• Bir Hayat Bir Zanaat | 57 yıllık ayakkabı ustası Ali Osman Bal
    29 Eylül 2019

    Röportaj: Hüseyin KARADENİZ

    Ayakkabı ustası Ali Osman Bal, Trabzon Maçka’dan İstanbul’a göçerek 1962 yılında başlamış mesleğe. Yine ayakkabı ustası olan amcası Mahmut Bal’ın İstinye’deki ayakkabı atölyesinde başladığı mesleğini 57 yıldır sürdürüyor.

    İstanbul’un ayakkabı üretim merkezlerinden biri olan Beyazıt’ta ayakkabı atölyelerinde ve Beykoz Kundura Fabrikası’nda çalıştıktan sonra 1976’da İstanbul Yeniköy’de kendi ayakkabı atölyesini açmış ve günümüzde de aynı atölyede üretim yapmaya devam ediyor.

    “Fabrikasyon Üretim El Yapımının Yerini Tutmaz”

    Geleneksel zanaatkarlığı sürdürmenin giderek daha da zor hale gelmesine rağmen el emeği ile ayakkabı üretimini sürdüren Ali Osman Bal, fabrikasyon ayakkabı üretiminin hiçbir zaman el yapımı ayakkabının yerini tutamayacağını belirterek, kendi üretimlerinin kalitesi sayesinde bugüne kadar zanaatkarlığa devam edebildiklerini vurguluyor.

    El yapımı ayakkabı ile fabrikasyon ayakkabı üretimi arasında sağlık açısından çok büyük farklar olduğunu söyleyen Ali Osman usta, fabrikasyon ayakkabı üretiminde kullanılan malzemenin sağlık açısından tehlikeli olabileceği konusunda uyarıyor. El yapımı ayakkabı üretiminde kullanılan malzemelerin önemli bir kısmını doğal malzeme olmasının, insan sağlığı açısından önemli olduğuna dikkat çekiyor.

    Ayrıca, kullanım süresi ve dayanıklılık açısından da el yapımı ayakkabıların fabrikasyon üretimine göre 3–4 kat daha iyi kalitede olduğunu söyleyen 57 yıllık ayakkabı ustası Ali Osman Bal, müşterilerinin tercihlerinde bu kalitenin de etkili olduğunu ifade ediyor.

    Siyasetçilerden Sanatçılara, Fransa’den Almanya’ya…

    Müşterileri arasında siyasetçilerin, milletvekillerinin, sanatçıların, iş adamlarının ve gazetecilerin olduğunu belirten Ali Osman usta, 35–40 yıllık müşterilerini gururla anıyor. Dünyanın faklı ülkelerinde yaşayan müşterilerinin olduğunu belirten usta; ürettikleri el yapımı ayakkabıları Fransa, Belçika, Almanya, İspanya gibi ülkelere sıklıkla gönderdiklerini dile getiriyor.

    Üretimlerinin kalitesini korumak için sınırlı sayıda ayakkabı ürettiklerini söyleyen Ali Osman usta, haftada en fazla 30 çift ayakkabı ürettiklerini, daha fazla talep olduğunda bile kaliteyi korumak için üretimi sınırlı tuttuklarını belirtiyor.

    30 Yıllık Usta-Kalfa Dostluğu

    Ali Osman ustanın atölyesinde birlikte üretim yaptıkları kalfası Selçuk usta ise 30 yıllık tanışıklıklarını ve uzun yıllara dayanan iş arkadaşlıklarını anlatarak katılıyor sohbetimize.

    Öyle bir atölye düşünün ki ustanın birlikte üretim yaptığı kalfa bile yaklaşık 40 yıldır bu mesleğin içinde. İlkokulu bitirdikten sonra mesleğe başlayan Selçuk kalfa şimdi Ali Osman usta ile birlikte severek ayakkabı ürettiğini belirtiyor. Ve ekliyor: bu meslek ancak severek, isteyerek ve sabırla sürdürülebilir…

    57 yıllık ustadan tavsiyeler…

    Ali Osman usta, 57 yıllık deneyiminden yola çıkarak ayakkabı tüketicilerine tavsiyelerde bulunuyor ve şöyle diyor: “Ayak, insan vücudunun sağlık açısından en önemli kısmıdır. Bütün hastalıklar ayaktan başlar. Onun için her zaman sağlıklı ayakkabı giymelerini tavsiye ederim.”

    Tüketicinin de üründen anlaması gerektiğini söyleyen Ali Osman usta, “Bazı noktaları bilmek gerekiyor. Özellikle kullanacakları ayakkabının derisine çok dikkat etmeleri lazım. Vinleks diye tabir ettiğimiz suni deri kulanımının sağlık açısından zararlı olduğunu bilmeleri gerekiyor. Elbette tüketiciler her zaman ayakkabının yapımında kulanılan deriyi bilemeyebilir. Ayakkabılarını iyi bildikleri ve kaliteli dükkanlardan alsınlar ki ileride sağlık sorunu yaşamasınlar” diye devam ediyor tavsiyelerine.

    Kaliteli ayakkabının fiyatının daha yüksek olacağına da değinen Ali Osman usta, bir atasözü ile uyarısını özetliyor: “Ucuz mal alacak kadar zengin değilim.”

    Meslekleri Yok Olmak Üzere

    Zanaatkarların mesleklerinin yok olmasını da konuşuyoruz Ali Osman usta ile ve üzücü bir haber veriyor bize, el yapımı ayakkabı üretiminin geleceğinden bahşediyor ve “3–5 sene sonra bu meslek yok olabilir” diyor.

    Selçuk kalfa söze devam ediyor ve zanaatı devam ettirecek yeni insanların yetişmediğine dikkat çekiyor. “Bu işi yapmak için sevmek, sabretmek gerekiyor ama maalesef böyle insanlar yetişmiyor” diyor.

    El Yapımı Üretimi Kurtarmak Mümkün

    Bir ülkedeki zanaatkarların eksilmesindeki nedenin sistem sorunu olduğunu belirten Ali Osman usta, çocukların küçük yaştan itibaren zanaatkarlığa yönlendirilmeleri gerektiğini söylüyor. Burada sorumluluğun sistemde olduğunu söyleyen usta, 71 yaşında üretime severek devam ettiğini fakat bireysel çabalarla bu mesleklerin kurtarılamayacağı ifade ediyor.

    Ancak genele yayılan bir devlet desteği ile zanaatkarlığın kurtarılabileceğini vurgulayan Ali Osman usta, “her şey fabrikasyon değildir, biz bugüne kadar bu mesleği getirdik ama artık devlet de işin bir ucundan tutmalıdır” diyor.

    Her semtte bir el yapımı üretim atölyesinin açılmasının gerektiğini ve bunun genel bir uygulama ile mümkün olabileceğini söyleyerek sözlerini noktalıyor.

    *Bu içeriğin bir kısmı PTT Hayat dergisinde yayınlanmıştır.

    **Fotoğraflar: Volkan Yalçın