• Eski Bakan Bahattin Yücel Thomas Cook’un iflasını değerlendirdi
    04 Ekim 2019

    Turizm eski Bakanı Bahattin Yücel, Thomas Cook’un iflasını ve turizm sektörüne etkilerini değerlendirdi.

    178 yıllık geçmişiyle dünyanın en büyük seyahat şirketlerinden İngiliz tur operatörü Thomas Cook’un “ticari faaliyetlerine son verdiğini” duyurmasının ardından iflasın turizm sektörüne etkilerini Turizm eski Bakanı Bahattin Yücel ile konuştuk.

    Aynı zamanda 16 Punto yazarlarından olan Bahattin Yücel’in Thomas Cook iflasının dünya ve Türkiye açısından ortaya çıkardığı sonuçları farklı yönleriyle değerlendirdiği röportajımızı okurlarımızın ilgisine sunuyoruz.

    Thomas Cook’un iflasına giden süreç nasıl gelişti? 

    Thomas Cook’un geçtiğimiz Mayıs ayında açıklanan birikimli zararı 1 Milyar Poundu aşmıştı. Son üç yılda piyasalar bu zararla baş edilmesindeki güçlüğü seslendirmeye başladılar.

    Şirket ile ilgilenen ABD kökenli Citicorp; bu zararın ardından, Thomas Cook’un hisselerinin hiç bir değer taşımayacağına inandıklarını açıkladı. Geçmişi iki yüzyıla yaklaşan, Turizm Sektöründe ilkleri başlatan, küresel pazarın en büyük ikinci oyuncusunun çok zorda olduğu ortadaydı. 

    Açıklamadan sonra borsa değeri 3 milyar doların üzerinde olan şirket hisselerinin değeri bir günde % 40 değer yitirdi. Büyük operatörlerin digital teknoloji ile başa çıkamayacakları Türkiye’de de uzun zamandır biliniyordu. 

    Örneğin AKTOB’un (Akdeniz Turistik Otelciler Birliği) geçtiğimiz 2010 yılında başlattığı ve içeriği her yıl giderek zenginleşen RESORT Kongresinin ilkinde “yeni kuşak turizmin” tartışıldığı bir oturumda bu gerçek dile getirilmişti.

    Özellikle Antalya bölgesindeki konaklama tesislerinin hakim alıcıları konumundaki AB kökenli büyük tur operatörlerinin, gelişen yeni teknoloji karşısında uzun süre dayanamayacakları bu toplantıda uzun uzun tartışıldı. Doğrusu bu durum sır değildi.

    İflasın gerçek sebepleri nelerdir?

    İlk başta gösterilen nedenler arasında Brexit sürecinde İngiliz pazarındaki tatilcilerin seyahate çıkma kararlarını ertelemeleri gösterildi ama gerçek çok farklıydı.

    Pazardaki olumsuzluklar salt İngiltere’deki talep düşüşüyle sınırlı değildi. Sorun genelleşiyordu. Örneğin Thomas Cook’un en büyük rakibi olan Alman TUI de bu yıl (2019) ilk çeyreği ciddi zararla kapattı.

    Dünya ekonomisinde şimdiye kadar karşılaşılmayan gelişmelerin yaşanması, ABD ile Çin arasında ilan edilmemiş ticaret savaşı, Ortadoğu’da petrol ve deniz ticaret yollarını denetim altına almak için başlatılan Suriye sorunu gibi. 

    Ancak bu nedenler pazarda durgunluğa yol açmış olsalar da durumu tam olarak açıklamaya yetmezler.

    Gerçek neden, Avrupa’nın konvansiyonel yöntemlerle sürdürmekte ısrarcı olduğu geleneksel tur operatörlüğü sisteminden kaynaklanmaktadır. 

    AB ülkeleri gelişen “digital turizm” yönelimi karşısında, köktenci önlemler almak yerine, kısıtlayıcılığa yönelerek, sorunu aşacaklarını sandılar.

    Oysa Dünya yeni bir çağa girmeye başlamıştı, eski yaklaşımlarla bu dönemi yorumlamak söz konusu olamazdı. 

    Alman Operatörler kendilerine özgü büyüme yanlısı tutumlarıyla, geleneksel yöntemlere başvurarak, pazar hakimiyetlerini sürekli elde tutacakları yanılgısına düştüler.

    Aslında Alman halkını yönetenlerin; 1. ve 2. Dünya Savaşı’nda olduğu gibi güçle büyüme eğilimlerinin, bu kez turizme yansımış haliydi bu kanımca. Sonsuza kadar gidecek büyüme arzusu belki de genetik kaynaklıydı.

    Gelişen digital teknolojinin etkilerini göremediler.

    Şirketin iflası dünya turizmini nasıl etkileyecektir?

    Doğadaki her boşluk gibi bunun da doldurulacağına kuşkum yok. Ancak sadece Türkiye’deki borçların 350 milyon Avro olduğu söyleniyor. Eğer bu rakamlar doğruysa, İspanya ve Yunanistan’ın risklerinin ne denli büyük olacağını düşünün.

    Öte yandan geleneksel toptancı anlayış yerine, teknolojiden yararlanarak tatil ve gezi ihtiyaçlarını kişiye göre özelleştiren yeni bir tüketici profile ile karşı karşıya kalıncak.

    Türkiye turizmi bu iflastan nasıl etkilenecektir?

    Türkiye açısından iyi bir gelişme olmadığı ortada; giderek elimizden kayan OECD ülkelerinden gelen potansiyelin, en azından önümüzdeki iki yıl boyunca artmak bir yana azalacağı söylenebilir.

    Asıl endişe ettiğim ise; bu boşluğu doldurmak için bir takım açık ya da gizli teşviklerle yeni teknolojiyi dışlayan yaklaşımların sürüdürülmesi. Bazı orta boy operatörlere büyük tavizler verilmesinden çekiniyorum.

    Örneğin Bakan Ersoy; zaten bu yıl içinde Easyjet yeni bir operasyon birimi kurdu ve global pazarın en büyük oyuncularından TUI’nin belli bir ekibini de bünyesine katarak, sadece uçuşla sınırlı kalmayan, tur operatörlüğünü de konaklama sektörünü de dinamik paketleme yöntemiyle içine alacak bir oluşum içine girdi. 

    Biz onlarla olay başladığından itibaren konuşuyoruz. Sözlü taahhütlerini de aldık.

    Önümüzdeki sene Antalya, Bodrum, Dalaman ve İzmir ağırlıklı olmak üzere tatil noktalarımıza 700 bin koltuk, gidiş-dönüş bakacak olursanız 350 bin kişilik ek kapasite koyma taahhüdünü verdiler ve Salı günü de Türkiye’ye geliyorlar.

    Bu konuştuklarımızı masaya yatırarak, yazılı ortama taşıyacağız. Biz de onların motivasyonunu ve cesaretini artırmak üzerimize düşen gereken destekleri, katkıları vereceğiz” diyor.

    Yani Thomas Cook olmadı, Easyjet olsun anlayışı. Ve dikkat edin; Türkiye’ye geleceklerin kendi şirketlerimizin uçaklarıyla değil, yabancı bir AB bandralı şirketle taşınmalarından yarar umuyoruz.

    Türkiye’de Bakanlık ve sektördeki meslek kuruluşları bu krizi nasıl karşıladı? 

    Mayıs ayında bu durumla karşılaşılacağı çok belliydi. Bence her şey oluruna bırakıldı. Thomas Cook efsaneleşmiş bir isimdi. Ona bir şey olmaz duygusu hakimdi.

    Bakanlık ve meslek kuruluşları özellikle TUROFED bence yetersiz kaldılar.

    Bakanlık ve TÜRSAB’ın önceki yönetimi, “digital turizm” deki yeniliklerden yararlanarak talep yaratmak yerine, bireysel turizm pazarında hızlı büyüyen “digital platformların” ülkemizdeki çalışmalarının yasaklanması için yoğun çabalara giriştiler.

    Turizm Bakanı kendisi de bu alanda faaliyet gösteren şirketlere sahip olduğu için, Uluslararası pazarda paylarını arttıran, booking.com, Air BNB, Expedia gibi rezervasyon portallarını, “digital kapitülasyon yaratmakla suçladı.

    Sizce alınan önlemler yeterli mi? 

    Yetersiz bence. Yüzeysel önlemlerle geçiştirmek isteniyor.Krizin yapısal nedenlerden kaynaklandığını ve ancak yapısal köklü değişikliklerle çözüm bulunacağını göremiyorlar.

    Oysa Türkiye ürününü bireysel talebe göre şekillendirmedikçe bu krizden çıkmakta zorlanacaktır. Bu kuşkusuz sanıldığı kadar kolay değil.

    Önce fiyat ya da tanıtım atılımlarıyla değil, konaklama, yiyecek-içecek himzeti üreten bütün tesislerin uluslarası standartlara uygun hale getirilmeleri gerekiyor.

    Ardından uluslararası hizmet veren digital portalların Türkiye Pazarına dönük satış ve pazarlama yapmalarına izin verilmeli.

    Elbette, Antalya, Dalaman, Milas-Bodrum ve Adnan Menderes havalanlarından, hedef pazar ülkelerinden en çok turist aldığımız havalimanlarına yıl boyu günlük tarifeli ve uygun fiyatlı uçak seferleri koymalıyız.

    Alınması gereken acil ve uzun dönemli önlemler nelerdir?

    Thomas Cook’tan alacaklı olan otellerin listesi ve alacaklarının niteliği YMM (Yeminli Mali Müşavir) raporlarıyla hasarın miktarı belirlenmeli.

    Alacaklar İngiltere’de bulunacak bir hukuk bürosu eliyle tek elden takip edilerek, iflas masasına kaydolunmalı.

    Bu işlemleri Bakanlık öncülüğü ve desteğinde yürütmek çok yararlı olacaktır.

    Ders alınarak, bu tür operasyonlar için farklı bir sigorta sistemi geliştirilmeli ve 2020 sezonu için uygulamaya alınmalıdır.

    CHP’den 11 maddelik Thomas Cook önerisi

    178 yıllık Thomas Cook battı: Yüzbinlerce tatilci yolda kaldı