• “AKP siyaseten bitti, dağılma başlayacak”
    19 Nisan 2019

    17 günlük seçim maratonu İmamoğlu’nun mazbatasını almasıyla son buldu.Ama yarışın son bulduğunu söyleyemeyiz. YSK, AK Parti’nin olağanüstünü itirazını değerlendirecek ve İstanbul’da seçimlerin yenilenmesi ya da mazbatanın İmamoğlu’nda kalmasına karar verecek.
    Peki bundan sonra ne olacak, bu süreçten AK Parti nasıl etkilenecek, YSK ne karar verecek tüm bunları Siyaset Bilimci Ali Haydar Fırat’a sorduk.

    ESRA KOÇAK MAYDA

    İmamoğlu dün itibari ile mazbatasını alarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. 17 gün sonra. Şimdi ise gözler YSK da. YSK bugün de bir karar verebilir 3 ay sonra da. Siz YSK’dan nasıl bir karar bekliyorsunuz?
    Sayın İmamoğlu’nun mazbata alması gecikmiş bir durumdur. Buna yönelik itiraz ise hukuk dışıdır. Ancak ortaya çıkan tablo, hukuki durum, toplumsal vicdan ve siyasal akıl bu seçimlerin iptali için bir gerekçe oluşturmamakta ve Ekrem İmamoğlu’nu meşru bir biçimde oraya taşımıştır.

    YSK’nın içtihatlarına bakıldığında seçimlerin iptalinin mümkün olmadığı da görülmektedir.

    Dün itibariyle İstanbul Ekrem İmamoğlu’nu bağrına basmıştır. Türkiye’nin her tarafında müthiş bir coşku, umut ve sevinç ortaya çıkmıştır. Bu demokrasinin zaferidir ve kazanımıdır. Tersi bir durum demokrasinin, milli iradenin ağır bir darbe almasına neden olacaktır ki bu ihtimal zayıftır.

    Dünden önce yaşananları hatırlayalım. Mazbatayı itiraz diye bir şey söz konusu değilken yeni bir şey icat edildi ve mazbataya itiraz etti AKP. Oyları tekrar tekrar saydırdı. Ortada yasaya göre “somut gerekçe” olması gerekirken ellerinde bu somut gerekçe olmadığı için yalnızca geçersiz oyları saydırabildi. Ama yine de YSK birçok yerde AKP’nin istediği gibi davrandı ve tüm oyları saydırdı. Baktılar ki değişen bir şey yok bu sefer de olağanüstü itiraz yolunu denediler. Şimdi kaybedilmiş bir seçimi nasıl geri çevirebiliriz üzerinden senaryolar yazılıyor. Bilinmelidir ki bu da tutmayacak ve YSK umuyorum halkın taleplerine kulaklarını tıkamayacak.

    AK PARTİ SİYASETEN BİTTİ

    Bu seçimi diğer seçimlerden farklı siyasi sonuçları olacaktır zannediyorum iktidar kanadında. AKP’de nasıl bir kırılma yaşanacak sizce, önümüzdeki günler nelere gebe?
    AKP’nin içerisine çatlaktan bahsediliyor uzun süreden beri. Binali Bey ve ona yakın isimler bu gergin sürecin artık bitmesi gerektiğini düşünüyorlar.  Ama bir taraf da İstanbul’daki rantı, İstanbul sosyolojisine müdahale edecek kadar çok ciddi imkanları yitirmemek adına bu süreci devlet zoruyla, iktidar zoru ile elde tutmaya çalışıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Seçimden sonra adreslere gidip Siz burada mı oturuyorsunuz oy kullandınız mı diye sordu başka bir seçim yok bizim demokrasi tarihimizde böyle bir şey yok bu Türkiye’nin demokrasi tarihine iktidar tarafından geçirilmiş bir  seçim oldu. “İktidar bir seçim kaybetti ve bunu hazmedemedi. Bu nedenle de bir hukuk garabeti işledi” diye alacak insanlar.

    Benim nazarımda şöyle bir tablo var, AK Parti siyasetinin artık bir şey üretmediğini hatta siyaseten bittiğini, devlet eliyle, gücüyle ve kaynakları ile ayakta  kalmaya çalışan bir partiye dönüştüğünü görüyorum. Bir zamanlar kendisinin eleştirdiği o statükocu ya da vesayet rejimi dediği bir yapıya dönüştü. Asker, polis ve yargıyı da içine alan bir parantez oluşturdu ve “ben bu parantezin içerisinde bir devlet yarattım onu da istediğim gibi yönetirim” dedi. Ancak, toplum kendisini uyardı: “Senin bana verdiğin söz bu değildi” dedi ve “benim başka bir tercih yapmam gerekiyor” dedi. Bu nedenle İstanbul seçimleri bir kırılma seçimidir, daha geniş söylersek 10 büyük şehrin altısının muhalefet kanadına geçmesi bir kırılmadır. Kabul edelim ya da etmeyelim dipten bir dalga geldi ve o dip dalga da şunu söylüyor:  İnsanlar daha demokrat, daha özgür, daha katılımcı bir ortamda yaşamak istiyorlar. Mesele şu ki iktidar bu sonucu görmek istemiyor.  Ben yakın vadede iktidarın bu iç çalkantılarının daha da büyüyeceğini,  farklı siyasal aktörlerin ortaya çıkacağını düşünüyorum. Zaten bu siyasal süreçlerin gereği olarak ortaya çıkacaktır bu siyasal aktörler.  Bu anlamıyla iktidar bu sonuçla yüzleşmek durumundadır.

    CHP BİR UMUT OLABİLİR

    Farklı siyasi aktörler demişken, hem eski başbakan Ahmet Davutoğlu’nun hem de eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün başkanlığında iki yeni parti kurulması Ankara kulislerinde konuşuluyor. AKP içersindeki o çatlaklardan sızan sular bu partilere akar mı?
    Aslında Türkiye’deki siyasal partiler ülkenin siyasal sorunlarına çözüm üretme vaadiyle gelip, çözüm üretemiyorlar . 15-20 yıllık bir iktidar deneyimleri oluyor ve sonrasında dağılıp, parçalanıp, yok oluyorlar. Daha major bir planda  siyasal islamın Türkiye’de ve dünyada bittiğini düşünüyorum. AK Parti bunun Türkiye’deki temsilcisi. Dolayısıyla o siyasal söylemeyin, hareketin, tarzın bir inandırıcılığı daha da ötesinde topluma verebileceği bir şey kalmadı. Yani diyebiliriz ki bu siyasal İslam boyutu kapandı.  Yeni çıkacak aktörle de daha Seküler daha çağdaş ya da daha modern bir görüntüyle gelecekler, daha merkeze yakın bir söylem ve kadroyla çıkacaklar. Ahmet Davutoğlu ayrı bir parti kuracak, Abdullah Gül ve Ali Babacan ekibi ayrı bir parti kuracak. Bu da bize aslında AK Parti’nin kendi içerisinde bütünsel bir parti olmadığını, burada bir ayrışmanın söz konusu olduğunu ve bu ayrışmanın içerisinden çok farklı partiler ve aktörlerin çıkabileceğini söylüyor. Çünkü Türkiye’deki hem sermaye yapısı hem sınıf yapısı ve güç giderek çok belli yerlerde toplanıyor. Daha önce birlikte yol yürüdüğü insanlara bile pastadan pay  vermiyor. Bir boyutu bu. İkincisi ise, siyasal olarak kendisine en ufak bir eleştiri getirenlere bile siyaset yapma imkanı tanımıyor. Ama bu insanlar elbette ki farklı mecralarda siyaset yapıyorlar ve kendilerinden beklenen talepleri dile getiriyorlar. Örneğin Bu cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde hiç kimsenin tanımadığı bilmediği birtakım isimler bakan yapıldı. Bu da parti içinde farklı tartışmalar yarattı: “O zaman biz neden siyaset yapalım, bakan da olamayacaksak”. Hedef neydi partinin iktidarı olması, milletvekili olmak ve daha sonrasında bakan olmak. Bunun olmadığını ve artık olamayacağını gördü AK Parti içerisindekiler . AK Parti bizatihi kendisi Bürokratik oligarşisini oluşturdu.  İnsanlarda bundan çok ciddi rahatsızlık duyuyorlar ve başka türlü bir siyasi kamplaşma ortaya çıkması kaçınılmaz.

    Ali Babacan’ın partisinin ismi belli oldu

    Ancak Türkiye’nin beklediği bu mudur?  Bence değildir. Başta söylediğim gibi Türkiye’nin tarihsel problemleri var, hem ekonomik olarak hem siyasi olarak. Bunlara çözüm üretecek ciddi bir liderlik, ciddi bir örgütsel, bir kurumsal yapı lazım.  Bunu yapabilecek olanlarında, iktidarın zamanında yol yürüdüğü insanlardan olabileceğini düşünmüyorum. Sadece Ali Babacan üzerinden yapılan pazarlama ya dikkat çekmek isterim. Ali Babacan sermaye çevrelerine güven veriyor dolayısı ile geldiği zaman bir tür Kemal Derviş modeli ile gelecek,  Yurt dışından para bulacak. Ancak bulduğu b u para Türkiye’nin içerisinde bulunduğu borç sarmalından çıkmasına yetmeyecek.
    Türkiye’nin bu borç sarmalından kurtulacak yeni bir siyasal, ekonomik modele ihtiyaç var.

    Özetlersek, AK Parti yapısı dağılmak üzeredir ve bunun içinden çok farklı siyasetler çıkacaktır.  Emin olun CHP’ye de, İYİ Partiye’de, HDP ve MHP’ye de giden olacaktır buralardan. Bu saatten sonra ben AK Parti’nin çok  tutunabileceğini düşünmüyorum. Çünkü bir muhalefet deneyimi yok,  iktidar nimetleri ile ayakta kalan parti bunlar elinden alınmaya başlandığında mutlaka yıkılacaktır.

    Yıldırım: Kaybettik, ne yapalım, kısmet değilmiş

    Burada CHP’nin tavrı çok önemlidir.  CHP bu büyük kentleri çok iyi yönetirse,  geniş toplumsal kesimlerin teveccühünü kazanırsa,  herkese adil ve eşit bir biçimde hizmet götürürse,  çok başka bir model ile karşı karşıya kalırız. Türkiye’nin yeni bir tür siyasete ihtiyacı var demiştik bu yeni tür siyaset için umut olabilir CHP. AK Parti bu yeni tür siyaseti yürütecek parti olmaktan çıkmıştı, yorulmuş, kendini tüketmiştir. Artık iş sadece rantların etrafında dönen bir yapılaşmaya doğru gitmektedir.  Bu da başta kendi içerisinde olmak üzere geniş kesimlerin son derece tedirgin etmektedir.

    AKP’DEKİ “TEMİZLİK” MUHALİF YAPIYI GÜÇLENDİRECEKTİR

    AK Parti Lideri Erdoğan MKYK toplantısı öncesinde kimsenin gözünün yaşına bakmayacağım demişti. Yani buradaki yenilenme de kurtaramayacak AK Parti’yi diyorsunuz.
    Bu beraberinde yeni insanların tasfiyesini getirecek. Bakıyorsunuz bu tasfiye edilen insanlar zamanında bakanlık, başbakan yardımcılığı yapmış insanlar. Bu “temizlik” oluşacak muhalif yapıyı güçlendirecektir. Ayrılan, kovulan, mental yorgun diye istifa ettirilen bu insanlar bir yerde toplanacaktır.

    YSK İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini yenileme kararı verirse CHP’nin tavrı ne olur? Bir boykot ya da başka bir protesto tavrı çıkar mı ortaya? Seçim yenilenirse sonuç ne olur?

    Birincisi seçimin yenileneceğine çok ihtimal vermiyorum. İkincisi seçim yenilenirse Binali Bey’in kazanacağına çok ihtimal vermiyorum. Çünkü geçen gün kendisi bir basın toplantısı yaptı ve ona ‘siz aday mısınız tekrar’ diye sordular, ‘YSK’nın tavrını görelim’ dedi. Normalde çok istekli, çok arzulu bir aday olsa “ben her türlü adayım bu seçimi alacağım” derdi. Muhalif kesimler seçimlerden önce Binali Yıldırım’ın çok az bir farkla kazanacağını söylüyorlardı. Şimdi Ekrem İmamoğlu kazandı. Emin olun bu tabloyu gören birçoğu sandığa gitmeyen insanlar, o kadar canhıraş çalışacak ve mücadele edecekler ki, Ekrem İmamoğlu tekrar çok büyük bir farkla kazanacaktır diye düşünüyorum.

    YSK İstanbul için toplanıyor

    Velev ki, bunlar olmadı bu AKP için bir Pirus zaferi olur. İstanbul’u alması siyasal ömrünü biraz uzatabilir ama siyasal meşruiyet tartışmalarını gündeme getirir, hem Türkiye’de hem de yurtdışında insanların bu partiye bakışı daha da negatif bir noktaya kayar . Bu artık AK Parti için sürdürülebilir bir şey değildir. Yani seçimlerin yenilenmesi siyasal bir yanlış olur onlar açısından, kazanacağını düşünebilir ama aslında çok daha büyük bir kayba doğru giderler.

    CHP burada tabii ki öncelikle hukuk içersinde o mücadeleyi sürdürür. Anayasa Mahkemesi, YSK, AİHM’e kadar gider bu süreç. Bu ciddi anlamda çok ağır bir hak ihlali olur, bunun giderilmesi noktasında her türlü çabayı, mücadeleyi gösterir. Bu CHP’ye inanılmazın ötesinde büyük bir destek ve güç olarak geri döner. Bence bu AK Parti’nin siyasal ömrünü daha da kısaltır. Çünkü o saatten sonra oluşacak demokratik dinamik İstanbul’un alınması yönünde çok daha büyük bir mücadele verecektir.

    Bu yalnızca yurt içinde değil yurt dışında da Türkiye’nin imajını zedeler. Sermaye bağımlısı bir ülke iseniz bu imajla sermaye getirmeniz mümkün olamayacaktır.Sermaye getirmediğiniz zaman ülkenin çarklarını döndüremezsiniz. Bu yüzden de iktidarın seçimin yenilenmesi gibi hayati bir hataya düşmeyeceğini düşünüyorum.

    BU HALKLA İNATLAŞMA TÜRKİYE’DE HEP GERİ TEPMİŞTİR

    Siz aynı zamanda belediyeciliği bilen bir isimsiniz. Erdoğan’ın “onlar başkanlıkları alırlarsa alsınlar ilçeler, belediye meclis üyelikleri bizde” sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz. Gerçekten iş yapılmasına engel midir bu çoğunluk azınlık meselesi?
    Ankara’da mesela iyi bir sınav veremedi AK Partililer. İlk toplantıda Sayın Mansur Yavaş’ın bütün yetkilerini almak istediler. Çıkarmak istedikleri yasalar bu tehdvari sözler aslında halkla inatlaşmaktan başka bir şey değildir. Brecht’in şiirinde söylediği gibi : “Durduramayacaklar halkın çoşkun akan selini” diyor ya, bu böyle bir mesele. Hukukla bir toplumu dizayn edemezsiniz. Bir noktaya kadar getirdiler ama bu kadar. Hatırlayalım ANAP zamanında ilçe belediye modelini yarattılar daha fazla belediye kazanmak için. AK Parti ne yaptı, kentlerin çeperlerinde yaşayan insanlar daha muhafazakar biz bu insanların oylarıyla ömür boyu büyükşehirleri kazanırız diye baktı. Ama bakın olmadı.
    Siyaseten söyleyecek bir şeyiniz kalmamışsa bir tür siyasal ölüm yaşıyorsanız herhangi bir şey artık sizi kurtaramayacaktır. İstediğiniz yasayı yapın, istediğiniz yetkileri alın, bütün devlet zaten sizde elinizde tüm yetkiler var zaten. Bu halkla inatlaşama her defasında Türkiye’de geri tepmiştir.

    Büyükşehirlerdeki belediye meclislerinde başlangıçta bir takım güç gösterileri olacaktır ama Türkiye’nin değişen siyasal yapısı ile birlikte daha önce söylediğimiz gibi AK Parti bir bütün olarak kalmayacak dolayısıyla meclis dengesinin değişeceğini düşünüyorum.

    Velev ki değişmedi. Önümüzde bir Yılmaz Büyükerşen örneği var. Yılmaz Hoca yıllardır AK Parti’nin çoğunlukta olduğu belediye meclisi ile kenti yönetiyor. Eskişehir Türkiye’nin en güzel en modern şehri oldu Yılmaz Hoca sayesinde. Bu insanlar hangi partiden seçilirse seçilsin kent halkına karşı borçlular. Kentin yararına olan kararları çıkarmak uygulamak durumundalar. Bu Türkiye’de yerel demokrasinin güçlenmesi için iyi bir fırsat. Burada halk muhalefeti AK Parti’ye iktidarı CHP’ye vererek bir güçler dengesi oluşturdu. Burada toplumun yaptığı muazzam bir mühendislik. Bu toplum mühendisliğini doğru okumak ve halkın yararına yönetmekten başka bir şey yapılmamalı artık.