Bahattin Yücel yazdı: Şanlıurfa’da bir toplantı ve sonrası

Haber ilk anda fazla ilgi çekmedi; “Suriye Geçici Hükümeti Başbakanı Abdurrahman Mustafa, Genelkurmay Başkanı Org. Selim İdris ve ÖSO komutanları ile Şanlıurfa’da basın toplantısı düzenledi”. 

Kısa süre önce Öcalan’dan destek mektubu alan, aranan kardeşini TRT ’de konuk edenleri görmezden gelen Bahçeli’nin; Ziya Paşanın turfa müneccimi gibi davrandı. Hasta yatağından PKK ile işbirliği yaptığı iddiasıyla CHP’yi suçlaması ilginç bir gelişmeydi. Bahçelinin alışılmadık biçimde CHP Lideri hakkında komisyon kurulmasını isteyerek, dokunulmazlığını kaldırtmakla tehdit etmesi, iç siyasette kartların yeniden dağıtılmasıyla sonuçlanacak bir sürecin başladığını gösteriyor.

CHP’ye yüklenmek AKP’nin oyununa düşmek değil mi?

Bu gelişme yetmemiş olacak ki, gündeme İYİ Parti’nin CHP’yi HDP karşıtı tavır almaya zorladığı izlenimi veren çıkışları yerleşiyor. 

Önce BBP kökenli bir milletvekilinin başlattığı, ardından üst yönetime çok yakın, -yine BBP çizgisinden gelen- İstanbul İl Başkanı’nın HDP’yi hedef alan söylemleri geliyor.

İYİ Parti yönetiminin PKK’nın tutuklu lideri ile üst düzeyde yakın temas sürdüren, onun kardeşiyle devlet kanalında söyleşenleri eleştirmek yerine, CHP’ye yüklenmesi en iyimser yaklaşımla AKP’nin oyununa düşmek değil mi? 

1993 girişimi  yürürlüğe konmak isteniyor

Sertlik yanlılarının bu kez 1993 yılında Kürt Sorununu askeri yollardan çözme girişimlerinin, günümüz koşullarındaki siyasal versiyonunu yürürlüğe koymak istedikleri anlaşılıyor. 

Bir yandan meydan okurcasına S-400 alımı ile başlatılan, ABD karşıtı bir dizi hamle, öte yanda bu hamlenin doğal gelişimi sayılacak; Şam yönetimiyle anlaşmak yerine, rejime alternatif bir hükümetin kurulmasına gönüllü ve açık destek vermek. 

Doğrusu bu gelişme meydan okumanın sürdüğünü göstermiyor. El altından ABD’nin  Ortadoğu politikalarına tam destek veren ama bu gerçeği kendi kamuoyundan ustaca saklayan bir taktiğin yürürlükte olduğunu gösteriyor. 

Son tahlilde Suriye’deki meşru hükumeti zor duruma düşürmek, ABD ve YPG‘nin yararına değil midir?

Bölgede ABD-İsrail ekseninde bir Kürt Devleti oluşumuna karşı, Suriye-Rusya ittifakı ile işbirliği yerine, ÖSO ‘nun Fırat ‘ın doğu tarafına yerleştirilmesine uygun ortam yaratacak tavır alınıyor. Bu tavır, ileride Türkiye destekli bu örgütün yerel muhalif kimliğiyle  pazarlık masasına oturtulmasını amaçladığı, en azından bu yolun deneneceğini gösteriyor.

Bir anlamda 1916 yılında hazırlanan Sykes-Picot planının 2019 versiyonu sayılabilecek bu durumun, iç politika amaçlı kullanılmaya kalkışılması bize çok ağır bedeller ödetebilir. 

Suriye’nin Kuzeyinde, bizim Güneydoğu sınırlarımızda kalan bu bölgede, Musul ve Kerkük Petrolleri ile bu ülkenin işgal altındaki topraklarından çıkacak petrol ve doğalgazın ABD’nin denetimindeki bir devletçiğe bırakılmasının doğuracağı sonuçları düşünmek bile ürperti verici.

Kaldı ki ÖSO adı altında toplanan silahlı İhvancı grupların Türkiye’nin gündeme getirdiği gibi oluşturulacak bir güvenlik bölgesinde, Kürt yapılanmasına karşı koyacak güçte oldukları da kuşkulu.

Siyasi beceriden çok siyaset üretememek

Bir yandan ABD ile dirsek temasını kesmeden, içeriye farklı mesajlar vermek, öte yanda CHP+IYI Parti işbirliğini çökertmek amacını taşıyor. Bu amaçla HDP karşıtlığını gündeme getirmek, siyasal beceriden çok siyaset üretmemek anlamına gelmez mi?

Siyasetteki bu gelişmelerin hızlanmasının ardında, çözümsüzlüğe giden ekonomik politikalardan rahatsızlıklarını dile getiren seçmenlerin tercihlerinin değişmesi olabilir mi? Bir de ayrıca sağlık nedenleriyle Bahçeli sonrası MHP’deki olası çözülme korkusundan kaynaklı olabilir mi?