Ben size ne diyeyim

Mesleğime teşekkür ederek başlamak isterim çünkü ondan dolayı bir sürü farklı sektör ve deneyim paylaşma şansım oldu. Onların deneyimini bilgisini ve görgüsünü tartışabilmek bence bu günlerim için en büyük lütuftu.

İşte günlerden böyle bir gün bir inşaat duayeni tüm servetini bu işten yapmış bir baba ama o bildiklerinizden değil, hemen aklınıza gelenler hiç değil, gerçek bir sermayedar.

Kendisi okuyamamış onun deyimiyle, bence pek bir okumuştu. Ama tüm çocuklarını alabilecekleri en iyi eğitimi aldırmış biri. Mutlaka ve o yüzdendir ki hala sektörü domine edebiliyor kurduğu şirket.

Bana bir gün dedi ki; bak oğlum biz hayatı iki şeyle ölçerdik biri demirin fiyatı diğeri unun. Demir bize maliyet hakkında yönlendirme verirdi un ise alım gücü. Yani kaça yapacağız kaça satacağız denklemini böyle kurardık.

Bu denge hiç bozulmaz unutma dedi, ben de “inşallah bunu çocuklarınıza da söylemişsinizdir bana çok önemli bir sır olmayan sır verdiniz” dediğimde bana, “sen bunu teorik olarak zaten biliyordun ben sana pratiği verdim benimkiler zaten bunun içine doğdu öğrenmediyse piç kuruları onların sorunu” deyip bir kahkaha atmıştı nur içinde yatsın.

O gün bu gündür hesap kitap yaparken onun hesabıyla sağlama yaparım. Hadi bir sağlamada beraber yapalım. Hani, hatırlarsınız paranın sıfırlarını atmıştık 2005 Ocak 1 de, dolar 1.340.000 TL idi ve bir anda 1 lira 30 kuruş oldu.

2001 yılında Türkiye’ye gelen ilk doğalgazdan sonra en önemli gelişmeydi hayatımızda.

Doğalgaz ucuz ve temiz enerjiydi, zira hava kirliliği had safhadaydı, kömür odun pahalıydı Rusya’dan ucuz kömür ithal ediyorduk, o yıl 1 milyon 312 bin 890 çocuk doğmuştu, o aralar Türk Ticaret Bankası (06.11.1997), Bank Ekspres (12.12.1998), İnterbank (07.01.1999), Egebank (22.12.1999), Yurtbank (22.12.1999), Sümerbank (22.12.1999), Esbank (22.12.1999), Yaşarbank (22.12.1999), Kıbrıs Kredi Bankası (27.09.2000), Bank Kapital (27.10.2000), Etibank (27.10.2000), Demirbank (06.12.2000), Ulusal Bank (28.02.2001), İktisat Bankası (15.03.2001), Sitebank (10.07.2001), Milli Aydın Bankası (10.07.2001), Kentbank (10.07.2001), Bayındırbank (10.07.2001), EGS Bank (10.07.2001), Toprakbank (30.11.2001), Pamukbank (18.06.2002), İmar Bankası (16.12.2003) gibi bankalara el konmuştu.

Bu bankaları kamuya toplam zararı eski parayla 100 milyarı yeni parayla 100.000 Türk Lirasını aşmıştı. O zamanlar kişi başına düşen milli gelir 8.000 USD idi.

Doğalgaz geldi ucuzdu, kullanımı kolaydı bacasız evler yapıyorduk artık, geldiği yıl doğalgazın fiyatı neydi biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?

Ne zaman bacalı ev kalmadı doğalgaza bir haller oldu, baraj yapmak yerine doğalgazdan elektrik üretir olmuştuk çünkü ucuzdu dedim ya. Hatta mesleğim sağ olsun demiştim ya bir iş adamıyla tanışmıştım gene onun sayesinde ne iş yapıyordu biliyor musunuz? Türkiye’ye döşediği borulardan (!) geçen doğal gazın getirisini izliyordu bir ekranın başında.

Yanlış duymadınız gerçekten böyle insanlar var. Karşısında bir ekran var animasyonda yaptırmış bir borudan saniyede geçen doğalgaz miktarını seyrediyor yan tarafındaki sayaçtan da kasasına giren doları.

Sonsuz bir dolar sayacı yaptırmış adam odasına ve onu seyrediyor işi bu. Neyse, biz alım garantileri olan alınmasa da parsı ödenen doğalgaza, geçilmeyen köprülere, yatılmayan hastanelere, kısaca yapmadığımız her şeye para ödeyerek nereye varmaya çalışıyoruz bir fikri olan var mı? 

Bir sürü hesap yaptık bak şimdi abinin söylediğini unutup. Demir kaç lira un kaç lira ona bak oğlum demişti. Ben inşaatçı değilim tüketiciyim una bakarım.

Şimdi TL’den sıfır attığımız güne dönelim. Dolar 1,30TL idi. Bazıları televizyonda şunu söyleyecekti sonralarda; eskiden umumi tuvalette 1milyon liraya işiyordunuz şimdi 1 liraya işinizi görüyorsunuz. Bugünkü parayla 200 gr. Ekmek 32,5 kuruştu şimdi 250 gr. ekmek 1Lira50 kuruş yani yaklaşık 4,6 katı pahalı.

Hadi bir hesaba vuralım kendimizi. Ekmek doların 1 lira 30 kuruş olduğu günlerde 32,5 kuruş, bugün dolar 5,80 TL ekmek 1 lira 50 kuruş bakın ikisi de yaklaşık 4,6 kat değişmiş. Bence Züğürt Ağa filminin önermesine bir bakmak lazım maraba iktidarı kavramını anlamak için. 14 yılda bu %460 enflasyon demektir.

Bu hesapla bakıldığında tüketicinin alım gücü istatistiki olarak %460 düşmüş görünüyor. Ama birde üreticinin kâr marjındaki daralma söz konusu, üretici öyle bir cendere altındaki tüketicinin alım gücü daralırken üreticinin üzerindeki üretim dışı maliyetlerin baskısı ve bunun maliyetlere direk yansıtılamaması, yansıtılırsa ürün fiyatlarında ortaya çıkan saçma maliyetler ve satılamayacak kadar pahalı ürün ortaya çıkması kar marjlarını düşürdü adeta baskıladı.

Öyle baskıladı ki şu anki sistemle esnaf üreticiler en az bir şeyi ödememek zorundalar. Ya maaş ve kira gibi giderleri ödemeyecekler ya piyasa borcunu ödemeyecekler ya özel hayatlarını finanse etmeyecekler ya da en nihayetinde vergi ödeyemeyecekler.

Çünkü bugün gelinen durumda devlet tüm kârı vergi olarak talep eder duruma gelmiştir.

Modern ekonomilerde şirketler vergi ödemek için kurulurken ülkemizde vergi kaçırmak için kuruluyor.

Oysa ülkemizin hala belkemiği esnaf ve zanaatkarlardır ne yazık ki öyledir. Bir türlü kentlileşemeyen ve entelektüel sermayesini oluşturamayan ülkemiz hiçbir ekonomik duruma karşı dirençli hale gelememiştir.

Peki günümüzün dünümüzden farkı nedir? En büyük fark gerçeklerin piyasadan gizlenmeye çalışılması sadece bir iktidarı devam ettirmek uğruna reel rakamların açıklanmayarak sistemin bu realiteyi satın almasının önüne bariyer çekilmesidir.

Sistemle barışık bir dürüst süreç işletilse piyasa bunu satın alır ve önlem alır. Siz her noktaya tepeden inme hayali rakamlarla müdahale ederseniz evdeki hesapla çarşıdaki hesap karışır ve ekonomi strese girer.

Her sektörün sert, tunç yasaları vardır ve artık içe kapalı toplum modeli kalmadığından uluslararası hatta uzay madenciliğiyle birlikte fezayı dahi içine alan bir ekonomik süreç işliyor.

Kendimi Matrix filminde gibi hissediyorum artık, her elime aldığım yaşamsal cihaz beni birler ve sıfırlar olarak Arizona Çölü’nün ortasındaki bir merkeze kaydediyor. Dünya neyle biz neyle uğraşıyoruz diye düşünmektense çoktan vaz geçtim. Bir sürü şeyden anlamaz belki bu insanlar, esnafın getirdiği iktidarı gene esnaf yıkacak gibi duruyor.

Nenelerimiz fakirdi biz hep fakir bir millet olduk, o yüzdendir ki evdeki çocukları doyurmak için bayat ekmek biriktirip 1 kilo kıymayı 2 kilo yapma aklını kullanmış nenelerimiz bugün kıymayı dahi alamayan torunlarına ağlıyor.

Bir cahilin eline bakkal verseniz bu kadar süre adam market yapardı o bakkalı ama ülke dediğin şey başka, bakkalı emanet etmeyeceğimiz adamlara ülke yönettirmemeyi öğrenmemiz dileğiyle.