Bahattin Yücel yazdı: Ilıcak ve Altanlar

Türkiyede siyaset;  90’larda dünyada başlayan değişimin nedenlerini anlayamadı. Sovyetlerin çözülmesiyle başlayan bu sürecin, bölgeyi ve Türkiye’yi nasıl etkileyeceğini göremedi.

Kalıplaşmış, kişilerin ardına saklanılarak ortaya atılan tezlerle, inanç ve milliyetçilik pencerelerinden yapılan siyasal gözlemler, Ortadoğu’da petrol ve su kaynakları ve yolları üzerinde, geçmişi yüzyıl öncesine uzanan tasarımları farketmeye yetmedi. 

Toplum ABD’nin bölgeye gerçekleştirdiği ilk askeri müdahalenin boyutlarına ilişkin bilgilendirilmedi.

AKP; BOP kapsamında Batılı devletlerce güçlü biçimde desteklenirken, zihninin arka planındaki Sünni İslamcı devlet yapılanmasına yönelik emin adımlarla ilerleyerek, iktidarını pekiştirdi. Bu süreçte BOP’un başarılı olması için kurgulandığı iyice açığa çıkan, TSK kadrolarının tasfiyesi başarıyla tamamlandı.

2007 yılından sonra ortaya atılan tezlere bakıldığında, Abdülhamit yüceltilirken, Cumhuriyetin kurucu felsefesini yıkmaya dönük Anti-Kemalist kampanyalar yürütüldü. Bu bağlamda; Mustafa Kemal Atatürk ile Abdülhamit tartışması başlatılmak istendi. 

İçlerinde ABD’de eğitilerek gönderildikleri artık ortaya çıkanların da yer aldıkları bir kadro, Taraf Gazetesi’nde bir araya geldi. Örgütlenen “Cumhuriyet Mitinglerine” katılan kitlenin siyasal çizgileri belli ki bazı çevreleri hayli ürkütmüştü.

Ergenkon ve Balyoz adı verilen operasyonlarla; ABD’li CIA yetkilisi Graham Fuller’in “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” adını verdiği kitabındaki senaryonun uygulanmasına geçildi.

Önceki akşam tahliye edildikleri için artık yazılmasında hiç bir engel kalmadı.

Bu senaryonun operasyona dönüşmesi sırasında, salt ABD desteklediği için sosyo-kültürel hiç bir ortak yanları olmayan FETÖ’cülerle birlikte, masum, darbecilikle ilgisiz-hatta bazıları çok karşı- yüzlerce subayın tutuklanmasına, bazılarının intiharlarına neden oldular.

İçlerinden Nazlı Ilıcak 12 Mart döneminde –yaklaşık 50 yıl önce- askeri savcılar ve dönemin Sıkıyönetim Komutanı işkenceci Türün ile birlikte, dava dosyalarında yer alan tutukluların avukatlarına bile gösterilmeyen işkence altında alınmış ifade ve tutanakları yayınlayarak, onların mahkum edilmeleri ve içeride tutulmalarını sağlamıştı. 

Yeterince tecrübe kazanmış olmalı ki aradan geçen onlarca yıl sonra bu kez; sonradan yurtdışına kaçacak FETÖ’cü savcılarla kartopu oynayarak, 12 Mart 1971 günü başlatılan, TSK’yı tasfiye sürecinin ikinci aşamasında canla başla görev aldı.

Ahmet Altan ise aynı dönemde 31 Mart gerici ayaklanmasının, Abdülhamid’e karşı darbe yapmak isteyen İttihatçıların provokasyonu olduğunu vurgulayan bir roman yazıyor, yönettiği Taraf Gazetesi’nde TSK’yı yok etmek isteyenlerin değirmenlerine su taşıyordu.

İngiltere tarafından uzun yıllar önce tezgahlandığı anlaşılan, Sünni eğilimli Siyasal İslam Projesinin ilk operasyonu olan, 31 Mart’ı yıllar sonra yeniden gündeme taşıması o günlerde dikkatleri çekmemişti.

Ancak demokrasi ve darbe karşıtlığı üzerinden yürüttükleri bu kampanyanın, Cumhuriyet Mitinglerinden korkanları rahatlatmak ve Anglo-Sakson İslamcılarının 31 Mart’ta kaybettiklerini geri kazanmayı, kısaca; TSK’yı buna göre yapılandırmayı amaçladıkları çok açık değil mi? 

Önceki gün serbest kalanlar dahil, hiç kimsenin siyasal nedenlerle bir gün dahi hapishanelerde kalmasını asla arzu etmeyiz.  

Ama..

Bu soruşturmalar sırasında hayatlarını kaybedenleri ve onların yakınlarının duygularını da görmezden gelemeyiz.

Bahattin Yücel Kimdir?

Bahattin Yücel 1949 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. Turizm sektörünün her kademesinde 40 yılı aşkın hizmet verdi. TÜRSAB Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği Genel Sekreterliği (1978-1983), Dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı (1983-1987), 3 dönem TBMM’de İstanbul Milletvekilliği (1989-1991),  19. ve 20. Dönem (1991-1999) Bayındırlık, İmar ve Turizm, Fail-i Meçhul Cinayetleri Araştırma ve Gazi Mahallesi Olaylarını soruşturan Özel Komisyonda üye olarak yer aldı. 54. T.C Hükümetinin Turizm Bakanlığı'nı üstlendi.