Barış Pınarı mı, Fetih Pınarı mı?

Ülkede estirilen savaş rüzgarları, muhalefeti gerçek gündemden uzaklaştırmamalı. 

Ekonomideki kriz, peşkeş çekilen doğal kaynaklarımız, kurtarılan yandaş şirketler ve kısıtlanan özgürlükleri bıkıp usanmadan kamuoyuna anlatmak, öncelikle ana muhalefetin temel görevi olmalı.

Süreç içinde “Millet İttifakı Partilerinin” kamuoyunda estirilen yapay rüzgarların etkisiyle kayıtsız şartsız verdikleri desteğin, daha operasyonun 24. saati dolmadan nasıl kendilerine karşı kullanılacağını sezen CHP Sözcüsünün savunmaya geçmesi, verilen bu kararın sorgulanmasını gündeme getireceğe benziyor.

Barış Pınarı” Operasyonunun özellikle seçmen desteği hızla azalan AKP tarafından, iç politikada alabildiğine kullanılacağı ortada.

Sayın Cumhurbaşkanı bugün partisinin il başkanlarına yaptığı konuşmada; bu anlamda geniş bir manevraya hazırlandıkları izlenimi verdi.

Cumhuriyet tarihinin 1950 önceki dönemini başarısız, ülkenin birliğini bozan ve halka zulm edilmiş yıllar olarak tanımlaması, önümüzdeki günlerdeki tutumuna ilişkin ipuçları verdi. 

Ülkenin siyasal tarihini adeta 1950 yılında başlatıp, Özal ile süren ve zirveye kendi yönetiminde  AKP iktidarı sayesinde geldiğini vurgulayan çizgide değerlendirdi. 2010 yılı öncesi anayasal düzeni de suçlamayı ihmal etmedi.

AKP Genel Başkanı’nın geri adım atmayacağı çok açık

Bu çıkışın MHP dışındaki IYI Parti seçmenini ve son günlerde CHP İşbirliğine karşı çıkan bazı milletvekillerini hedef aldığı ortada. HDP ile aynı çizgiye iterek yalnızlaştırma çabaları,CHP’nin tezkere oylamasında evet oyu vermesiyle ertelenmiş olabilir. Ancak AKP Genel Başkanı’nın bu taktikten geri adım atmayacağı çok açık.

Cumhurbaşkanı AKP İl Başkanlarına seslenirken, operasyonu eleştiren ve durdurulmasını isteyen AB’yi tehdit etti. Ama “çizdiğim sınırların ötesine çıkarsa, önceden yaptığım gibi mahvederim” diye açık tehditler savuran ABD Yönetimi ve Trump’a tek laf etmedi. 

Ne kadar ilginç değil mi?

Barış ve güvenlik sağlamak amacıyla yapıldığı açıklanan bir askeri operasyonu, fatih edasıyla fetih suresi okunarak, kamuoyuna sunmanın amacı ne olabilir?

Dışarıda savaş ortamı ve fetihten dem vurarak, içeride gerginliği arttırmak belki kısa bir süre için seçmene her gün yaşadığı güçlükleri unutturabilir ama gerçeği değiştirmeye yetmez.

Üstelik her şey planlandığı gibi gitmeyebilir. Bu harekatın verebileceği en büyük zarar, bazı çevrelerde Türkiye’nin bölgede IŞİD’in koruyuculuğunu üstlendiği izlenimi uyandırmasıdır.

Bu durum; ABD Yönetimini rahatlatır mı bilinmez. Ama Türkiye imajına vereceği zararın maliyetini hesaplamak çok zor.

Gerçekte bu operasyon Barış Pınarı mı, yoksa Fetih Pınarı mı?