• Dünya Güç Endeksi’nde sıralama değişti
    19 Eylül 2019

    HABER MERKEZİ

    Çin ve ABD arasındaki ticaret savaşları, iki ülke ile bağı olan herkesi yani tüm dünyayı etkilemeye devam ederken, iktisatçılar ve uluslararası kuruluşlar tarafından açıklanan raporlar, bu savaşın önümüzdeki günlerde daha da kızışacağını ve etkilerinin artacağını gösteriyor.

    Çin’in önlenemeyen yükselişi

    Emperyalizm üzerine yaptığı araştırmalarla bilinen iktisatçı Tony Norfield’ın hazırladığı Dünya Güç Endeksi’ne göre Çin, son dönemde artırdığı iktisadi ve askeri harcamalar neticesinde İngiltere’yi geride bırakarak ABD’nin ardından ikincilik konumuna yükseldi.

    Güç Endeksi nedir?

    Endeksi ilk hazırladığında “Emperyalizm Endeksi” adını veren Norfield, yıllar içerisinde bu tanımdan vazgeçti. Norfield’a göre değerlendirmeye alınan her ülke emperyalist değil ve bu endeksi genel olarak tanımlayan bir isim olamaz. Bu nedenle Güç Endeksi tanımının listeye daha uygun düştüğünü belirtiyor. Endeksi hazırlarken 5 kritere başvuruyor: Ülkelerdeki gayri safi yurt içi hasıla (GYSH), yabancı yatırım varlıklarının toplamı, ülke parasının değeri, ülkedeki bankaların ödenmemiş uluslararası kredi varlıkları ve mevduat yükümlülükleri ve son olarak da askeri harcamalar.

    Eşitsizlik oldukça yüksek

    Endeks incelendiğinde ABD ile diğer ülkeler arasındaki fark ise oldukça dikkat çekiyor. Ekonomik güç bakımından ilk 20 ülkenin toplam gücü, ABD’nin gücünün yalnızca yüzde 20 üzerinde. 170 ülkenin toplam gücü ise ABD’nin yanına dahi yaklaşamıyor. Bu da dünya genelindeki eşitsizliği gözler önüne seriyor. Aynı zamanda Norfield’ın neden endekste yer alan her ülkeyi emperyalist olarak tanımlamadığını da açıklıyor.

    Ördek teorisi ve Çin

    Norfield, Çin’in yükselişini ödenen bedellere rağmen devlet kapitalizminin başarılı bir şekilde uygulanabilmesine bağlıyor. Ayrıca Çin’in emperyalist ülkeler kategorisine alınmasının da doğru olmayacağını belirten Norfield, “Bir hayvanın ördek gibi görünmesi ve ördek gibi yüzüyor olması, genlerinin ördek genleri olduğu anlamına gelmez” değerlendirmesini yapıyor. Çin’in ABD ile giriştiği ticaret savaşlarında savunmacı bir pozisyonda olduğunu belirten Norfield, ’emperyalist’ tanımlamasının, emperyalist sistemi ayakta tutmak adına doğrudan veya dolaylı hamleler yapan, baskı kontrol ve şiddet mekanizmasının bir parçası olan kapitalist ülkeler için kullanılması gerektiğini düşünüyor. Çin’in bu anlamda tam teşekküllü bir kapitalist ülke olmadığını belirten Norfield, “Çin’deki milyarderler, devlet denetimi dışında yatırım yapamıyor. İktidar partisinin çıkarı ile çelişen bir yatırım yaptıklarında kendilerini hapiste bulmaları içten bile değil” diyor.

    ABD’nin baş belası Çin

    Çin’de uygulanan devlet kapitalizminin yüz milyonlarca insanı açlık ve yoksulluktan kurtardığını ve birikim yarattığını vurgulayan Norfield, “Bununla birlikte 70’li yıllardan itibaren uluslararası piyasalarla dikkatli bir ilişki kurmaya başlayan Çin, gelinen noktada bu vahşi sistemin içinde ayakta kalmayı ve büyümeyi öğrendi” değerlendirmesini yapıyor. Gelinen noktada ABD’nin en büyük rakibi konumunda olan Çin, yaptığı yatırımlar, ürettiği teknolojiler ve ABD’deki muadilleriyle rekabet edebilen markalarıyla dünyadaki güç dengelerini yerinden oynatmayı ve ABD’nin sarsılmaz zannedilen hegemonyasını sarsmış görülüyor. Huawei ve 5G teknolojisi ile elde ettiği başarıların ardından ABD’nin yaptırımlarına maruz kalan Çin, bu adımlara karşılık vermekten çekinmiyor.

    Çin’in Bir Kuşak Bir Yol hamlesi

    ABD’nin yaptırımlarına karşı Çin, kendi iktisadi ve siyasi sahasını geliştirerek cevap verdi. Özellikle ABD’nin siyasi ve ekonomik olarak gerilim yaşadığı diğer ülkeler olan Rusya ve İran’la ilişkiler geliştiren Çin, bu ülkelerle yüzlerce milyar doları bulan bir ticaret hacmine ulaştı. 2013 yılında duyurulan ve 2049 yılında bitirlmesi planlanan Bir Kuşak Bir Yol projesine İran’ın dahil edilmesi ABD cephesinde tepkiyle karşılandı. Çin’in yeni İpek Yolu olarak adlandırdığı proje, dolar dışında bir ticareti mümkün kıldığı için de ABD açısından tehlike arz ediyor. Çin’in Güç Endeksi’ndeki yükselişi ve ekonomik büyüme hızı ise ABD ile karşılaştırıldığında oldukça ileride. ABD hala dünyanın en büyük gücü olarak Güç Endeksi’nde ilk sırada. Fakat bunun ne kadar süreceğini kimse bilmiyor.