Bahattin Yücel yazdı: AKP’nin etkisiz kriz yönetimi ve İmamoğlu’na öneriler

AKP  20 yıla yaklaşan iktidar sürecinde rejim başta, her alana el atmaktan çekinmedi.  Kadrolaşma, silahlı kuvvetlerin son dönemin moda deyimiyle DNA’sını değiştirmek dahil, istediği sonuçları almasını bildi. Üstelik her girişiminin ardından daha güçlendi. 

Bir tek konuda etkili olamadılar: Kriz ya da afet yönetimi.

Hatırlayalım, iktidarlarının ilk yıllarında “hızlı tren” sevdasına tutuldular. Ani bir kararla demiryolu taşımacılığının kurallarını asgari ölçülerde dahi dikkate almadan, İstanbul-Ankara arasında eski hatlarda çalışan yolcu trenlerini hızlandırdılar.  

Kamuoyunu etkilemek amacıyla bu seferlere önce hızlı, ardından hızlandırılmış tren adını verdiler.

TCDD’yi iyileştirme çalışmaları öncesinde, danışmanlık alacakları Alman Demiryolu İşletmesi’nin (Die Bahn) önceden yaptırdığı bir inceleme sırasında görevlendirdiği mühendisin, tren Eskişehir’e geldiğinde inerek yolculuğa devam etmemesi, “hatları sağlamlaştırıp, makinistleri eğitmeden bu seferlere devam edilmesi, ölümlü kazalara neden olacaktır” şeklindeki uyarılarını dikkate bile almadılar.

Uyarının üzerinden uzun zaman geçmeden, iki hafta sonra (22 Temmuz 2004)  Pamukova’da 41 yurttaşımızın ölümüne neden olan kaza yaşandı. Öylesine tecrübesizdiler ki, dönemin Sağlık Bakanı trendeki yolcu sayısı kadar kayıp olduğunu açıkladı.

Örnekleri çoğaltmak mümkün. 

Yaklaşan büyük depremin 26 Eylül 2019 günü kendisini iyice hissettirdiği İstanbul’da, 5,8 büyüklüğündeki sarsıntının ardından yaşadıklarımız, AKP’nin kriz yönetiminde başarısızlığının sürdüğünü gösterdi.

Afet halinde çevrede yaşayanların yıkıntılardan kurtulduktan sonra bir araya gelecekleri toplanma alanlarının, imar planlarında yapılan değişikliklerle AVM, lüks konut ve ticari alanlara dönüştürüldükleri ortaya çıktı.

En yetkili ağızlardan binlerce hatta on binlerce olduğu açıklanan afet toplanma alanlarından, içlerinde işlevsel olanların sayılarının yüze bile ulaşamadığı ortaya çıktı.

AKP başarısız olduğu kriz yönetimi yerine, çok başarılı olduğu polemik ve algı yönetimiyle kamuoyunu ikna etme çabasında.

Örneğin İstanbul’da depreme karşı alınacak önlemlerin görüşüleceği toplantıya İBB Başkanı davet edilmeyerek, İmamoğlu’nun seçim başarısıyla geldiği bu koltuk önemsizleştirilmek isteniyor. Tartışma depremden korunmak için alınması gereken acil önlemlerden, idari hiyerarşiye kaydırılıyor.

İmamoğlu Yönetimi bu tuzağı farkederek, seçimlerden önce 25 yıllık AKP iktidarı süresinde özellikle 1999 depreminin ardından yapılanları ve depreme dayanıklılık konusunda nasıl bir İstanbul teslim aldıklarını seçmenleriyle paylaşmalıdır.

26 Eylül günü sarsıntılar sırasında, haberleşme, bilgilendirme, doğal gaz ve elektrik sistemlerinde yangınları önleyici devre kesme sistemlerinin çalışmadığı ya da çalışamadığı ortada. Kent yönetimi ile merkezi yönetim arasındaki hiyerarşi mücadelesinin insanların hayatlarını kurtaramayacağı çok açık.

İlk yapılması gereken, İBB’nin koordinasyonunda arama, kurtarma, bilgilendirme ve tıbbi desteklerin yanısıra, toplanma alanlarının alt yapılarının durumlarını ortaya çıkaracak bir deprem tatbikatıdır.

Deprem Tatbikatı, İmamoğlu Yönetiminin nasıl bir İstanbul devraldığını gösterecek çok önemli bir kanıt olacaktır.

Her gece insanları televizyonlarının başına çekmek amacıyla rating savaşlarına giren dizilerin senaryolarına, paniğe yol açmayacak ölçülerde eğitici bölümler eklenmesinin yararlarını söylemeye gerek var mı?