Bölgede lider ülke olmak ve Doğa Koleji

AKP’nin liderlik serüveni, Türkiye’yi önce Suriye ardından Doğu Akdeniz’de köşeye sıkıştırdı.

Bir zamanlar Şam’da namaz kılma arzusuyla simgelenen Ortadoğu fatihliği düşü, Fırat’ın doğusunda ABD-Rusya uzlaşması ile bir karabasana dönüşmek üzere. Uluslararası platformlardaki oylamalar Bölgedeki İslam ülkelerinin de AKP’yi desteklemediklerini gösteriyor.

İçerideki durum dışarıdan daha iyi değil. Bozulan ekonomik göstergeler, gelir dağılımındaki adaletsizlik, peş peşe gelen toplu intiharları körüklüyor.

İktidar bu ortamda olası kitlesel tepkiyi önlemek amacıyla, kamuoyunun ilgisini bir kez daha dindar-laik eksenli bir ayrışmayla yönetmeye hazırlandığı izlenimi uyandırıyor.

Bu anlamda yeniden dini günlük hayatın merkezi yapma iddiası, adım adım hayata geçiriliyor.

Yerel seçimlerden önce Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sektöre danışmadan yürürlüğe soktuğu bir yönetmelik değişikliği ile; konaklama tesisleri dışındaki lokanta ve eğlence yerlerine verilen, kalite sertifikası niteliğindeki “Turizm İşletmesi Belgesi” uygulamasından  vaz geçiliyor.

Kısa süre önce milli havayolunun
örtülü içki yasağı başlatması, bu alandaki niyeti göstermeye yetiyor.

THY nın kısa mesafeli uçuşlarda içki ikramını kaldırması, tasarrufun ötesinde değerlendirilmesi gereken bir tutumdur.

Dindarlığı öne çıkaran yaklaşım; AKP’nin büyük kentlerde yaşayan seçmenlerinde yaygınlaşan, gösterişli yaşam tarzlarının eleştirilmesini engellemekle kalmıyor.  Dinin koruyucu kalkan gibi kullanılarak, yaşam tarzlarına bir tür dokunulmazlık kazandırmalarına yardımcı oluyor.

Bu kesimin krize ilişkin yorumlarının İslamla ilgisi çok sınırlı. Din adına savundukları ise aslında varoş ideolojisi haline getirdikleri lümpenlikten başka bir şey değil.

Ama hayat durmuyor.

Özellikle kentlerde yaşayan beyaz yakalılarda gelecek korkuları giderek yükseliyor.

Örneğin eğitimde daha büyük sarsıntıların öncüsü olacağı izlenimi veren, Doğa Koleji’nde yaşanan olumsuz gelişme, iktidarın gerçek hayata ilişkin ciddi hiç bir önlem almadığını gösteriyor.

El koyarak, geçici süreyle kamulaştırıp, kadrodaki öğretmenlerle eğitimi sürdürmek, bu kuruluşun aynı ildeki okulları birleştirmek yerine, velilerin önceden bin bir güçlükle ödedikleri okul ücretlerinin geri alınması için dava yolunu önermek, kıskanılan bir ülkeye hiç yakışıyor mu?

Bahattin Yücel Kimdir?

Bahattin Yücel 1949 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. Turizm sektörünün her kademesinde 40 yılı aşkın hizmet verdi. TÜRSAB Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği Genel Sekreterliği (1978-1983), Dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı (1983-1987), 3 dönem TBMM’de İstanbul Milletvekilliği (1989-1991),  19. ve 20. Dönem (1991-1999) Bayındırlık, İmar ve Turizm, Fail-i Meçhul Cinayetleri Araştırma ve Gazi Mahallesi Olaylarını soruşturan Özel Komisyonda üye olarak yer aldı. 54. T.C Hükümetinin Turizm Bakanlığı'nı üstlendi.