• Devlet üniversitelerinde bilimsel üretim geriledi
    24 Eylül 2019

    Üniversitelere dair akademik verileri düzenli bir biçimde paylaşan Web of Science’ın yayınladığı 2018 verileri ve YÖK tarafından paylaşılan bilgilere dayanılarak hazırlanan akademik yayın istatistiklerine göre, Türkiye’de devlet üniversitelerinde akademisyen başına yılda 1 yayın dahi yapılmıyor. Yapılan yayınların niteliği ise bir süredir tartışma konusu.

    Niteliksiz makale cenneti Türkiye

    Türkiye’de 2010 yılından bu yana yazılan makale sayıları artarken, makale kalitesi düştü. Dünyada, üniversitelerin yayınlarının değerlendirilmesinde en önemli noktalardan biri saygın dergilerde yayınlanması ve atıf alması. Scientific Journal Rankings verilerine göre; 2017’de Türkiye, dünya bilimsel yayın sayısı sıralamasında 19’uncu sırada; buna karşılık Türkiye’den çıkan yayınlara yapılan ve yayının niteliğini gösteren uluslararası atıf sayısı her geçen yıl önemli oranda düşüyor.

    Sahte makale ve kongreler

    Cumhuriyet Üniversitesi’nden Selçuk Beşir Demir’in Journal of Informetrics dergisinde Kasım 2018’de yayımlanan makalesine göre ise, dünyada en çok sahte dergi çıkaran ülkeler arasında Hindistan ve Nijerya ile birlikte Türkiye de var. Bu çerçevede Yüksek Öğretim Kurumu’nun (YÖK) Mart ayında bu dergilerdeki yayınların akademik yükseltmelerde artık etken olmayacağı yönünde aldığı karar akademik çevrelerde olumlu karşılandı.

    Bu konuda olumsuz bir başka örnek de kongreler, Türkiye’de bilimsellik maskesi altından düzenlenen yüzlerce ‘CV kongresi’ var. Tek bir kongrede dört ya da beş farklı alandan sunumların yapıldığı ve bilimsel etik ve niteliğin gözetilmediği bu kongreler, yalnızca katılımcıların CV’sinde yer aldığı için tercih ediliyor. Bu konuda Türkiye’de milyonlarca liralık hacme sahip kongre piyasasının olduğu iddia ediliyor.

    Akademisyen sayısına göre yayın sayısı oldukça az

    2018 YÖK verilerine göre Türkiye’de akademisyen sayıları ve yayın sayıları karşılaştırıldığında oldukça olumsuz bir tablo ile karşılaşıyoruz. Toplam öğretim elemanı başına düşen yayın sayısında lider olan Boğaziçi Üniversitesi’nde yılda ortalama akademisyen başına 0.77 makale yazıldığını görüyoruz.

    Özel Üniversiteler fark attı

    Akademik çalışmalardaki niteliğin tek kriteri makale sayısı olmamakla birlikte akademisyen sayısı ile makale sayısı arasındaki bu fark, devlet üniversitelerini, Avrupa ve dünyanın yanı sıra Türkiye’deki özel üniversitelerin de gerisinde bıraktı. Koç Üniversitesi’nde akademisyen başına düşen yayın ortalaması 9.5 iken, Sabancı Üniversitesi’nde bu sayı 9.3 olarak gerçekleşti.

     

    Bin yazarlı makaleler

    Dünyada akademik üretim alanında sahtecilik ve yolsuzluk yalnızca bizim ülkemizde gerçekleşmiyor. Bazı branşlarda binlerce yazarın olduğu makaleler kaleme alınıyor. Akademik Performansa Göre Üniversite Sıralaması (URAP) Koordinatörü Ural Akbulut, URAP 2019 Şubat Raporu’nda, “Yüksek enerji fiziği alanındaki bir makalenin yazar sayısının 5 bin 154 ve tıp alanındaki bir makalenin de yazar sayısının 5 bin 575 oluşu bu sorunun ulaştığı boyutu göstermektedir” ifadelerini kullanıyor. Bu nedenle dünyadaki pek çok değerlendirme kuruluşu bu tarz makaleleri değerlendirmeye almıyor. URAP’ın yaptığı 2017-2018 Türkiye üniversiteleri değerlendirme raporunda ise bilimsel atıf ve toplam bilimsel döküman sayısı gibi verileri dikkate alarak hazırlanan tabloda ise Hacettepe Üniversitesi 805 puanla birinci sırada yer aldı.

    URAP Koordinatörü Ural Akbulut Haziranm ayında DW Türkçe’ye verdiği bir röportajda Türkiye’deki akademik niteliğe dair şu ifadeleri kullanmıştı: “Dünyada bilimsel makaleler kalite açısından dört gruba ayrılır. Saygınlık açısından ilk yüzde 25’lik dilim en yüksek kalitededir, sonra saygınlık oranı giderek düşer. Son yüzde 25’lik dilim saygın bile denilemeyecek makalelerdir, ya çok az atıf alır ya da hiç almazlar. Bizim araştırmalarımıza göre dünyanın ortalaması genelde ilk ve ikinci yüzde 25 civarında, üçüncü ve dördüncü dilimde dünyada çok az makale var. Türkiye’de ise tam tersi.”