız olan kesimler var.

Yönetmen, senarist, yapımcıların uyguladığı sansürden mi söz ediyorsunuz?
Evet evet. Yönetmenler, senaristler, yapımcılar Yılmaz’a hala sansür uyguluyorlar. Kültür Bakanlığı ve iktidarla ‘sorun’ yaşamak istemiyorlar.

Yılmaz Güney’i genç kuşaklara tanıtıp, ileriki yıllara taşımak için Yılmaz Güney Vakfı kurdunuz. Vakıf çalışmalarından bahseder misiniz?
Yılmaz Güney Kültür Sanat Vakfını çok zor koşullar altında kurduk. Dişimle tırnağımla kurdum vakfı. Didindim, çabaladım, ne yazık ki onunla ilgili hiçbir projeyi hayata geçiremedim. Hiçbir filmini hiç bir yerde gösteremedim. Şu anda özel uydu kanalı olan D-Smart’ta bazı filmleri gösteriliyor. Yol, Sürü gösteriliyor. Yılmaz Güney Kültür Sanat Merkezi kurma girişimimiz oldu ama ne belediyeler ne de Kültür bakanlarından destek gördük. Her dönemin kültür bakanıyla iletişime geçtim olumlu cevap alamadım.

Şu anki Kültür Bakanıyla diyaloğunuz odu mu?
Hayır olmadı. Ben bir çok röportajlarımda Cumhurbaşkanına seslendim. Cumhurbaşkanının bir sözü vardı: ‘ Yılmaz Güney’in filmlerine kulak verilseydi, Türkiye bugün bu sorunları yaşamazdı’. Sayın Cumhurbaşkanı bu sözleri samimi yoksa başka bir niyetle mi söyledi bilmiyorum. Ne niyetle söylediği beni ilgilendirmiyor ama çok doğru tespitti. Bu sözlerin uzantısında taleplerimizi dillendirdik ama herhangi bir çözüm olmadı, olmayacak demek değildir.

İleriye dönük projeleriniz var mı?
Yılmaz Güney’in, kitaplarından film yapmak istiyorum. Boynu Bükük Öldüler, Oğluma Hikâyeler, Hücrem, Salpa. Bunlar çok güzel hikâyeler, güncelliğini koruyor. Türkiye’nin sorunlarını gündeme getiriyor. Herkes dokunmaya korkuyor. Kimse eserleri gündeme almıyor.

Kimlerle görüştünüz?
Bir çok kişi ile görüştüm. Yılmaz Erdoğan, Fatih Akın ile görüştüm, görüşme isteği Fatih’ten geldi. Kimse elini taşın altına koymadı. Mutlaka bir yolunu bulacağım.

Nasıl bir yol?
Kendi başıma imece usulüyle bir film yapmayı düşünüyorum.

Yılmaz Güney’in hayatını mı?
Hayatını demeyeyim. O bir filme sığmaz. Benim gördüklerim yaşadıklarım var. Yılmaz ile tanışma dönemlerim var. 1970’te evlendik. Yılmaz o dönem Umut filmini yaptı. Bu film Türkiye’de değişimin başlangıcıydı.

“YILMAZ GÜNEY’İN GÖLGESİNDE KALMAKTAN KORKTULAR”

Neler yapacaksınız?
Kafamda çok net değil. Yılmaz Güney’in hayatını konu alan film yapmak istiyorum. Yılmaz’ın hayatını film yapmak 10 Milyon Dolardan başlar. Bu parayı bulmak gerçekten çok zor. Bu işe soyunacak insanlar vardır, destek verecek insanlar vardır, katkıda bulunacak insanlar vardır, olduğunda bu işe başlayacağım. Yılmaz Güney’in hala çok önemli dostları var. Bir yol bulacağıma inancımı koruyorum. Benim gözümle Yılmaz Güney’i anlatmaya çalışacağım. Bir noktanın altını çizmek istiyorum: Herkes Yılmaz Güney’i anlatıyor ama hiçbiri Yılmaz Güney gerçeği ile örtüşmüyor. Herkes kendini anlatıyor. O dönemin koşullarında Yılmaz Güney ile empati kurarak kimse kendi gerçeğini ortaya koymuyor. Yılmaz Güney ile en uzun ben beraber oldum. Tam 16 sene birlikteliğimiz var. 16 yıl Yılmaz’ı takip ettim, yazdım, not aldım, peşinden gittim. Yılmaz ile ilk tanıştığımız zaman ‘sakın beni başkalarını sorma, beni hiç kimse gerçek anlamda tanımaz, ben sana kendimi anlatacağım’ demişti. 1969’dan 1984’e kadar birlikteliğimiz sürdü. O hapishanedeydi taş duvar arasında ama hep birlikteydik.

Çok sayıda sinema oyuncusu , yönetmenle röportajlar ve sohbetler yaptım. Hepsi Yılmaz Güney’den övgü ve saygıyla söz ediyorlar. Bir yönetmen, yapımcı ‘ Fatoş Hanım, Yılmaz Güney’i genç ve gelecek kuşaklara anlatacak film projem var ‘ demedi mi?
Yok hayır, hepsi lafta. Yılmaz’ın ölümünden 7.5 yıl sonra Türkiye’ye döndüm. O zaman arkadaşlarımı topladım, başta Şerif Gönen olmak üzere. Dedim ki; “arkadaşlar birlikte bir şeyler yapalım. Ne olur benimle birlikte olun, beni destekleyin, birlikte projeler üretelim”. Hiç kimse ama hiç kimse söylediklerimin yanında olmadı. Başta Şerif Gören ve Tarık Akan olmak üzere. Nâzım Hikmet Kültür Vakfına verilen destek hiçbir zaman Yılmaz Güney Vakfına verilmedi.

Neden destek vermemiş olabilirler?
Yılmaz Güney’in gölgesi altında kalacaklarını düşündüler. Her şeyin Yılmaz Güney’e mal edilmesinden rahatsızlık duydular. Kendileri önemli şekilde yer alamayacaklarını düşündükleri için. Ama Yılmaz Güney’in eserleri o kadar güçlü ki. O senaryolar olmasa bütün bu filmler olabilir miydi? Yol, Sürü, Düşman olabilir miydi?

Şu an iletişimde olduğunuz yapımcı, senarist, senarist var mı?
Yaşadığım olumsuzluklar nedeniyle herkesten uzak duruyorum. Kimseyle iletişimim yok. Şerif Gören’le Adana Film Festivalinde buluştuk. Ona dedim ki; “gelinen durumdan sen de sorumlusun. Eğer bana el verseydin, sen benim yanımda yer alsaydın. İyi güzel işler yapacaktık.” O da bana “Ben sinemayı bıraktım” dedi.

Ya Reis Çelik?
Hiç temasım olmadı. Kendisini tanımam zaten. Ondan da hiçbir zaman teklif gelmedi.

Yaşadığınız olumsuz tablo sizin direncinizi kırdı mı?
Hayır. Manevi güç aldım. Manevi güçle de gemiler yürümüyor. Bu nedenle vakıf kurmak zorunda kaldım. Ailemden gelen destekle ayakta kalmaya çalıştım.

Gosta Gavras ile görüştünüz mü, Yılmaz Güney’in hayatını çekmek için?
Gosta Gavras bizim aile dostumuz. Onlarla görüşürüz. Paris’te Yılmaz Güney Meydanı açıldı. 19. Bölge’de. Türklerin, Kürtlerin, Cezayirlilerin yaşadığı bölge. Çok güzel park açtılar. Parkın adını ‘Yılmaz Güney Parkı’ koydular. Orada konuştum Gosta Gavras ile. Gosta Gavras’a söyledim Yılmaz’ın hayatını beyaz perdeye taşıyalım diye. Çok duygulandı. Bana dedi ki, ‘Kendi ülkesinin geleneklerini tanıyan birisi olursa çok iyi olur.’

“YILMAZ’LA EVLENMESEYDİM SOL BİR ÖRGÜTE KATILIRDIM”

Babanız sermaye sahibi kapitalistti
Evet babam Türkiye’nin ilk sanayicilerindendi. Gani Süleymangil. 200 işçi çalışıyordu yanında. Nişasta, Mısır özü, Glikoz üretiyordu.

Yılmaz Güney ile evlenmeye karar verdiğinizde ailen ’Kızım ne yapıyorsun’ dediler mi?
Yılmaz ile evlenmeye karar verdiğimde o sözü söylediler. Ama Yılmaz’ı tanıyınca düşünceleri çok değişti. Yılmaz’ı çok sevdiler. Aralarında yaş farkı olmamasına rağmen, annem babam odaya girdiğinde ayağa kalkardı, önünü iliklerdi. Yedisinden yetmişine kadar tüm insanlara saygı gösterirdi. Yılmaz’ın annem ve babamla iletişimi çok iyi ve güçlü idi. Yaşım küçüktü beni evlendirmeyi düşünmüyorlardı. İtalyan Katolik rahibeler okulunda okuyordum.

Anladığım kadarıyla, senaristler, yapımcılar,, yönetmenler, Yılmaz Güney’e vefasızlık örneği sergilediğini söylüyorsunuz doğru mu?
Yeşilçam Yılmaz Güney’e vefasızlık yaptı. Vefasızlık diz boyu. Yılmaz hayatının 10 yılını hapishanede geçirdi. Bir arkadaşı gelip ’Yılmaz al şu sigarayı’ demedi.

Yaşadıkların elem verici. Zaman zaman ‘ Bu adamla evlenmeseydim’ dediğiniz oldu mu?
Hayır, hayır. Yok öyle bir şey aklımın ucundan bile geçmedi. Zorluklar karşısında mücadele etmeyi öğrendim. Güçlendim. Kişilik sahibi oldum. Evlendiğimiz dönem Türkiye siyasi hayatının en civcivli zamanıydı. Denizler, Mahirler. Ben kendimi biliyorum isyankar ruh yapısına sahibim. Yılmaz Güney ile evlenmeseydim Üniversite okuyacaktım. Mutlaka sol örgütlere katılacaktım. Yılmaz Güney gibi olağanüstü bir insanla evlenmem artı değerdir.

“HDP’DEN TEKLİF GELDİ KABUL ETMEDİM”

Türkiye’nin siyasi fotoğrafını çeker misiniz, seçimlerde oy kullanıyor musunuz?
Bir kere oy kullandım. 1974 yılında Bülent Ecevit’e oy verdim. Af çıkartacak diye. Bülent Ecevit’in çıkardığı afla Yılmaz Selimiye’den çıktı. Ben çok farklı şeyler düşünüyorum. Devrime, Sosyalizme inanmış bir kuşağın insanıyım. Türkiye tarihi hiçbir zaman burjuva demokrasisini görmedi. Türkiye’de gerçek burjuva yok. Bu nedenle bugün olup bitenler beni şaşırtmıyor. 12 Mart, 12 Eylül’de neler yaşamadık ki. Hepsi unutuldu. Balık hafızalı toplum olduk.

Anarşist ruh bilinç var mı sizde?
Evet biraz var.

Yerel seçimlerde oy kullanmayı düşünüyor musunuz?
Hayır, yok.

Aktif politikaya atılmayı düşünüyor musunuz?
Keşke atılabilsem. Büyük teklifler geldi. Kürtler Meclis’e girdikleri zaman teklif geldi kabul etmedim.

Neden?
Onları birileriyle göbek bağları var. O nedenle pek istemedim. Ama keşke kabul edip mücadelemi yapsaydım diyordum. CHP’ye girmeyi hiç düşünmedim, asla düşünmem.

AK Parti?
Ak Parti ilk dönemlerde çok umut verdi. Gerçekten çok umut verdi. Açılım olsun, bazı demokratik konular olsun. Acaba mı acaba mı diye kafamda hep sorular oldu.

Türkiye’nin geleceğinden endişe duyuyor musunuz?
Türkiye layık olduğu yere gidiyor. Tabi ki çok kötüye gidiyor.

Sol nerede yanlış yapıyor?
Nerede yanlış yapmıyor ki. Sol diye bir kavram yok oldu. Türkiye solu, dünyayı ve Türkiye’yi anlamıyor. 21 Yüzyılın yol haritasıyla dünyayı ve Türkiye’yi okuması gerekiyor.

Ya HDP?
HDP bir yerlerle olan göbek bağını koparmalı. Selahattin Demirtaş dışarıda olsa güçlü alternatif olabilir diye düşünüyorum.