Cumhuriyetin 100. yılına doğru yükselen Atatürk

Cumhuriyetin 100. yılını kutlamaya hazırlanırken, ölümünden 81 yıl sonra Büyük Atatürk; sivil toplumun her kesiminin şimdiye kadar görülmedik ölçülerde sahiplendiği, Türkiye’nin geleceğini aydınlatan simge olarak yükseliyor.

Milyonlar, Dolmabahçe’ye, Anıtkabir’e, heykellerinin bulunduğu alanlara gidiyor, yollarda, fabrikalarda, tarlalarda onu anmak için kendiliklerinden saygı duruşuna geçiyorlar. Atatürk’e bunca yıl sonra hiç bir dayatma olmadan gösterilen bu sevgi, dünya siyasal tarihinde pek rastlanan bir olgu değildir.

Milyonlarca insanın; ülkelerinin kurtarıcısı kabul ettikleri bir devlet adamına gösterdikleri bu olağandışı saygının, 100 yıl öncesine duyulan şükrandan daha öte bir nedeni olmalı. 

Atatürk’ün yeniden yükselmesi, ülkeyi 18 yıldır iyi yönetemeyen bu iktidar karşısında, iktidarın karşısına  alternatif programlarla çıkacak bir muhalefetin henüz oluşmayışıdır.

Son 15 yılda uygulanan siyasal anlayışın getirdiği sonuçları gözden geçirdikçe, bu gerçeklik çarpıcı biçimde ortaya çıkıyor.

Türkiye ekonomisi derin bir krize sürükleniyor. Sanayi üretimi ve tarımsal üretim düşüyor, insanlar çaresizliklerini toplu intiharlarla dile getiriyorlar. 

Ülke izlenen hatalı dış politika sonucu, salt bölgede değil dünyada da yalnızlığa sürükleniyor. Ortadoğu’da  5,5 milyon mülteci ile yeni bir nüfus planlaması yapılırken, “Suriyeli kardeşlerimizi rejimin bombalarına teslim edemeyiz” söylemi gerçeği açıklamaya yetmiyor. Güney komşumuzun BM tarafından kabul edilmiş egemenlik alanında belli ki yeni bir devlet yapılanması kurgulanıyor.

Eğitimde çöküş olağanüstü boyutlarda. 

Bölgede en önemli güvencemiz olan TSK, Atlantik ötesinden planlanan operasyonlarla zayıflatılıyor.

Suriye bataklığına girişimizin temel nedeni gösterilen; bu ülkedeki PYD-YPG yapılanması, son günlerde ABD ve Rusya ile imzalanan resmî belgelerde “terör yapılanması” olarak nitelenmiyor.

Ancak seçilmiş belediye başkanları terör şüphelileri olarak teker teker  tutuklanıyorlar.

AKP’nin sürekli gündeme getirdiği, “büyük ve lider ülke” algısının çöküşü bir yana ekonominin görünümü; 90 yıl öncesinde ABD’de başlayarak, dünyayı sarsan 1929 Ekonomik Bunalımını yaratan koşullarla benzeşiyor. “..1929 dünya ekonomik krizinin önemli nedenleri arasında; gelir ve servet dağılımındaki eşitsizlikler, şirketlerin mali yapıları arasındaki dengesizlik, bankaların mali yapılanmalarındaki bozulmalar, dış ödemeler dengesindeki açıklar, ekonomi yönetimindeki tecrübesizlik, uluslararası borçların kararsız yapısı… ABD’de 1920’li yıllarda yapılan vergi indirimleriyle artan yüksek servet yoğunlaşması, üretimin azalmasına neden olan bankacılık sistemindeki zayıflığın önemli bir sebebidir. 

ABD ekonomisinde en yüksek servet yoğunlaşmasının gerçekleştiği 1929 yılında, bankacılık sistemindeki riskli krediler önemli bir düzeye ulaşmıştır. Riskli kredilerdeki artış 1929 yılında ekonomideki var olan durgunluğu bunalıma dönüştürmüştür. Çünkü, bankacılarca verilen spekülatif kredilerin geri dönmemesi, diğer taraftan doğan güvensizlik ortamında yoğun mevduat çekişleri nedeniyle bankalar krize girmiş, ABD ekonomisinde önemli bir para stoğu açığı ortaya çıkmıştır. (Akyıldız, 2005, s.34).

1929 Bunalımı sırasında ABD’de yüksek binalardan atlayarak hayatlarına son verenlerin sayıları öylesine artar ki, polis New York ve Chicago gibi kentlerde kaldırımlarda yürüyenleri; yukarıdan insan düşebilir uyarılarıyla, yoldan geçmeye davet eder.  

Ekonomik durumdaki şaşırtıcı benzerlik, son günlerde peş peşe gelen intihar olaylarına bakılırsa, benzer bir toplumsal dramın yaşanabileceğini de göstermiyor mu?

Bahattin Yücel Kimdir?

Bahattin Yücel 1949 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. Turizm sektörünün her kademesinde 40 yılı aşkın hizmet verdi. TÜRSAB Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği Genel Sekreterliği (1978-1983), Dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı (1983-1987), 3 dönem TBMM’de İstanbul Milletvekilliği (1989-1991),  19. ve 20. Dönem (1991-1999) Bayındırlık, İmar ve Turizm, Fail-i Meçhul Cinayetleri Araştırma ve Gazi Mahallesi Olaylarını soruşturan Özel Komisyonda üye olarak yer aldı. 54. T.C Hükümetinin Turizm Bakanlığı'nı üstlendi.