• “Davutoğlu’na ‘Görüşlerin ergen imam hatipli kafası’ dedim”
    15 Ocak 2020

    HDP eski milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Ahmet Davutoğlu’na “Bunlar ergen imam hatipli kafası, bunlarla bir yere gidilmez” dediğini söyledi.

    HDP’li Önder, Davutoğlu’na kesinlikle güvenmediğini söyledi

    Diken‘de yer alan habere göre Kısa Dalga’da yayınlanan podcast dizisinin ikincisinde Kemal Göktaş’a konuşan HDP’li Önder eski başbakan ve Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu’na kesinlikle güvenmediğini belirtti.

    “Bunlar ergen imam hatipli kafası”

    Önder, başbakanlık koltuğuna oturmadan önce yaptıkları görüşmede bölge ve Kürt sorununa ilişkin görüşleri nedeniyle Davutoğlu’na “Bunlar ergen imam hatipli kafası, bunlarla bir yere gidilmez” dediğini paylaştı.

    Çözüm sürecinin başarısız olmasının ilk nedeninin “Devletin yapmayı kabul ettikleri ile Kürt siyasi hareketinin talepleri arasındaki makasın açık olması” olduğunu söyleyen Önder, “Güvendiğiniz biri mi Ahmet Davutoğlu?” sorusuna şu yanıtı verdi:

    “Hayır, kocaman bir hayır”

    “Hayır, kocaman bir hayır. Başbakan olmadan önce iki-üç saatlik bir görüşme yapmıştık kendisiyle. Başbakan olacağını biliyorduk. Onun için böyle bir anlamda bir ön görüşmeydi. Bu söylediğimi o zaman yüzüne de söyledim. ‘Bunlar ergen imam hatipli kafası’ dedim. Birinci sınıfta hoş karşılanır imam hatipte, bu çocuk gelmiş de ama ikinci sınıfta daha kâmil olurlar. Yani bununla varılacak bir yer yoktur şeklinde kendisine söylemiştim.”

    Önder, “Hangi özelliği nedeniyle bunu söylediniz?” sorusuna karşılık olarak ise şunları söyledi.

    “Dün de kendileri halkıydı bugün de kendileri de haklı”

    “Ortadoğu projeksiyonu, bölge, Kürt meselesine kamuoyu tarafından da bilinen yaklaşımı” dedi. Davutoğlu ve benzer çizgideki siyasal aktörlerin geçmişe ilişkin bir özür veya özeleştiri vermekten kaçındıklarını ifade eden Önder, “Canlarını hiç cefaya sokmuyorlar, dün de kendileri halkıydı bugün de kendileri de haklı. ‘Ah o günlerde neler çektik’ gibi, ‘Aslında ben kapalı kapılar ardında söyledim’ diye geçiştirilecek bir şey değil bu.”

    ‘Devletin verdiği ile talepler arasındaki makas açıktı’

    Çözüm sürecinin başarısız olmasındaki ilk sebebin “Kürt siyasi hareketinin talebiyle, devletin yapmayı, kabullenmeyi düşündüğü şeyler arasındaki makasın çok açık olması” olduğunu söyleyen Önder şöyle devam etti: 

    “Devlet bu konuda ‘Ya işte birkaç daha önce kıstığımız ya da cebren gasp ettiğimiz birkaç uygulamayı gevşetiriz, e bunların da onuru tamir olmuş olur, e silahı da bırakırlar’ falan gibi ciddiyetsiz, meselenin taşıdığı boyutları kavramaktan ve birlikte düşünmekten uzak bir şey yaklaşımı vardı. Kürt siyasal hareketi de daha önceki ateşkes ve müzakere süreçlerinden kendilerince çıkardığı sonuçlarla, dört başı mamur çerçevelenmiş ve demokratikleşme süreçlerini de içeren bir zemine oturtulmadan bunun her zaman geriye dönüş kapısını açık bırakacağı düşüncesindeydi.”

    Kürt sorununun Türkiye’nin buzdağı olduğunu söyleyen Önder, “Bunu bir günde eritemezsiniz. Dolayısıyla sadece vereceğiniz ısı değildir bunu eritecek olan, aynı zamanda bu denklemde bir de zaman dediğimiz bir şey vardı”” diye konuştu.

    “Bitirdiğim üç senaryo var, sinemaya döneceğim”

    Cezaevinden çıktıktan sonra Diyarbakır’da rol aldığı filmin ‘Diyarbakır kırıklarını‘ anlattığını ve kendisinin de kırıkların kuşlarını çaldığı bir oto galericiyi oynadığını anlatan Önder, “Sinema yapmaya hazırlanırken ceza onaylandı. Şimdi ama üç tane bitirmiş olduğum senaryom var” diyerek sinemaya döneceğini ifade etti.