• Av. Baran Kaya: Şirket borçları silinebiliyorsa KYK borçları da silinebilir
    23 Eylül 2019

    Türkiye’de üniversite okuyan milyonlarca insan, Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından verilen öğrenim kredisinden faydalanıyor. Üniversiteyi bitiren öğrencilerin büyük bir bölümü ilk 2 yılda iş bulamazken, KYK ödemeleri mezuniyetten sonraki 2 yılda başlıyor. Avukat Baran Kaya ile KYK kredisi alan gençlerin hukuki durumunu ve olası senaryoları konuştuk.

    KYK borcu olan yüz binlerce mezun var. Bu insanların büyük bir bölümü borcunu ödeyemiyor veya ödemiyor. Bunun yaptırımı nedir? KYK’dan ötürü haciz gelir mi?

    Öncelikle bu borçlanma işleminin başından sonuna kadar olan süreci incelemek önemli diye düşünüyorum. Böyle olunca herkes bu sorunu kendi özgül durumuna göre daha rahat kavrayabilir. Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Kredi ve Yurtlar Kurumu, her sene sonbaharda burs ve öğrenim kredisi başvurularını açıyor. Başvuru sonucunda Kurum, kime burs kime kredi vereceğine karar veriyor. Kredi almaya başlayanlar KYK’nın imzalanmasını istediği taahhütnameyi  noterde imzalayıp bir de ortalama borç miktarı yazılı bir senet olarak da bono imzalıyor. Evraklar KYK’ya gidince öğrenim kredisi de belirlenen tarihten itibaren öğrenci adına aylık olarak, KYK tarafından açılan Ziraat Bankası hesabına yatırılmaya başlanıyor. Bir de burs alanlar var. Bu burslar adı üstünde geri ödemesi olmayan karşılıksız olarak verilen bir bedel. Fakat KYK Kredi Yönetmeliği’ne göre üniversite tarafından KYK’ya burs alan öğrencinin “başarısız” olduğuna dair bir yazı gidince burs da öğrenim kredisine dönüştürülüyor ve borç olarak işlemeye başlıyor.

    Öğrenim kredisi borçlarının vadesi kişinin öğrenimini bitirdiği tarihten iki yıl sonra başlıyor. Bu vadelere uyulmadığı takdirde de gecikme faizi ile beraber bu borç katlanarak artıyor. Ülkemizde bir üniversite mezunu, mezun olur olmaz iş bulamayabiliyor ya da bulsa da kıt kanaat geçinecek kadar bir gelire sahip oluyor. Dolayısıyla yüzbinlerce insan borcunu vadesinde ödeyemiyor. Kişi , borcunu ödeyemedikçe borç da katlandığı için geliri bir sene sonra artsa bile borç da arttığı için yine ödemekte zorlanıyor. Bugünkü tablo bu nedenle vahim. Yüzbinlerin üzerinde bile borç altında insan olabilir.

    Borçlar vadesinde ödenmediğinde KYK bu borcun, yani bir diğer deyişle amme alacağının tahsil edilmesi amacıyla vergi dairesine devrediyor. Burada  vergi dairesi tahsil dairesi sıfatıyla iş görüyor. Bu işi yaparken borçlunun resmi ikamet adresine belli olmayan bir zamanda ödeme emri gönderiyor, bu borcu 15 gün içinde öde ya da ödeme emrini iptal etmek için dava aç diye. Ödeme emrinin iptali davasını açmak da vergi dairesinin icra işlemlerini durdurmuyor, mahkemeden durdurulmasını talep etmek lazım, mahkeme durdurulmasına karar vermezse veya kişi bunun iptali için dava açmazsa artık vergi dairesi haciz işlemi ile borçlunun banka hesaplarına bloke koyabilir, taşınmazı varsa haciz koyabilir, aracı varsa haciz koyabilir. Kısaca her türlü var olan ve olacak olan malvarlığına haciz koyabilir. “Acaba bu borçtan dolayı yurtdışına çıkmakta sorun yaşar mıyım, engel olur mu?” diye sormak için danışanlar da oluyor ama engel olmaz, herhangi bir sorun teşkil etmez.

    KYK borçlarının affedileceğine dair her dönem söylentiler çıkıyor. Bunun olma ihtimali var mı?

    Teorik olarak bu borçların affedilmesi mümkün fakat bunun olabileceğini söylemek çok iyimser olur. Lisans eğitimim sırasında Vergi Hukuku hocamız,  “Şu hayatta iki şey kesindir” derdi, “biri ölüm, diğeri vergiler.” Tabi koca holdinglerin milyonlarca liralık vergi borçlarına “uzlaşma” ile af benzeri indirimler getirilebiliyor ama koca holding değilseniz biraz zor. Sizin için vergi borçları neredeyse kesin. Mesela vergi hukukunda beş yıllık tahsil zaman aşımı vardır. Yani vergi dairesi beş yıl boyunca borcu tahsil edemezse borç zaman aşımına uğrar ve artık tahsil edilme imkanı kalmaz. Fakat vergi dairesi kendi kendine küçük miktarlarda ödemeler yaparak bu borçların zaman aşımına uğramasını engelleyebiliyor. Böylesi uygulamalar da var.

    Şirketlerin borcu silinebiliyorsa KYK borçları da silinebilir

    Eğer meseleye kamu yararı açısından bakacaksak, kamunun alacaklarını tahsil etmesi önemli ama az önce bahsettiğim holdingin vergi borçları kadar önemli. Şu anda mevcut bütün KYK borçları en çok vergi borcu silinen 10 şirketin borcu kadardır. Eğer kamu bu borçları silerken zarara uğramıyorsa KYK borçlarını silerken de uğramayabilir. Dolayısıyla yine tekrar edeyim teorik olarak, evet mümkün.

    KYK bursu krediye dönenlerle ilgili bir hukuki süreç başlattınız bu süreç ne durumda? Çıkacak sonuç emsal teşkil edecek mi?

    Benim başlattığım hukuki süreç dediğiniz gibi bursu krediye dönenlerle ilgili. Bir tarihte okulumdan KYK’ya başarısız olduğuma dair yazı gitmiş ve aldığım burs krediye çevrilmiş. Fakat aldığım burs, Ziraat Bankası tarafından verilen aynı karta, her ayın aynı gününde ve aynı miktarda yatıyordu. Bana da hiçbir şekilde tebligat yapılmamıştı. Yani aslında KYK iki tane idari işlem yapıyor, önce bursumu kesiyor, sonra kredi bağlıyor ve bu iki işlemi de bana hiçbir şekilde haber vermiyor. Ta ki ödeme emri bana tebliğ edilene kadar. Bu sadece bana değil bursu krediye çevrilen herkese aynı şekilde uygulanıyor. Danıştay’ın verdiği kararlar da var, idarenin sübjektif işlemleri (kişiye özel işlemleri), tebliğ edilmezse hukuki sonuç doğurmaz. Genel  hukuk kurallarımız da bu yönde, içtihatlar da bu yönde. Yani düşünün birisi size borç vermiş ama başka bir ad altında vermiş, siz borç olduğunu bilmiyorsunuz, borç almak istememişsiniz, borcu ne zaman aldığınızı bilmiyorsunuz, ne zaman ödeyeceğinizi bilmiyorsunuz hatta hangi tarihten itibaren bu paranın borca döndüğünü bilmediğiniz için, ne kadar borç aldığınızı bile bilmiyorsunuz. Böyle bir şey olmaz. Ben de bu nedenle ödeme emrinin iptali davası açtım.

    “Bakanlık usülsüzlük yaptıını zımnen kabul etti”

    Yerel mahkeme beni haklı buldu ve ödeme emrini iptal etti. İstinaf süresi dolmak üzereyken Bakanlık önce yönetmelikteki ilgili maddeleri değiştirdi, yani usulsüzlük yaptığını zımnen kabul etti sonra davaya müdahil oldu ve istinaf başvurusunda bulundu. Bölge İdare Mahkemesi de bir paragraflık gerekçe bile denemeyecek bir gerekçe kesin olarak davayı reddetti. Dolayısıyla haksız bulundum. Karar kesin olarak verildiği için başka bir hukuk yolu da kalmadı. Ben de Anayasa Mahkemesi’ne başvurdum. Şu anda dosya Anayasa Mahkemesi’nde. Oradan gelecek kararı bekliyorum. Olumlu olacağını düşünüyorum.

    Gelen karar tabii ki benim durumumda olanlar için emsal bir karar olacak. Bu kişilerin sayısı da az değil. On binlerce insan var. Bana bu davadan sonra danışmak için başvuran sayısı binleri aşıyor. Bence zaten Bakanlığın dosyaya son dakikada müdahil olması da bu yüzden. Hem emsal bir karar olacak hem de KYK kredi borçlarını gündeme getirecek ve insanlar bu borcun meşru olup olmadığını sorgulamaya başlayacaktı. Anladığım kadarıyla “Haksız da olsak bir şekilde bu paralar alacak olarak kaydedilmiş, tahsil edelim, kamu zarara girmesin” diyorlar. Hukuka uygun olmasa bile çok mühim değil yani.