• Ali Babacan: Partiyi 2020’nin Şubat ayında kuruyoruz
    10 Eylül 2019

    AKP’nin kurucu üyelerinden olan ve parti tarafından en uzun süre bakanlık görevi verilen Ali Babacan, partiden ayrılmasının ardından ilk kez konuştu. Karar gazetesinden Ahmet Taşgetiren ve Yıldıray Oğur’a konuşan Babacan, siyasi geleceğine ve yeni kurulacak partiye ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

    “Abdullah Gül destekliyor, Davutoğlu ile perspektifimiz farklı”

    Yeni kurulacak partiye ilişkin soruları yanıtlayan Babacan, partinin kimler tarafından desteklendiği sorularına da açıklıkla yanıt verdi. Eski cumhurbaşkanlarından Abdullah Gül’e yönelik soruya “Abdullah Bey çalışmalarımıza destek veriyor. Bilgi ve tecrübelerinden istifade ediyoruz. Ama hukuki ve siyasi sorumluluk kimdeyse, nihai yetkinin de o insanların üzerinde olması gerekiyor” yanıtını veren Babacan, Ahmet Davutoğlu ile ilgiliyse, “Ahmet Bey ilmine saygı duyduğumuz ve sevdiğimiz biri. Ancak siyasetteki önceliklerimiz, izlediğimiz yöntem ve üslup oldukça farklı” ifadelerini kullandı.

    “Başkanlık sisteminin faydasından çok zararı olacağını düşündüm”

    Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi hakkında da konuşan Babacan, “Referandum kampanyasında aktif görev almam istendi. Ben reddettim. Artısıyla eksisiyle değerlendirildiğinde, Türkiye için faydasından çok zararı olacağına inandım” dedi. Meclis’in güçlü olması gerektiğini söyleyen Babacan, “Yani bir yandan bakıyorsunuz 50+1’i alan yürütme organının başında olabiliyor. Fakat Meclis’te yüzde 80, yüzde 90 gibi çok yüksek temsil oranları var. Orada herkes var. Dolayısıyla hangi sistem olursa olsun, Meclis’in güçlü olması lazım. Meclis’in denetim fonksiyonunun çok iyi çalışıyor olması lazım” dedi.

    “Kürt sorunu bizim en önem verdiğimiz konulardan biri”

    Türkiye’de Kürt sorunun sosyal, ekonomik ve güvenlik boyutlarının olduğunu belirten Babacan, Kürt sorunun çözmek için de yeni bir stratejiye ihtiyaç duyulduğunu belirterek, “Bizim en önem verdiğimiz konulardan biri Kürt sorunu. Konuyu sadece güvenlik boyutuyla ele almak yanlış olacaktır. Herkesin doğuştan gelen bazı hakları var. Bizim Kürt vatandaşlarımızın da, Alevi vatandaşlarımızın da, başka farklı grupların da sorunları var. Bunlardan kaçamayız. Samimi bir çabayla bu sorunların üzerine gitmemiz gerekiyor” dedi. Kayyumlar konusundaki fikri sorulan Babacan, “Seçilmiş bir insanı görevinden alabilecek bir gücün sadece ve sadece hukuktan güç alan bağımsız yargıda olması lazım. Çünkü halkın iradesi demokrasilerdeki en önemli güç. Seçilmiş bir insandan bahsediyorsunuz. Seçilmiş bir insan orada sadece bir fert değil. Onun arkasında ona oy veren bazen on binler, bazen yüzbinler bazen milyonlar var. Seçmenin iradesine saygı göstermek gerekiyor. Aksi takdirde demokrasinin tam da özüne zarar vermiş oluyorsunuz. Halkın iradesini dengeleyebilecek güç ancak bağımsız yargı olabilir” ifadelerini kullandı.

    “Korku siyaseti yapmayacağız”

    Geniş bir ekiple çalışmalara başlandığını belirten Ali Babacan, parti kurulurken tüm çevreleri kucaklama ve birlikte hareket etme kararı aldıklarını belirtti. Babacan, “19 Şubat’ta bu çalışmayı başlatma kararı aldık. Bu yılın başında.  Ümit siyaseti artık yapılmıyor Türkiye’de. Türkiye’de korku siyaseti yapılıyor. Epeyce de kimlik siyaseti yapılıyor. Türkiye’nin ihtiyacı bu değil. Türkiye buradan düzlüğe çıkamaz. Türkiye’nin geleceği için yeniden samimi bir şekilde çalışmaya ihtiyaç var. İnsanların geleceğe ümitle bakabilmesi lazım. Biz ümit siyaseti yapacağız, korku siyaseti yapmayacağız” dedi.

    “Düşündüklerini söyledikleri için insanların cezalandırılması kabul edilemez”

    Ülkedeki demokrasi ve özgürlükler sorununa da değinen Ali Babacan, ” sivil toplum temsilcilerinin, aydınların, akademisyenlerin, gazetecilerin ve siyasetçilerin sadece düşündüklerini ifade ettikleri için özgürlüklerinin kısıtlanması kabul edilebilir bir şey değil. Gerektiğinde, tutuksuz yargılanma diye bir yöntem de vardır. Bu konular ülkenin itibarına büyük zarar veriyor. Ülke için bir yüktür, demokrasi için bir yaradır. Basın özgürlüğünün, düşünce ve ifade özgürlüğünün olmadığı bir ülkede sorunlar açıkça konuşulamaz. Konuşulamayan sorunlar da çözülemez. Ekonomi de bu ortamdan olumsuz etkilenir” ifadelerini kullandı.