• CHP’den Yıldırım’a: Havuz medyasının yalanına sarıldı
    14 Haziran 2019
    CHP Aydın Milletvekili, Meclis Anayasa Komisyonu Üyesi Bülent Tezcan, iktidara yakınlığı ile bilinen medya organlarının CHP’nin İl Seçim Kurulu itirazını farklı bir şekilde yansıtmasına tepki gösterdi.

    “Havuz medyasında başlatılan yalan ve iftira kampanyasıyla karşı karşıyayız. Adliye görüntüleri üzerinden bir senaryo yazmışlar” ifadelerini kullanan Tezcan, itirazın yapıldığı sırada YSK’nın mesai saati içerisinde olmadığını söyledi.

    Tezcan, AKP’nin YSK Temsilcisi Recep Özel’in gece yarısı dilekçe verdiğini hatırlatarak hükümete yakınlığıyla bilinen medya kuruluşlarına, “YSK gece toplandı. İl seçim kurulunun kararını kaldırdılar. O görüntüleri de bulup çıkarın. Onu da verin” diye seslendi.

    “CİDDİYE ALMADIĞIMIZ HAVUZA BİNALİ YILDIRIM DALDI”

    AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) adayı Binali Yıldırım’ın söz konusu haberlere dayanarak CHP’nin oy sayımını durdurmaya çalıştığı iddialarına sert bir dille yanıt veren Tezcan, “Ciddiye almadığımız havuza Binali Yıldırım daldı. Kendisini milletin gözünde düşürdüğü durum, bu ülkenin vatandaşı olarak bizleri üzüyor. Belki kendisi bundan hicap duymuyor durama bizler duyuyoruz. Yalana alıştı” ifadelerini kullandı.

    Sabah gazetesi söz konusu iddiaları bugünkü (14 Haziran 2019) manşetine, “Sandıktaki oyunun suç üstü belgesi” ifadeleriyle taşımıştı. Söz konusu haberde, “Çok vahim bir görüntü”, “CHP’nin çevirdiği oyunların, organize işlerin belgesi”, “CHP’nin yerel seçim kurullarıyla kurduğu gayri meşru ilişkiye dikkat” ifadeleri kullanılmıştı.

    “O GÖRÜNTÜLER İSTANBUL BAŞSAVCILIĞININ MAHREMİYETİNDEYDİ”

    Öte yandan Tezcan, görüntüleri kimin servis ettiğini sorarak, “Bu görüntülerde sorun yok. Biz köprü altında konuşmadık, adliyeye gittik. Biz dilekçemizi aldık, seçim müdürüne verdik. O görüntüler devletin mahremiyetinde. O görüntüler İstanbul Başsavcılığının mahremiyetindeki görüntüler. O görüntüleri basına servis ederken İstanbul Başsavcılığı bu işin neresindedir? Hesabını verecek. Adalet Bakanlığı bu işin neresindedir? Hesabını verecek. Bir seçim uğruna devleti ayağa düşürdüler” diye konuştu.

    Tezcan’ın açıklamaları şöyle:

    “Havuz medyasında başlatılan yalan ve iftira kampanyasıyla karşı karşıyayız. Anlaşılan o ki seçim gününe kadar milletin önüne yeni yalan kumpas haberlerle gündemi meşgul etmek üzere yeni entrikalara hazır olmamız gerekiyor. 3 günden bu yana montaja alışmış olanlar yalanlarına alıştıkları huya devam ediyor. Adliye görüntüleri üzerinden bir senaryo yazmışlar. Herkese açık olan adliye kapısında vatandaşın hakkını aramak üzere açık olan adliye kapısından girip ayan beyan hakkını kullananların resmi görüntüleri üzerinden bir senaryo yazmışlar. Şikayet hakkımızı kullanmak üzere gittiğimiz görüntüleri sanki bir çete faaliyeti gibi kamuoyuna yansıtıyorlar. İşin daha garip yanı ise görevlerini yapmak üzere adliye binasına giren hakimleri hırsızın eve girmesi gibi bir görüntüyle servis edip kamuoyuna sunuyorlar. Değerli arkadaşlar bu seçimde sandıkta sonuç alamayanların yalan ve iftira üzerinden herkesi yok sayarak töhmet altında bırakma kararlığı içerisinde olduklarını gösterir. Ancak millet gerekli cevabı sandıkta verecek.

    “2 nisan günü gasp edilen seçimlerle ilgili gasbın ilk adımları atıldığında, İstanbul seçimlerini iptal edilmek üzere AKP temsilcilerinin ilçe seçim kurumlarına yaptıkları itirazlardan sonra bazı ilçe seçim kurulu kararlarına karşı bizden kanundan kaynaklanan itiraz hakkımızı kullandık. Kullanılan bu itiraz hakkını sanki bir suç faaliyetiymiş gibi görüntüleme peşine düşmüşler ve herkesin ayan beyan bildiği bir kullanım hakkını suç gibi göstermeye başlıyorlar. Neler olduğu çok belli. Bizim süreçle ilgili hiçbir tereddüdümüz yok. Nasıl ki AKP İstanbul seçimlerine itiraz edebilme hakkına sahipse, nasıl ki AKP kendi taleplerini reddeden ilçe seçim kurulu kararlarına karşı il seçim kuruluna itiraz etme hakkına sahipse, nasılsa AKP il seçim kurulu kararlarına karşı YSK’ya itiraz etmişse bizim de itiraz hakkımız var. Kanun onlara itiraz hakkı verip bize susun demiyor. Biz de itiraz hakkımızı kullanıyoruz. O gün de öyle oldu. AKP’nin ilçe seçim kurullarına yaptıkları itiraz üzerine bizim haksız gördüğümüz ilçe seçim kurulu kararlarına karşı gün içinde beş tane itiraz var. Hani diyorlar ya gece yarısı adliyeyi açtırmışız, mesai bittikten sonra adliyeye girmişiz, mesai bittikten sonra hakimi çağırmışız, o gün saat 4’ten itibaren beş tane itiraz verdik. O son gidişimiz beşinci itirazımız. Ondan önce beş itirazımız var. Hepsi aynı mahiyette. Sayın İstanbul Milletvekilimiz Kaboğlu hocam da yine partimizin avukatı Doğuşcan Bey, önceden adliyeye gittiler, dilekçelerini verdiler. İle seçim kurulları aynı anda karar vermiyor. Bir ilçe seçim kurulu karar veriyor ona karşı itiraz dilekçesini gönderiyoruz, sonra bir tanesi daha veriyor, ona karşı da itiraz dilekçemizi götürüyoruz. Gece o saate geldiğinde bir yeni itiraz geldi, ona itiraz hazırladık ve onu götürdük.O gün beş tane itirazı yok sayıp sadece gece gidip akşam mesaiden sonra itiraz verilmiş gibi kamuoyunu aldatmak peşindeler.

    “İkincisi arkadaşlar burada ilçe seçim kurulları, il seçim kurulu ve YSK’lara itiraz mesai saatine bağlı değildir. 24 saat esasıyla çalışırlar. Nitekim bundan önceki bütün itirazlar da mesai saati kavramına bakmaksızın seçim hukukunda itirazı gece yarısında karara bağladı. Şimdi itiraz AK Partiye hak, bize gelince yasak.

    “Nitekim burada herhangi bir biçimde hakimlerle hiçbir temas olmamıştır. Dilekçeyi verirken seçim müdürüne verilir. İlçe seçim müdürü dilekçemizi aldı. Hakimlerle temasımız dahi olmadı. Bunu da yalanla değiştirip, gittiler hakimlerle görüştüler deyip kamuoyunu yanıltmaya çalışıyorlar. İçin başka bir tarafı, gece ilçe seçim kurulu bir karar verecek.YSK’ya Peki AKP YSK temsilcisi Recep Özel ne zaman itiraz etti? Mesai saatinde mi müracaat etti? Hayır, gece yarısı müracaat etti. İl seçim kurulu kararının verilmesi için. YSK gece toplandı. İl seçim kurulunun kararını kaldırdılar. O görüntüleri de bulup çıkarın. Onu da verin. Recep Özel’in dilekçe verdiği saati de kamera kaydından verin.

    “Bu dilekçede dedik ki il seçim kurulu kararı yanlıştır. Sandık başında itiraz olmadan sayımlar yapılamaz. Sayım kararı veren ilçe seçim kurullarının bu kararını kaldırın dedik. Eğer bunu kaldırma görüşmeniz uzayacaksa bazı ilçe seçim kurulu itirazımızı beklemeden sandıkları açmaya başladı, torbaları açmaya başladı, torbalar bir kere açıldıktan sonra problem yaşanır. O yüzden ya hemen karar verin ya da kararı daha sonra verecekseniz tedbiren sayımları durdurun. Bu talebin doğruluğu yanlışlığı tartışılır. Bize göre doğrudur. Bize göre il seçim kurulunun verdiği tedbir hakkı doğrudur.

    “Bunların bir başka yalanı; bu nedenle diyorlar, İstanbul seçimlerinde oyların yüzde 90’ının sayılması engellendi, bu sebeple seçimler yenileniyor diye haber yapıyorlar.

    “Bu tedbir kararı uygulanamadı. Millete yalan söylüyorlar. Bu seçimler yenilenmek zorunda diyorlar, yalan. O karar uygulanmadı. Geçersiz oyların tümü sayıldı. Bir kısım ilçede de bir kısım oylar sayıldı. Biz bu haberleri ciddiye almadık, çünkü havuz medyasının haberi. Ciddiye almadığımız havuza Binali Yıldırım daldı. Binali Yıldırım İBB adayı. Milletten destek isteyen birisi bu havuz yalanına sarıldı. Yalan ve iftiradan medet umarak koltuğa sahip olma peşinde.

    “Yıldırım sadece İBB adayı değildir. Yıldırım TBMM’de başkanlık yapmış, bakanlık yapmış biridir. Bütün bu sıfatları yapan birinin kaybedeceğini gördüğündeki tamahı nedeniyle kendisini milletin gözünde düşürdüğü durum, bu ülkenin vatandaşı olarak bizleri üzüyor. Belki kendisi bundan hicap duymuyor durama bizler duyuyoruz. Yalana alıştı. Çaldılar demek zorunda kaldım, sesimi duyuramıyordum demişti. Aslında yalan söyledi. Onu bir tür özür gibi anlayabilir miyiz diye bakıyordu millet ama bugün gördük ki yalana alışmış. Yalan ve iftiraya sarılmaya devam edecek. Bizim kampanya döneminde ekstra bir şey yapmamıza gerek yok. Binali Yıldırım kendisine yapması gerekenleri yapmaya zaten devam ediyor.

    “Bu görüntüleri kim servis etti? Bu görüntülerde sorun yok. Biz köprü altında konuşmadık, adliyeye gittik. Biz dilekçemizi aldık, seçim müdürüne verdik. O görüntüler devletin mahremiyetinde. O görüntüler İstanbul Başsavcılığının mahremiyetindeki görüntüler. O görüntüleri basına servis ederken İstanbul Başsavcılığı bu işin neresindedir? Hesabını verecek. Adalet Bakanlığı bu işin neresindedir? Hesabını verecek. Bir seçim uğruna devleti ayağa düşürdüler.”