AKP iktidarının Orta Doğu ve İran’la ilgisi var mı?

Ekonominin temel göstergelerini uzun boylu incelemek bir yana bırakalım. Tek başına işsizlik oranları bile AKP’yi iktidardan ayrılmak zorunda bırakacak kadar yüksek. 

İdidalı ama geri dönüşleri neredeyse imkansız büyük yatırımların tartışılmaya başlaması. Tahsil edilme oranları giderek düşen ama aşırı yükseltilen vergiler. Ödenemeyen yakıt ve elektrik faturaları. Hızla artan temel gıda maddelerinin fiyatları. AKP’yi giderek ülkeyi yönetemez konuma getiriyor. Ama bir türlü geri adım da atmıyor izlenimi uyandırmaya çalışsalar da, bu gelişemelerin farkında olmamaları düşünülemez.

Öyle olmasa; durduk yerde Kanal İstanbul’u gündeme getirerek, hormonlu büyüttükleri sınırlı sayıda müteahitleri besleme kaygısı bir yana gündem değiştirme çabalarına kalkışılar mı sanıyorsunuz? 

Ya da kendi içlerinden çıkan Davutoğlu ve Babacan’ın siyasal hareketliliklerinden endişeye kapılmasalar, durduk yerde  İstanbul’daki bazı tartışmalı tarikatçılarla çekilmiş boy boy fotograflara ihtiyaçları olur muydu?

AKP için karabasana dönüşmüyor

Dış politikada izlenen İhvan taklitçiliğine dayalı Sünni temelli Vahabi yaklaşım, ABD’de Rıza Zarraf ile başlatılan yargı sürecinin giderek Demoklesin Kılıcı’na benzemesi, AKP için karabasana dönüşmüyor. 

Şimdilik.

Aslında AKP’yi giderek azalan halk desteğine karşın –şimdilik- iktidarda tutan en önemli etken, muhalefetin yetersizliği ya da beceriksizliği değil.

Ortadoğu’daki son günlerde tırmanan ABD-İran gerginliğidir. Irak’ın işgaliyle başlayan, Suriye’yi; Golan Tepeleri ve mevcut petrol kaynaklarını ele geçirmek amacıyla iç savaşa sürükleyen ve sonuçta bölge ülkelerinin sınırlarını yeniden çizmeyi amaçlayan BOP’un kusursuz uygulanabilmesi bir süre daha AKP’nin iktidarda kalmasına bağlı.

Çelişkili görünse de ABD ve müttefiklerinin bu planı hayata geçirmelerini engelleyecek kapasitedeki tek ülke Türkiye.  

İslamcı gibi görünen Batı karşıtı söylemlere karşın, Bölgede İsrail ve çok uluslu petrol şirketlerinin isteklerini yerine getirmekte bir an bile duraksamayan AKP iktidarında; zaman zaman Rusya ile dengelenmeye çalışılan ABD baskısının etkilerini hissetmemek söz konusu değil.

İran-ABD restleşmesinde AKP’nin son tahlilde İslami kaygılarla İran’ı tutması ise bu çizgide eskilerin deyimiyle “eşyanın tabiatına aykırı”.

İran üzerindeki baskının gerçek nedeni ise ABD’nin dünya kamuoyunu oyalamak amacıyla ileri sürdüğü gibi, “demokrasi”yi kurtarmak değil. Çin’in enerji ihtiyacının yarısından fazlasını karşıladığı Ortadoğu’da egemenliği yitirmemek. 

Çin; petrol ve doğalgaz ithalatının üçte birinden fazlasını İran’dan karşılıyor. Üstelik satışlarını ABD’nin Bretton-Wood Anlaşması’na dayanarak direttiği biçimde dolar yerine, başka para birimleriyle gerçekleştirmeye başlaması ABD’nin yüreğini hoplatıyor olmalı.

Trump’ın iktidara gelmesinin ardından başlattığı, ABD’ içindeki üretimi destekleme amaçlı önlemlerin başarısı; dış ticaret açığı verdiği ülkelerin rekabet avantajlarını ellerinden almasına bağlı. 

Bunun yolunun Çin’in enerji girdilerini arttırmaktan geçeceğini söylemeye gerek var mı?

Kara savaşı ve daha fazlası çok güç

Görünen; ABD’nin İran’daki rejimi zorlaması Ukrayna uçağının düşürülmesi üzerinden kurulacak baskılarla sürecek. Gerginlik anında nükleer kapasitesini yok edecek bir bombardıman sürpriz sayılmaz. Kara savaşı ve daha fazlası çok güç. 

Rusya; bu aşamada Kafkaslar’da elinin altındaki Azerbaycan’ın, daha fazla nüfusa sahip İran Azerbaycan’nından gelecek göç dalgaları karşısında, uzun süre elinin altında  kalamayacağını bilecek kadar deneyimli diplomatlara ve devlet geleneğine sahiptir.

Lübnan’da protestoları sürdüren halk ‘öfke haftası’ ilan etti

Kılıçdaroğlu: Türkiye’nin politikasını Saray değil Putin belirliyor

Bahattin Yücel Kimdir?

Bahattin Yücel 1949 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. Turizm sektörünün her kademesinde 40 yılı aşkın hizmet verdi. TÜRSAB Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği Genel Sekreterliği (1978-1983), Dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı (1983-1987), 3 dönem TBMM’de İstanbul Milletvekilliği (1989-1991),  19. ve 20. Dönem (1991-1999) Bayındırlık, İmar ve Turizm, Fail-i Meçhul Cinayetleri Araştırma ve Gazi Mahallesi Olaylarını soruşturan Özel Komisyonda üye olarak yer aldı. 54. T.C Hükümetinin Turizm Bakanlığı'nı üstlendi.